25 Kasım Farkındalık

Bugün 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele Günü! 25 Kasım-10 Aralık tarihleri arası, aynı zamanda kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin bir aktivizm kampanyasının yürütüldüğü tarihlerdir. Birleşmiş Milletlerin önderliğinde “16 Days of Activism Against Gender-Based Violence (25 November – 10 December) under the theme of Orange the World: #HearMeToo” olarak tâbir edilen 16 günlük aktivizm kampanyası “Dünyayı Turuncuya Boyayalım: #BenideDuyun” olarak Türkçeye çevrilmektedir. Bu kampanya için yapmanız gereken turuncu giymek olacaktır.

Aktivizm kampanyası “Gender-Based Violence” kavramı tüm toplumsal cinsiyet kavramlarını kucaklıyor. Yani cinsel kimlik ve eğilim ayırt edilmeksizin bu hareket, her şiddetin karşısında duruyor.

Dünyada her 3 kadından 1’i, Türkiye’de her 10 kadından 4’ü, ömründe en az 1 kez şiddete uğruyor. Dünya genelinde her gün 137 kadın, eşi ya da bir yakını tarafından öldürülüyor. Türkiye’deki beyaz yakalı kadınların %75’i en az 1 kez şiddete maruz kalıyor…

Halbuki Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’si nasıl olmalıydı? Kadına değer vere bir toplum olmalıydı. Her konuda olduğu gibi kadın konusunda da onu örnek almalıyız. Neden mi? Yaptığı devrimlerde her zaman kadınları savunan, onlara haklar tanıyan bir vizyon belirlemişti.

I. Tevhid-i Tedrisat Kanunu 1924

Eğitimin tek elden yürümesi kararlaştırıldı.
Eğitimde birlik sağlanarak karma eğitime geçildi. Bu sayede okullarda kız-erkek ayrımı sona ererek kız çocuklarının okula gitmesinin önü açıldı.

II. Medeni Kanun 1926

Ailede kadın-erkek eşitliği sağlandı.
Evlilikte resmi nikah zorunluluğu getirildi.
Evliliğin tek eşle olması esası getirildi.
Kadınlara istedikleri mesleğe girebilme hakkı verildi.
Mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın ve erkek eşitlendi.

III. Seçme ve Seçilme Hakkı

1930 yılında TBMM tarafından kadınların belediye seçimlere katılabilmesi onaylanarak, kadınlara ilk kez siyasi temsil hakkı tanındı.
1933 yılında kadınlara köylerde muhtarlık için seçme ve seçilme hakkı tanındı.
1934 yılında kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. Bu hak Avrupa’nın önde gelen pek çok ülkesinden önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan kadınlara tanındı.

Şimdi tüm bu haklar misliyle kadınlardan her alanda geri alınmaya çalışılıyor. Bunun yanında artık kadınlara yaşam hakkı bile tanınmıyor. Bir erkeğin istediğini yapmayan kadın ölümle, tecavüzle, tacizle burun buruna geliyor. Bunu değiştirmek, farkındalık yaratmak ve Ata’mızın izinden gitmek bizim elimizde. Kadın-erkek demeksizin sadece 16 gün değil her gün kadına şiddetle mücadele için aktivizme destek verelim. Ülkemizi yeniden kadına dostu olarak görelim!

 Av. Hazal Mintaş