50 adet “Anadolu Yavrusu” adlı okuma kitabı

Osmanlı, Tanzimat (1839) ’ın ilanından sonra eğitim-öğretim için bazı adımlar atar. İlk yenileşme hareketi askeri okulların açılması olur. Osmanlı askeri, Avrupalı subay ve asker gibi iyi yetişmelidir. Ayrıca eğitim dili Fransızca olan tıbbiye okulları açılır. Geleneksel tıp eğitimi de sürmektedir. Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasası olan Kanun-i Esasi (1876) ile de Osmanlı vatandaşları için eğitimin birinci kademesi zorunlu hale getirilir. Bu yeniden yapılanmada Namık Kemal, Ziya Paşa gibi aydınlar etkin olmuştur. “İttihat ve Terakki Cemiyeti de eğitimde; akılcılığın, bilimselliğin, meslek eğitiminin ve halkın ihtiyaçlarının göz önüne alınmasını”* isteyecektir. Gelinen noktada, o dönemde eğitim, iki ayrı zihniyetle temsil edilir durumdadır: halka oldukça uzak mektepliler, halkla yürüyen medreseliler.

İlginçtir ki, neredeyse iki asır öncesinin zihniyeti, 2020’nin Türkiye’sinde de var olmaya devam etmektedir. Bunun sonucunu, 2018’de başlayan ve sürmekte olan rejim değişikliği ile de görmüş bulunuyoruz.

Osmanlı’da eğitim konusunda bir başka başlık da yabancı okullardır. Yrd. Doç. Dr Mehmet Okur bu okulların durumunu şöyle vermektedir: “Yabancı okulların açılmasını kolaylaştıran en önemli etkenler kapitülasyonlar ve azınlıklara tanınan haklardı. I. Dünya Savaşı’nın başladığı dönemde sadece ABD ve Fransa’nın 1000’e yakın okulu faaliyet göstermekteydi. İngiltere, Almanya, İtalya ve Avusturya gibi devletlerin okulları da hesaba katıldığında bu rakam ürkütücü boyutlara ulaşmaktaydı. Bu okullar misyonerlik faaliyetlerinden başka, bağlı oldukları devletler lehine hareket edecek işbirlikçi yetiştiriyorlardı.”*  Yabancı ve azınlık okullarındaki faaliyetlerin ülkeyi parçalama faaliyeti olduğu bilinmektedir ve bu durum İtilaf Devletleri‘nin işgallerini kolaylaştırmıştır.

İstiklal Harbi başlamıştır. 15 Temmuz 1921’de Ankara’da Maarif Kongresi toplanır. Atatürk’ün, “çok büyük ve kanlı savaş” anlamına gelen “Melhame-i Kübra” ifadesi ile andığı Sakarya Meydan Muharebesi’ne sayılı günler kalmıştır. İşgal altında olmayan illerden çok sayıda kadın ve erkek öğretmen kongreye katılır. Mustafa Kemal Paşa da cepheden gelerek kongreyi açar. Atatürk’ün, “Bugün Ankara, Millî Türkiye’nin ‘Maarif Eğitimi’ni’ kuracak olan Türkiye kadın ve erkek Öğretmenler Kongresi’nin burada toplanmasıyla övünmektedir.”** cümlesiyle başladığı tarihî konuşmasından bazı satırlar verelim: “… Gelecek için hazırlanan vatan çocuklarına, hiçbir zorluk karşısında baş eğmeyerek sabırla çalışmalarını ve eğitimdeki çocuklarımızın ana babalarına da yavrularının eğitimlerini tamamlamak için her fedakârlığa katlanmaktan çekinmemelerini öneririm. … Silâhıyla olduğu gibi beyniyle de mücadele etmek zorunda olan milletimizin, birincisinde gösterdiği gücü ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur.” Mustafa Kemal, “Göreviniz çok önemli ve hayatidir.” sözleriyle öğretmenlere seslenir ve konuşmasını sonlandırır.

Diğer yandan, günün şartları ve yürürlükte olan kanunlara göre eğitim çalışmaları da sürmektedir. Prof. Dr. Sabahattin Özel, “Milli Mücadele’de Trabzon” adlı kapsamlı çalışmasında şöyle yazar; “22 Ekim 1921’de… Son oturumda, Tedrisat-ı İptidaiye Kanunu (geçici ilköğretim kanunu) gereğince vilayet tedrisat-ı iptidaiye meclisine üyelerden Hacı Ali Hafızzade Hakkı ve Alaybeyzade Faik (Trabzon) ve Hafız Mahmut Efendi (Akçaabat) seçilmişlerdi. Trabzon tüccarlarından Rizeli Murtazazade Dursun Efendi, Doğu Cephesi adına cephe idadi (lise) mektebi için İstanbul’dan getirtilen 50 adet “Anadolu Yavrusu” adlı okuma kitabının bedeli olan 25.000 kuruşu karşılamıştı.” (s.299)

Torunu olmakla onur ve gurur duyduğum dedem Dursun Murtezaoğlu’na ve dün, bugün, yarın; eğitime gönül ve katı verenlere, verecek olanlara selam olsun…Eğitim zincirine her daim yeni bir halka eklensin…

Canan Murtezaoğlu

 

*https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/31927
** https://www.atam.gov.tr/ataturkun-soylev-ve-demecleri/egitim-kongresini-acarken