Yazar: Vatandaş Okuması

Katlanmak zorunda mıyız?

 Ekonomi basınında “düşürülemiyor, enflasyon 16,2’den 17,14’e yükseldi” yazısını görünce ve piyasada, işletmeler nezdinde ekonomik konuların sürekli içinde olduğunuz için canınız sıkılıyor. Etrafınızda yaşanan olayları gördükçe, uygulanan ekonomi politikalarına karşı kendinizi tepki vermek zorunda hissediyorsunuz. Neden bazı şeyler hiç değişmiyor, anlamında! Amacımız siyaseti ya da siyasetçileri eleştirmek değil. Ama 1970 yılından itibaren Türkiye’deki enflasyon dönemine baktığımız […]

Evlere şenlik uygulamalar

Gün geçmiyor ki iktidarın evlere şenlik yeni bir uygulamasına şahit olmayalım. Akla, hayale gelmeyecek işlere imza atıyorlar; işte onlardan üç tanesi… Pandemi nedeniyle 17 günlük “tam kapanma” dediler. Nasıl kapanmaysa, herkes dışarıda… Sadece 65 yaş ve üstü vatandaşların hapis hayatı devam ediyor. Üstelik bu kez normal zamanlarda verdikleri dört saatlik dışarı çıkma serbestliği de yok. […]

Sabanla fetih yapanlar kazandığında

19. yüzyılın ikinci yarısında, Avustralya ve Amerika’da, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle başlayan işçi hareketleri zamanla gelişir ve neticede 8 saatlik iş günü birçok ülkede resmen kabul edilir. Böylece “işçilerin ortak bayramı” 1 Mayıs, “birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmaya başlanır. (1889) Osmanlı sınırları içinde, 20. yüz yılın hemen başında İzmir, Üsküp ve Selanik’te […]

Siyasetçinin secdesi

Din ve vicdan özgürlüğünü tanımlayan, “Ve de ki: ‘Gerçek Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkâr etsin.” (Kehf /Mağara,29) cümlesi, gerçeğin kaynağını belirterek sorumluluğu insana bırakır. “Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur.” diyen Atatürk’ün kurduğu ve laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde din ve vicdan özgürlüğü Anayasa (m.24) ile güvence altındadır. Dinin her türlü çıkar hesaplarından uzak […]

Hadi oradan Biden!

Her yıl Nisan ayı girdiğinde bizim siyasilerde bir telaştır başlar; Acaba ABD Başkanı bu yıl “soykırım” kelimesini kullanacak mı? Yıllardır hiç değişmedi bu endişe; “Ya kullanırsa!” Çok şükür sonunda ABD’nin 78’lik yeni Başkanı Joe Biden o kelimeyi kullandı; “Soykırım” dedi. 24 Nisan’da yaptığı konuşmada; “Her yıl bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni soykırımında ölenleri hatırlıyoruz ve böyle […]

“Kazandığımız an işte bu andır”, 19. Tümen (3)

18 Mart 1915’te, İngiliz ve Fransız filoları bütün kuvvetleriyle Çanakkale Boğazı’nı geçmek istemiş ancak yenilmişlerdir. Çanakkale Deniz Zaferi’nin sahibi, Mustafa Kemal’in komutanlığındaki 19. Tümen’in birlikleridir. Deniz yenilgisinin altında kalan İtilaf Devletleri; İstanbul’u almak için bu kez de kara yolundan yani, Gelibolu üzerinden giderek denemeye karar verirler. Mustafa Kemal, Deniz Zaferi’nden bir gün sonra, tüm birliklere […]

Vahdettin “soysuz” ve “alçak” mıydı?

Cumhuriyet tarihinde bunu da gördük! Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) nin 101. Kuruluş yıldönümünde, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat kaleme aldığı NUTUK kitabının dağıtılması yasaklandı. Yasaklama kararına İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Bakkal imza attı. Karar, Mersin Çamlıyayla Ülkü Ocakları’nın okullara Nutuk dağıtma talebi üzerine alındı. Müdürün öne sürdüğü gerekçe ise; Osmanlı Padişahı Vahdettin’e yönelik, “soysuzlaşmış, alçak” […]

23 Nisan ve çocuğun eğitimi

23 Nisan, Türkiye millî tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Mustafa Kemal, İstanbul’un işgali ve Mebuslar Meclisi’nin kapatılması üzerine 19 Mart 1920’de bir genelge yayımlayarak Ankara’da açılacak meclis için her sancaktan 5 vekil seçilmesini istemiştir. 23 Nisan 1920’de, yurdun her bölgesinden gelen 120 millet temsilcisiyle Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal, millet […]

23 Nisan 1920’nin notları

İstanbul’un, 16 Mart’ta İtilâf Devletleri tarafından fiilen işgali üzerine Mustafa Kemal: Valilere, komutanlara ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti şubelerine durumu bildiren genelgeyi gönderdi. Yabancı devlet temsilcilerine, Dışişleri Bakanlıklarına ve Millet Meclislerine protestosunu bildirdi. İslam âlemini bu “onur kırma ve tecavüz darbesi” nden haberdar etti. Komutanlardan, Ankara’da bir meclis toplanması hakkında görüş istedi. Ankara’da […]

23 Nisan’da çocuklarınıza NUTUK armağan edin!

Türkiye, dünyada çocuklara bayram armağan eden tek ülkedir. Atatürk, TBMM’nin 23 Nisan 1920’deki açılış tarihini, çocuklara bayram olarak armağan etmiştir.  İlk kapsamlı “Çocuk Bayramı” kutlamaları 1927’de Atatürk’ün himayesinde gerçekleştirilir.  Hikâyesi şöyledir: 1921’de Atatürk’ün talimatıyla Himaye-i Etfal Cemiyeti (HEC) kurulur. Cemiyet’in amacı Millî Mücadele sırasında savaşta yetim kalmış çocuklara bakmaktır. Aynı yıl Atatürk, HEC’in korumalığını da […]

Köy Enstitülerine giden yol

Köy; yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ve nüfus yoğunluğu bakımından kasabadan daha küçük ve geri olan kırsal yerleşme birimi olarak; enstitü ise, belirli bir amaç için oluşturulmuş organize bir kuruluş, mesleki bir kuruluş ve bazı ülkelerde de üniversitelerin bir parçası olarak tanımlanıyor. 1940 yılında, bu iki yapıyı/kavramı birleştiren olağanüstü düşüncenin zihniyet taşları nasıl döşenmişti? […]

Gazi Meclis’in 101. yılında gelinen durum

İstanbul’un işgali ve arka arkaya yayınlanan Dürrizade Fetvaları (İstanbul fetvaları) ile Atatürk ve beraberindekilerin geri adım atacağını zanneden İngilizlere ve Damat Ferit’e en güzel cevap, Ankara’da verilir; Türkiye Büyük Millet Meclisi açılır… İstanbul’un işgali esnasında baskından kurtulan son Osmanlı Meclisi’nin milletvekilleri ve de yeni seçilenlerle, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açılır. […]

Sayılarla Köy Enstitüleri

Atatürk; “Bilgi söz olmaktan çıkmalı, işe yaramalıdır.” demiştir. Köy Enstitüleri; varlığını 1946 yılına kadar sürdürmüş, sonrasında “Köy Öğretmen Okulları” na dönüştürülmüştür. “Köy Öğretmen Okulları” da 27 Ocak 1954 yılında kapatılmıştır. Kapatıldıkları yıla kadar; Köy Enstitüleri’nde 1.308 kadın ve 15.943 erkek toplam, 17.251 köy öğretmeni yetişmiştir. Köy Enstitüleri; 1940 yılında, ülkenin 21 bölgesinde kurulur. Cumhuriyet döneminde […]

Büyük Koleksiyoncunun Koleksiyonu

Bazıları, belirli sanatçıları yoğun bir biçimde destekler; takibe alır, her eserini koleksiyonuna katar, tutkusu kısmen takıntıya dönüşse de o bu sevdasından vazgeçmez. Bazıları ise, sahip olduğu sanat eserleriyle kişisel bir ilişki geliştirme ihtiyacı duyar. Yaşamında, hayatın anlamını ve yoğunluğunu ifade eden şeylerin peşinde koşar. Bunu da önce yüreğiyle hisseder, aklıyla ortaya koyar. Yıllar önce başladığı […]

Sürdürebilirlik raporlarının ahlaki boyutu

Bazı üretim işletmelerinin bulunduğu sanayi bölgelerinde, çoğu zaman yolların bozuk, yağmur yağdığında çamurla dolan veya fabrika artıklarının yığın halinde olduğu bölümler, fabrikalardan dışarıya verilen atık suların aktığı görüntüler Türkiye’de kanıksanmış faaliyetler arasındadır. Böyle yerlere işiniz olup gittiğinizde, üretim sanayisinin bir gereği gibi kabul edilip olağan karşılanır. Yıllar öncesinde daha kötü olduğu aşamaları vardır. Ancak günümüze […]

Atatürk ve çok partili sistem

Atatürk’ün devlet yönetimi konusunda fikir ve düşünceleri net ve açıktır. Ülkede yönetme biçimi cumhuriyet, yönetim biçimi de demokrasi olmalıdır. Düşman işgali altındaki toprakları kurtarmak için Samsun’a çıktığı 1919 yılından itibaren kafasında düşündüğü ve zaman içinde tatbik ettiği yol “cumhuriyet ve demokrasi” yönetim sisteminin kurulması çabalarıdır. Önce düşman işgali altındaki topraklar kurtarılacaktır. Sonra da adım adım […]

“İstanbullu misafirler”

“Efendiler, bu fırsatla saygıdeğer ulusuma şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asıl özü çok iyi analiz etmek dikkatinden bir an geri kalmasın.” Atatürk’ün bu uyarısının nedeni o gün ne idiyse bugün de odur; değişen sadece isimlerdir. *** Mustafa Kemal, “İçeriden ve dışarıdan gelen silahlı saldırıların, özellikle Ankara’daki ulusal […]

Temizlik imandan gelir

Millet olarak kişi ve çevre temizliğine fazla önem vermeyen bir yapıya sahibiz. Su ve sabunla aramızın çok iyi olduğu da söylenemez. Evlerimizi temizleriz ama sokak ve caddelerimizi çöplüğe çeviririz. Sahillerimiz yüzer bir çöplük görünümündedir. Aracımızla giderken içtiğimiz pet su şişesini ya da meşrubat kutusunu fırlatıp atmayı, kül tablamızı asfalta boşaltmayı, burnumuzu sildiğimiz kâğıt mendili camdan […]

“OKU!” nun dikkat çektikleri

Yaratan’ın, tebliğ için seçtiği Elçi’sine ilk emri “OKU!” dur. Diğer bir ifadeyle “OKU!” emri Kur’an’ın ilk cümlesi içinde yer alır. Kur’an, “bin aydan daha hayırlıdır” ifadesiyle tanımlanan “Kadir Gecesi” sinde Hz. Muhammed’e vahiy yoluyla inmeye başlamıştır. Aylardan, Ramazan’dır. Vahiy kısaca; bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygambere bildirilmesidir; hızlı bir şekilde ve gizlice söylemektir. Akıl […]

Big data; muhasebe verilerinden büyük veriye

1990’lı yıllarda, henüz bilgisayarların vergi daireleri ve diğer kamu kurumlarında yeni kullanılmaya başladığı dönemlerde, muhasebe ve mali işler departmanlarında çalışan kişilerin işlerinin kolaylaşacağını, birkaç kez farklı yerlere işlenmesi gereken bilgilerin tek bir yere işlenmesiyle, bilginin birçok yerde kendiliğinden oluşacağını söyleyenler haklı çıkmış, fakat ne yazık ki; muhasebe departmanlarının işlerinin kolaylaşması yerine daha yoğun hale gelmişti. […]

Yetimler toplumun ortak evladıdır

Türk Dil Kurumu’nda “yetim” in anlamı; babası ölmüş olan (çocuk), babasız, olarak veriliyor. “Öksüz” ün anlamı ise; anası veya hem anası hem babası ölmüş olan (çocuk) olarak verilmekte. Eski Türkçede “anne” karşılığı kullanılan “ög” bugün sadece annesini kaybetmiş çocuklar için kullanılan “öksüz/ögsüz” sözcüğünde yaşamaktadır. Başını dayayacak bir göğüs bulamayan çocuk anlamı da verilmektedir. Kur’an ise, […]

Sait Molla’nın üçüncü mektubundaki kişiler!

İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin sözde lideri Sait Molla’nın Rahip Frew’a gönderdiği, buram buram ihanet ve maddiyet kokan mektuplarından ilk ikisini daha önce yayınlamıştık. Bugünkü yazımızda 3. mektuba ve içerikte yer alan iki isme kısaca değineceğiz. Üçüncü mektubun satırları şöyle: “Yapılan propogandaları göz doktoru Esat Paşa kolu ve özellikle Çürüksulu Mahmut Paşa, resmi bilgilere dayanarak yalanlattırıyor ve […]

Bol köpüklü mis gibi bir Türk kahvesi

Bir gün yolum Mısır Çarşısı’na düştü. Dolaşırken, Sultanhamam’da çalıştığım yıllarıma gittim. Öğlen tatillerinde mutlaka Mısır Çarşısı’na uğrardık. O zamanlar şimdiki gibi sadece kuruyemişçiler, aktarlar, hediyelik eşya mağazaları yoktu; çeyiz ve kıyafet satan mağazalar da vardı. Özellikle bir mağazada çok güzel kadife pantolonlar satılırdı. Bir keresinde siyah bir kadife pantolon almıştım kendime. Kuru Kahveci Mehmet Efendi’nin […]

Koleksiyonerlerin dünyası

Sanat koleksiyoncuları tutkulu mu, yoksa yatırımcı mı? Çocuksu denebilecek bu sahip olma isteği sanat koleksiyoncularının ortak noktası. İnsanı besleyen güzel bir ruh halidir koleksiyoner olmak. Gel gör ki pul koleksiyonu ve benzeri koleksiyona sahip olmak bu kadar heyecan verici değildir. Sanat eserleri revaçta olan lüks değerlerdir. Eserin fiyatı kıdemine göre değişse de, değeri her zaman […]

Anadolu Ajansı ve basın ahlakı!

Babıali yani İstanbul basınını; “Küçük muhbirinden büyük muhabir, büyük muharririnden kalpazan, başmuharririnden hain, musahhihinden vatanperver, dâhi şairinden lafazan, üç mısraı binlerce beyte bedel insan burada yetişmiştir.”  satırlarıyla betimlemiş Sait Faik Abasıyanık. (Hikâyecinin Kaderi) İstanbul basını, Padişah ve işgal kuvvetlerinin baskı ve sansürü nedeniyle ne “işgal” öncesi ne de sonrasında bağımsız olabilmiştir. Milli Mücadele boyunca olumsuz […]

Ebu Hanife ve demokrasinin iz düşümü

İnanıyor ve düşünüyorum ki, çoğu okuyucumuz bu başlığı yadırgayabilir, ilginç bulmayabilir. Üç yıl öncesine kadar ben de size yakın düşünce ve ön kabullerde idim. Fakat Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ve Ebu Zehra’nın Ebu Hanife hakkındaki kitaplarını okuyunca, bu olağanüstü aklı bir yere not ederek; Roma ve Yunan kültür ve tarihi üzerinde çalışmalar ve İslam […]

Dünyanın reformist ve akılcı ekonomisi

Dünyadaki ekonomik gelişmenin başlangıcı 15.yüzyıldan itibaren, kapitalizmin gelişmesine de katkı yapan, dünyayı tanımaya yönelik yaklaşımların; tanrıbilimci yaklaşımlardan, daha akılcı düşünce yapısına geçiş evresiyle başlar. Akılcı yaklaşımlar; yeni bilim, teknoloji ve kurumların ortaya çıkmasının en önemli nedenidir. Akılcılık sayesinde yeni reform hareketleri doğmuş, yeni, faydalı gelişmeler meydana gelmiştir. Reform hareketlerinin başlangıcı; reformun öncülerinden sayılan, 1517 yılında […]

Yalnızlık

Sabah yine mecburen markete uğradım. Manav kısmı dışarıda olduğu için burayı tercih ediyorum. Sabah saatlerinde de tenha oluyor… İçeriye girdim, ürünlere bakıyorum. Derken bir hanım dikkatimi çekti. Hem market arabasını yürütüyor hem de kendi kendine konuşuyordu. Tam uzaklaşacakken, “Eldiven arıyorum ama bulamıyorum. Sebzeleri seçmek için eldiven gerekiyor” dedi. Bir taraftan da sağa sola bakınıyordu. Eldivenler […]

Ters talihin yenilmesi; İkinci İnönü Zaferi

27 Şubat’ta başlayan Londra Konferansı, 12 Mart’a kadar devam eder ancak olumlu bir sonuç alınamaz. (1920) “Bunun üzerine İtilaf Devletleri Türk ve Yunan delege heyetlerine bazı önerileri içeren bir proje vererek, hükümetlerden bu projeler için alacakları yanıtların konferansa bildirilmesini istemişlerdi.” * Bize verilen proje, Sevr Antlaşması hükümlerinde yapılacak değişikliklerle ilgilidir ancak “İtilaf Devletleri, yaptıkları önerilerin […]

Biz bu filmi daha önceleri de görmüştük

Türkiye’de kur dalgalanmalarından köşeyi dönenler her zaman olmuştur. Bu, geçmişte de böyledir günümüzde de. Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu  iktidara; “…Dolar nerelerden nereye geldi. 450 milyon dolar para el değiştirdi. Birileri 7,2’den dolar aldı 8’den sattı. Aradaki milyonları kim vurdu. …450 milyon doları kim aldı; kaça aldı, kaça sattı?” diye bir soru sordu. […]

Güncel güvenlik aynası

Son yıllarda beş duyu ve mevcut görüntüleme yöntemlerine çığır açıcı yeni bir buluş eklendi; terahertz (THz) görüntüleme cihazı. İnsanoğlu var olduğu tarihler boyunca sağlık, güvenlik, haberleşme vb. konulara çok önem vermiş ve bu konular üzerinde sayısız çalışmalar yapmıştır. Bilimin ve buna bağlı olarak teknolojinin hızla geliştiği bu dönemde bu konular üzerindeki çalışmalarda hayret edici bir […]

 Şeyh Sunusî’nin bağımsızlık görevi

Libyalı Şeyh Sunusî*, Türk’ün bağımsızlık savaşında Atatürk’ün yanında yer almış gerçek bir din önderidir. Mustafa Kemal’le tanışması Trablus cephesinde olmuştur. Bir dinsel hareket olan Sunusiye, Afrika’yı sömürmek isteyen İngiliz, Fransız ve İtalyan güçlerine karşı direnmiştir. Şeyh Sunusî de bu direnişin lideridir. (1902–1933) Sunusî, Trablusgarp Savaşı’nda, Libya topraklarının işgali üzerine, Osmanlı subayları ile birleşmiş ve İtalyanlara […]

İslam ülkelerinde kan ve gözyaşı neden bitmiyor?

Müslüman ülkelerin durumu içler acısı… Filistin, Irak, Afganistan, Mısır, Libya, Tunus, Lübnan, Somali ve diğerlerinde kan ve gözyaşı hiç bitmiyor. Özellikle de Suriye’de yaşananlar, insan olan herkesin yüreğini acıtıyor. En acısı da Müslüman, Müslüman kardeşini, “Allahu Ekber” diyerek boğazlıyor… Yani, “Allah büyüktür” diye diye Müslüman coğrafyada kan dökülüyor. Müslüman’ı Müslüman’a boğazlatanlar kim? Medeni (!) Batı; […]

Sermayeden öz sermayeye geçiş

Makroekonominin içine sığmayan ve ayrı bir dal olarak ortaya çıkan “finans” kavramı daha çok mikroekonominin içinde kendisine yer bulmuştur. Devlet yönetimine bağlı olarak, makroekonomi ölçeğinde çıkan buhranlar veya kriz dediğimiz dönemlerde, işletme finansı anlamında, yeni finansal varlıklar türetilme yoluna başvurulmuş, getirisi mevcut bir finansal varlığa dayanak oluşturan türev ürünler dediğimiz, benzeri veya farklı türlerde, finans […]

Bengü Taşlar

“Bengü Taşlar” ifadesi ile anlatılmak istenen sonsuzluktur; Orhun Abideleri’nin sonsuzluğa kadar kalması dileğidir. Bu dileğin sahipleri, yazıtlardaki Bilge Kağan ve Kül Tigin’dir. Tıpkı, “Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.” cümlesi ile genç kuşaklara yürünmesi gereken aydınlık yolu işaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün dileği gibi… Orhun Yazıtları’ndaki anlatım, […]

Masallar da masum değil!

Masallar, çocukluğumuzun vazgeçilmezleridir. Hemen hemen her çocuk mutlaka bir masalla tanışmıştır. Bizim çocukluğumuzda bir masalcı teyzemiz vardı. Bazı akşamlar çocukları toplar, birbirinden güzel masallar anlatırdı. Harika vakit geçirirdik. Prensler, prensesler, kötü kalpli cadılar, kötü kalpli üvey anneler… Çocukken farkında değildik tabii…Kötü kalpliler genelde kadınlar olurdu. Pamuk Prenses’in, kötü kalpli cadısı, Kül Kedisi’nin kötü kalpli üvey […]

Demokrasi, nereden nereye?

Demokrasinin ne olduğu, nereden çıktığı, nasıl geliştiği, hangi süreçlerden geçtiği ve demokrasinin geçmişini araştırmak hem akademik çevrelerde hem de ilgi duyanlarda bir merak konusu olmuştur. Ben de ilgi duyanlardanım ve Çağdaş Paylaşımcı Demokrasi Modeli adlı ilk kitabımda şunları yazmışım: Demokrasi tarihi içinde; ilk demokrasi yönetimi denemelerinden biri olan Atina demokrasisi, Antik Çağ demokrasisi, bilinen iyi […]

Devlet başarısızlığının rekabete etkisi

Herhangi bir ekonomik istikrarsızlıkla karşılaştığımızda, devlet müdahalesiyle durumun düzelmesini beklemek, umut içinde olmak normaldir, fakat her yönetim yapısından bunu beklemek hayalden öteye gitmeyebilir. Böyle durumlarda devletin bireylerle veya toplumun esas gücünü oluşturan kurumlarla olan ilişkilerine bakmak gerekir. İstikrarsızlığın düzeltilmesinde hangi yapısal konuda etkili, hangi düzeyde kabul edilebilir olduğuna da bakmak gerekir. Olumsuz gidişatın üstesinden gelebilmek […]

Televizyon dizilerinde ahlak tatile çıkmış…

Bir televizyon dizisinde iki kadın bir erkeğin karşısına geçmiş, birisi diyor ki ben hamileyim, öteki diyor ki ben de hamileyim… Kadınlardan birisi adamın karısı, diğeri de eski sevgilisi. Üstelik de adam eski sevgilisiyle, nikâhından önceki gece halvet olmuş… Şu işe bakın ki adamın ilk karısından da bir kızı var. Dikkat edilirse, dizilerde genellikle iki kadın […]

“Benlik sınırlarını esnetebilmek”

“Herkeste her zaman ortaya çıkmayan ama herkesin yaşamında en azından birkaç kere varlığını hissettiren; kiminin hissettiği kiminin ise varlığından haberdar bile olmadığı o garip dürtüdür ‘sınırları aşma’ arzusu…”* Bu sözler, değerli bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’a ait… Bu konuda, Canan’ın ilgisini çekenler ise; “doğumdan itibaren çevresi tarafından kendisine ‘sen’ diye kodlanmış ‘benlik sınırlarını’ esnetebilen, […]

18 Mart’ta yaşananlar… 19. Tümen (2)

Birleşik Filo 4 Mart’ta Kumkale ve Seddülbahir’e çıkarma girişiminde bulunur. Ancak İngiliz kuvvetleri şiddetli karşı ateş ve süngü hücumları sonucu ilerleyemez. Mustafa Kemal; “…sahile çıkmış olan düşman mutlaka denize dökülecektir.” emrini vermiştir. Kahramanca savaştığı için nişan verilmesini istediği Mehmet Çavuş için de şöyle diyecektir: “O zaman, hep ağızlarda işitip okuduğumuz bir Mehmet Çavuş çıkıyor, toprağımıza […]

Neyi korumamız gerektiğini anlamak, Çanakkale geçilmez!

Bugünü kutlarken mukaddes vatanımız için canlarını feda eden şehitlerimizin “Şehitler Günü” nü idrak etmenin onurunu yaşıyoruz.  Milletimizin varlığının ve birliğinin ölümsüz sembolleri olan aziz şehitlerimizi rahmetle minnetle anıyor, kendilerine ve ailelerine şükranlarımızı sunuyoruz. Kadın erkek, öğretmen, memur, polis ve askerlerimizin canlarını bizler için feda ettiklerini unutmuyoruz.  Rahat uyusunlar, bizler görevlerimizin başında, Atatürk İlke ve İnkılaplarını […]

Çanakkale gerçeği

1915 yılına gelindiğinde Türk askeri pek çok cephede savaşmaktadır. Kafkas (Doğu) cephesi, Filistin cephesi, Hicaz cephesi, Yemen cephesi ve Irak cephesi… Avrupa’da ise Galiçya, Makedonya ve Romanya cephelerinde, Anadolu evladının kanı akmaya devam etmektedir. Bir cephe daha vardır ki, hem önemlidir hem de özeldir; Çanakkale cephesi. Önemlidir çünkü emperyalist ülkelerin Türkiye üzerindeki planlarının ilk bozulduğu […]

Nusrat’la yazılan tarih

Nusrat (Nusret) mayın gemisi 3 Eylül 1914’te Çanakkale’ye gelir. Almanya’da özel şekilde mayın dökme gemisi olarak inşa edilmiştir. Çanakkale Boğazı’nda zaten önceden Boğaz’ı kesecek şekilde döşenmiş mayın hatları bulunmaktadır. 6 Mart gecesi Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat Bey, mayın grup komutanı Hafız Nazmi Bey’e; “Yarın akşam, Nusrat’la, son kalan 26 mayını şu gördüğün Erenköy mevkiinde […]

Seyit Onbaşı, “Tevekkülün haddi azamisi”

Seyit Ali (Seyit Ali Çabuk) Rumeli Mecidiye tabyasının erbaşlarındandı. Görevli olduğu bataryanın topları düşman ateşinden zarar görmüş ve 4 toptan bir tek top sağlam kalmıştı. Bu topun da mermileri namlu ağzına götüren vinci arızalanmıştı. Bunun üzerine Seyit Ali yaklaşık 275 kg. ağırlığındaki top mermisini, arkadaşı Niğdeli Ali’nin yardımıyla sırtlayarak top merdivenlerini çıktı ve mermiyi top […]

İstanbul’un işgali; “onur kırma ve tecavüz darbesi”

İngiliz temsilcisi Withall’ın eşyaları ve adamlarıyla Ankara’dan ayrılıp İstanbul’a gideceği, ardından İngilizlerin demiryolu ulaşımını durduracağı bilgisi alınır. (10/11 Mart 1920) 14 Mart’ta şifreli bir yazıyla Mustafa Kemal’e; 9 Mart 1920’de Türk Ocağı binasının İngilizler tarafından işgal edildiği, Türk Ocağı’nın Milli Talim ve Terbiye binasına taşındığı ancak buranın da İngilizler tarafından ele geçirildiği bilgisi de gelir. […]

Korkma, sönmez!

1920 yılında Atatürk’ün başkanlık ettiği bir toplantıda Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa’dan bir teklif gelir. Paşa, askerin moralini yükseltecek bir “vatan” yahut “istiklâl”  marşı düzenlenmesi gerektiğini söyler. Ülke insanını coşturacak, moralleri yükseltecek, cesaret verecek, bir marşa sahip olmanın zamanı gelmiştir.  Zaten yabancı ülkelerin de katıldığı törenlerde bir Millî Marş ihtiyacı kendini göstermektedir. Görev, Maarif Vekâleti’ne […]

Finansal ve insan merkezli raporlama

Günümüzde, gerek yatırımcıların, gerekse finansal bilgi kullanıcılarının, tek başına finansal temele veya gerçekleştikten sonraki verilere dayalı bilgilerle yetinmediğinden, finansal raporların geleceğe yönelik, uzun vadeli değer yaratma potansiyelini daha iyi anlatacak raporlama talepleri vardır. Türkiye’de geçmişte sanayi bölgelerinde bulunan fabrikalara gittiğim zaman, doğaya salınan atık suların ve çıktıların veya atık çıktı malzemelerin yük taşıma araçlarıyla toprağa […]

Neden büyüktür?

Gerçek bir öncünün yol haritası, daima şu iki temel öğeyi içerir: “gerçek ülkü için hedefe yürümek ve aldatmamak”. Bu, peygamberler için de geçerlidir, tarihe yön veren büyük liderler için de. Bir öncüde bu iki değer yoksa, toplum zulme maruz kalacak demektir. Dünya tarihi bunun örnekleriyle doludur. Milyonlarca insan “aldatan liderler” nedeniyle yitip gitmiş, değerler, medeniyetler […]

Papa, Irak’ı niye öptü!

Geçtiğimiz günlerde Hıristiyan (Katolik) dünyanın ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’a ilk kez bir ziyaret gerçekleştirdi. Bazı çevrelerce Papa’nın ziyareti, “Bayram değil, seyran değil. Papa, Irak’ı durduk yerde niye ziyaret etti?” sorusunun sorulmasına neden oldu. Cevap gecikmedi… Papa, Irak’a gelmişken, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)’ni de ziyaret etti. IKBY, Papa’nın ziyareti şerefine sözde hatıra pulu bastırmıştı. […]

Çerçeve

Şu sıralar beyne merakım arttı. Gerçi kendimi bildim bileli tıbba ve insan vücuduna ilgim vardı; kan nasıl dolaşıyor, kalbin karıncıkları, hücrenin zarı, nöronlar, sinapslar falan, okumaktan en zevk aldığım konular olmuştur hep. Vücudumuzun içindeki o incecik yapılardaki hassas düzeni görmek, oldum olası heyecanlandırmıştır beni. Ama şu ara özellikle beyne ve işleyişine daha da merak sardım. […]

Ruhunu Ortaya Koyan Ekspresyonizm Akımı ve Zaha Hadid

Doğanın olduğu gibi aktarılmasını hoş karşılamaz, bunun yerine duyguların ve iç dünyanın etkisine dikkat çeker. Gerçek görüşün yerine sanatçının kendine özgü görüşü üzerinde durur. Duyguların, iç dünyanın ön plana çıkarıldığı sanat akımı ekspresyonizm öncelikle resimde başlamıştır. Somut dış dünyayı doğrudan resme taşımasına karşın, sanatçının soyut bakış açısı ve onda uyandırdığı duygular resmedilir. Ekspresyonistler için tek […]

İstanbul’un işgaline günler kala…

İstanbul’un fiilen işgaline yirmi gün kala Mustafa Kemal, yaşanan gelişmeler nedeniyle şöyle diyecektir. “Biz elbette işi böyle bir kaderciliğe bırakamazdık. Tam tersine, olayların akışının ne olabileceğini önceden sezinleyerek, karşı önlemlerini düşünmek ve anında kararlı olarak uygulamak yanlısıydık.” Önceden sezinlemek ve karşı önlemleri almak… Atatürk’ten sonraki çoğu basiretsiz siyasetçinin, yöneticinin bir türlü kavrayamadığı düşünce yapısı… O […]

İlk kadın kimyacımız; Prof. Dr. Remziye Hisar

“Kadınların sadece öğretmenlik yapabildiği gençlik günlerime dönüp baktığımda ne çok yol aldığımızı daha iyi görüyorum. Bir kadın sesini tarihin içinden duyabilmek için, bu sesi iyi dinlemek gerekiyor. Belki bu ses, başarıya ulaşmak için hâlâ erkeklerden daha fazla çalışması gereken hemcinslerime yol gösterici olur!” Cumhuriyet tarihinin ilk kadın kimyageri olan Remziye Hisar, 1902 yılında babasının zabitlik […]

Bir Kemal Sunal filmi olsa da izlesek

Yaşadığımız bu salgın günlerinde, 2006 yılında kaleme aldığım, Kemal Sunal ile ilgili bir yazı aklıma geldi. Tekrar okudum. Güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Biraz günümüze uyarlayarak yeniden yayınlamak istedim. Bazen kendi kendimize şöyle mırıldanırız; “Bir Kemal Sunal filmi olsa da izlesek.” Özellikle 1970-1980,  hatta ’90 kuşağı çok daha düşkündür onun filmlerine. Neredeyse her karesini ezbere bilirler […]

Planlama ve risk ayrışımı

İşletmeler açısından, enflasyonun doğru tahmin edilememesi, döviz kurlarının dalgalanmaya bırakıldığı, faizlerin yüksek seyrettiği dönemlerde risklerin belirsizliği üst seviyeye çıkmaktadır.  Risk; gelecekle ilgili birtakım beklentilerin yerine gelmeme olasılığıdır. Beklenmeyen durumların ortaya çıkması durumu ile incinme, yaralanma ve zarara uğrama halidir. Finansal açıdan risk ise gerçekleşen getirinin, beklenen getirinin altına düşme veya yukarıya çıkma halidir. Buna yatırımın […]

8 Mart; uyanış, direniş ve özgürleşme günü

Kadın hareketi, bir özgürlük ve eşitlik hareketidir. 8 Mart 1857’de ABD’nin New York kentinde, dokuma işçisi kadınların; çalışma saatleri, düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşulları sebebiyle gösteri yürüyüşü yaptıkları, polis şiddetine maruz kaldıkları ve ayaklar altında çiğnendikleri bilinmektedir. 8 Mart 1908’de ise kadınlar, yine New York kentinde, çalışma saatlerinin azaltılması, daha iyi ücret, oy […]

Biz memleketimizi artık esir ülkesi yapamayız (5)

Türkiye’nin savaş meydanlarında ele geçirilmesinin mümkün olmadığını dünya âlem görmüştür. Mustafa Kemal Atatürk, emperyalist Batı’nın Türkiye üzerindeki emellerini çok iyi bilmektedir. O müthiş ileri görüşlülüğü ile bu ülkelerin, uygun zaman geldiğinde askerî değil, ekonomik adımlar atacağını, içerideki iş birlikçileri ve uluslararası ekonomik tetikçileri eliyle Türkiye’yi ekonomik yönden vurmaya kalkışacağını tahmin etmiştir. İşte bu nedenle İzmir […]

Biz memleketimizi artık esir ülkesi yapamayız (4)

Türkiye’nin 2002 sonrası yaşadığı ekonomik krizleri anlamak için bugünleri hazırlayan Kemal Derviş ve 15 yasasını hatırlamak gerekiyor. 2001 krizinin ardından, Başbakan Bülent Ecevit, önceden de tanıdığı Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş’i Türkiye’ye davet eder. Artık sahnede Kemal Derviş vardır. Derviş, liderlerin ve Cumhurbaşkanı’nın da onayıyla olağanüstü yetkilerle donatılarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na getirilir. Kemal […]

Nutuk’tan bir ara başlık: “Aldatıcı söz vermeler, ağır iftiralar”

İmparatorlukların çöktüğü, kan ve gözyaşının hiç eksilmediği, siyasi iştahların “gemi azıya aldığı” yani git gide azgınlaştığı zamanlardı 20. yüzyılın ilk yarısı ve de özellikle ilk çeyreği. Bu karanlık zamanlarda umudu ayakta tutabilen ve milletine güvenerek verdiği çok yönlü ve kahırlı bir mücadele ile de bu umudu gerçeğe dönüştüren Mustafa Kemal, “Yurtta sulh cihanda sulh” diyerek […]

Finansal araçlar ve kriz yaratan nakit

Çok korkulan krizlerin, aslında tam anlamıyla olumlu yaratıcı ve iyimser fikirlerin doğmasına zemin oluşturma özelliği de unutulmamalıdır. Neticesinde bir değişim getirir ve ardından yeni bir şeylerin doğumuna neden olur. Finansal anlamda bunun en önemli örneği ise; “dünya bunalımı” veya “büyük buhran” olarak adlandırılan 1929 krizidir. Buhran sonrasında geçen süreçte finansmanla ilgili köklü değişiklikler meydana gelmiş, […]

Biz memleketimizi artık esir ülkesi yapamayız (3)

Cumhuriyet ekonomisinin nasıl dibe çekildiğini anlatmaya devam ediyoruz. 12 Eylül darbesinden sonra işbaşına gelen Turgut Özal iktidarı ile neoliberal (serbest piyasa kapitalizmi) dönüşüm gerçekleştirilir. Cumhuriyet dönemi millî değerlerinin özelleştirilme eliyle yok edilmesi çalışmaları da hızlandırılır. Cumhuriyet’in devasa fabrikaları önce âtıl hale getirilir, ardından da hurdaya çıkarılır. Ancak, Özal iktidarının neoliberal politikaları da işe yaramaz. 1986 […]

Kimsenin “haberinin olmadığı” 19. Tümen (1)

Şevket Süreyya Aydemir diyor ki; “Tarih belki de hiç kimsenin eseri değildir. O, kendi örgüsünü kendi tezgâhında, kendisi dokur. İnsanlar, fikirler ve devletler bu tezgâhın örgüsünde, onun kanuniyetlerine göre işlenir dururlar. Eğer bu kanuniyetler içinde bir yerimiz, bir misyonunuz varsa ve onu kullanmayı başarabilirsek tarihin örgüsüne renk, şekil veririz. Bu örgüye damgamızı vururuz.” İttihatçılar, Fethi […]

“Mabet sosyalizmi” nin muhteşem uygarlığı

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” ve “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifiyle “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” kurulur. (1931) Amaç, Türk tarihinin ilk kaynaklarının araştırılmasıdır. Atatürk’ün, bizzat katılarak çalışmalarını izlediği Tarih Kongrelerinde* Sümerlerle […]

Kısa bir unutmayış ve unutturmayış yazısı

Nüfus kayıtlarındaki adı Mahi. Ancak, Fatma olarak bilinmiş, benimsenmiş. Soyadı kanunundan sonraki adı ise Fatma Seher Erden. 1888 doğumlu ve Erzurum’un bugünkü adıyla Çayköy, doğduğu dönemdeki adıyla Ergemansur köyünden. Orduda subay olarak görev yapan Ahmet Bey’le evleniyor. Kendisi henüz “Kara” değilken kocasının lakabı “Derviş”. Fatma, Derviş Ahmet Bey ile birlikte katılıyor Balkan Savaşı’na. Edirne Yanıkkışla’da […]

Biz memleketimizi artık esir ülkesi yapamayız (2)

Önceki yazımızda 1958 yılında Cumhuriyet’in ilk moratoryumunun ilan edildiğinden bahsetmiştik. Devam edelim… Dış borçların taksit ve faizleri ödenememektedir. DP yelkenleri indirir; Moratoryum ilan edilir. Paris’te ABD ve finans çevreleriyle Duyun-u Umumiye benzeri bir masaya oturulur. Adına “4 Ağustos Kararları” denilecek olan bir anlaşma ile Türkiye’nin iflası tescillenir. Tıpkı Osmanlı’nın imzaladığı Muharrem Kararnamesi gibi!*  Hükümet, Uluslararası […]

Finansal işlemler ve kobilerde görünen nakit

Sanayileşmenin gelişmeye başlamasıyla birlikte, ticaret ve üretim alternatiflerini ileri düzeye taşıyan ülkelerde, kişiler ve ülkeler arasında karşılıklı bağlayıcılığı olan, türetilmiş finansal varlıkların (alım, satım, ithalat, deniz taşımacılığı veya ihracat vb. belgeler) kullanılmasına ihtiyaç duyulmuş, ticari yasaların içinde yer alan finansal varlık ve kaynakların yönetilmesi, ekonominin ayrı bir alt dalı olarak ortaya çıkmıştır. Sanayinin gelişmesiyle birlikte […]

Madde diye bir şey var mı?

Günlük yaşam esnasında çevremize baktığımızda büyük bir kısmının maddeden ibaret olduğu görülür. Fakat yapılan deneyler sonucunda bilim dünyası çok daha farklı gerçeklerin farkına varmıştır. Bu nedenle bilim insanları bu konu üzerindeki araştırmaları daha da genişletmeye ve geliştirmeye çalışmaktadır. Bilindiği gibi doğadaki mevcut kuvvetler (zayıf, şiddetli, elektromanyetik ve yerçekim kuvvetleri) ve parçacıklar (elektron, proton, nötron vb) […]

Biz memleketimizi artık esir ülkesi yapamayız (1)

Yazının başlığını Mustafa Kemal Atatürk’ün I. İzmir İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmadan aldım. Şöyle diyor Atatürk; “…Gerçekten geçmişte ve özellikle Tanzimat devrinden sonra, yabancı sermayesi memlekette üstün bir yere sahip oldu. Ve ilmi manasıyla denebilir ki, devlet ve hükümet yabancı sermayesinin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Artık her medenî devlet gibi, millet gibi, yeni Türkiye de […]

“Kendi kaderini tayin edebilen Türkiye” Marcosson Röportajı-2

“Dünyanın laneti ‘küçük’ politikadır.” Marcosson Röportajı-1 başlıklı yazımızla, Mustafa Kemal’in, “The Saturday Evening Post” dergisi yazarlarından Isaac F. Marcosson’ı Çankaya’da kabul edişini (Temmuz 1923) ve röportaj* metninin bir bölümünü yayınlamıştık. Kalan bölümü de özetleyerek aktaralım. – Marcosson: Amerika Birleşik Devletleri yeni Türkiye için hangi özel yardımı yapabilir? – Mustafa Kemal: Birçok şey! Marcosson’ın “sarışın dev” […]

“Dünyanın laneti ‘küçük’ politikadır.” Marcosson Röportajı-1

“Atatürk’e göre bizde olması gereken sistem, ne kapitalist ne de komünist sistemdi.”* Erken gençlik yıllarından beri bağımsızlık, devletin yapısı, yönetimi gibi konular Mustafa Kemal‘in hep ilgisini çekmiş ve üzerlerinde derin derin düşünmüştür. 1923 yılının Temmuz ayında, Lozan Konferansı’nın da sona yaklaşmakta olduğu günlerde, Mustafa Kemal “The Saturday Evening Post” dergisi yazarlarından Isaac F. Marcosson’ı Çankaya’da […]

Basma da fistan giyemem aman

İlk iki yazımızda türkünün “zeytinyağı” ayağını yazmıştık. Bu kez “basma” yani Sümerbank ayağını yazacağız. Yerli malı kullanımıyla ilgili konuşmaların yapıldığı günlerde Atatürk Yalova’dadır. Akşam sofrada bu konuda konuşmalar yapılır, fikirler söylenir. Atatürk hepsini büyük bir dikkatle dinler ve şöyle der; “Bundan sonra önder olarak benim de yerli malı kullanmam gerek. Gardıroptaki elbiselerimi getirin. Köşkün önünde […]

Zeytinyağlı yiyemem aman-2

Önceki yazıda zeytinyağının hazin hikâyesini yazmıştık. Bu yazıda da ayçiçeği yağından kısaca bahsedelim. Türkiye’nin ayçiçeği cenneti olduğunu bilmeyen yoktur. Özellikle de Trakya bölgesi bu konuda çok zengindir. Sağlı sollu uzanan sapsarı ayçiçeği tarlaları, âdeta altın sarısı bir denizi andırır. Rüzgârda dalgalanan bu sarı cennetler ne yazık ki son yıllarda azalmaya başladı. İşin en üzücü yanı […]

Karmaca 2014

Soma ve Ermenek‘teki maden faciaları, Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarında tahliyeler, Cumhurbaşkanı seçimi, Yerel seçimler, Twitter‘a erişimin engellenmesi, Atatürk Orman Çiftliği‘nde inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın hizmete açılması, Musul Başkonsolosluğumuza baskın yapılması ve çalışanların IŞİD örgütü tarafından esir alınmaları… Bu başlıklar 2014’ün önemli gelişmeleriydi. Birçok insan bu olayların öznesi oldu, büyük acılar yaşandı, aileler dağıldı, hayatlar […]

Zekilik, çalışkanlık ve demokrasi

Atatürk‘ün bir sözü var: “Türk milleti zekidir, çalışkandır.” diye… Bu sözden yola çıkarak… Önemli olan bir ülkeyi yöneten politikacıların, siyasilerin, yönetenlerin aklı işletmeleridir… Siyasiler, yönetenler aklı şeytana kiraya verirlerse o ülkenin başına her türlü sıkıntı, zorluk gelir. Şu anda dünyamızdaki ülkelerin durumlarına baktığımızda hangi ülkenin yöneticileri aklı işletiyor, fen ve bilime değer veriyorsa o ülkenin […]

Yasak Aşk: Bedri Rahmi Eyüboğlu ile …

Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1911’de Giresun Görele’de doğdu. Ailesinin beş çocuğundan ikincisiydi. Trabzon Lisesi’nde okudu ve 1929 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi‘ne (Mimar Sinan Üniversitesi) girdi. 1930 yılında Fransa’ya ağabeyinin yanına gitti. Fransa’da Gauguin, El Greco, Cézanne, Matisse, Braque, Chagall gibi ustaların resimlerinden etkilendi ve onların eserlerini, tekniklerini inceleme fırsatı buldu. Rumen asıllı Eren Eyüboğlu ile […]

Amaç, öngörü ve yönetişimin bileşimi

İnternetin henüz tanınmaya başladığı yıllarda, bir firmada hevesle mali mevzuata ait bir konu araştırdığımı gören patronum, “işime bakmamı ve işyerinde internette gezinmememi” söylemişti. İşime baktığımı ve kendilerinin talep ettiği bir işle ilgili, internette bir konuyu araştırdığımı, gezindiğim ilgili siteleri göstermiş olmama rağmen, bu işleri zaten bilmem gerektiğini söyledi ve evimde internette gezinmemi tavsiye ederek, mali […]

Risk süreçlerini sıfırdan ele alma zorunluluğu

Kriz; en basit anlamıyla -işletmeler açısından baktığımızda- yaşam ve varlıklarını, gelecekle ilgili plan ve programlarını tehlikeye sokan olumsuz ve istenmeyen durumlardır. İşletmeler faaliyetlerini yürütmek için iç ve dış çevreyle sürekli iletişim halinde olmak zorundadırlar. Bu etkileşim bazen fırsatlar bazen de tehditler yaratır. Bu tehditlerin en önemlisi ise, işletmelerin kontrolü içinde ve çoğu zaman dışında gelişen […]

“Sabahlara kadar gözüm açıktır”

Bir televizyon dizisinde geçen “Yeni nesiller atalarına giden yolu bilsinler!” cümlesi bugün hangi noktada olduğumuzun da âdeta göstergesi. İfade özgürlüğü kısıtlanınca farklı yollar aranıyor ister istemez… Mustafa Kemal, henüz Harp Okulu’ndayken Osmanlı’nın çöküşe gittiğini görmektedir. Arkadaşlarına, “uluslarına bağımsızlık düşüncesi aşılamaya çalışan” Bulgar Ivan Vozof’u, Sırp Filip Vişniç’i, Yunan Konstantin Rigas’ı, Macar Petofi’yi ve Lehistanlı Miçiyeniç’i […]

Zeytinyağlı yiyemem aman  

Hepimiz bu türküyü biliriz değil mi? “Zeytinyağlı yiyemem aman/ Basma da fistan giyemem aman.” Ne kadar masum bir türkü değil mi? Hem söyleriz hem oynarız. Oysaki Türk tarımında ve tekstilinde büyük tahrifatın başlangıcı ve simgesidir bu türkü. Nasıl mı? Önce zeytinyağından başlayalım. Yıl 1948… Marshall yardımı -halk tâbiriyle Mareşal yardımı- ile ABD’nin Türkiye’ye “ekonomik yardım” […]

Emperyalizm, kaos ortamını sever

Cumhurbaşkanlığı kararıyla Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektörü öğrenciler kabul etmedi. Onlar, “atanmış” değil, seçilmiş bir rektör istedikleri için eylem kararı aldılar. Ancak, yüzlerce polis üniversite kampüsüne girdi ve eylemin “yasa dışı” olduğu gerekçesiyle onlarca öğrenci gözaltına alındı. (daha sonra tamamı serbest bırakıldı-basın) Polisin Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini, “Aşağı bak, toplu gezmek yok” diyerek gözaltına almasının ardından sosyal […]

Danışan “diktatör”

“…durum hakkında onlara danış”* cümlesi vardır 1920 Meclisi’nin kürsüsünün arkasında ve gümüş harflerle yazılmıştır. Bu ifade, o günkü Meclis’in çalışmalarına yön veren demokrasi ruhunu da yansıtmaktadır. Yürütme de yasama da Meclis’in yetkisindedir. “Meclis hükûmeti sistemi” nin dünyada başka bir örneği yoktur. Bu sistem, Cumhuriyet’in ilanına kadar yürütülen sistem olacaktır. Durumdan hoşnut olmayan Batı; Ankara hükümetinin […]

Muzaffer Aksoy, “Meslek Hastalıkları ve İşçi Sağlığı Ödülü”

“Ben doktorluğun bir menfaat kapısı haline gelmesine katiyen taraftar değilim. Bu meslek belki de para üzerine kurulmayacak tek meslektir. Atatürk zamanının insanlarıyız biz. Bu nedenle bizler paradan çok bilimin kendisiyle uğraşmayı tercih ettik” Muzaffer Aksoy 1915 yılında Antalya’da doğar. Babası avukat, sonradan da milletvekili olan Numan Bey, annesi ise Nadire Hanım’dır. Babası çocuklarının tıp, hukuk, […]

Türkiye’de faili meçhul aydın kıyımları

70’li yıllar Türkiye’de öğrenci olaylarının, sağ-sol ve Alevi-Sünni çatışmalarının, faili meçhul cinayetlerin ortalığı kasıp kavurduğu yıllar olarak tarihe geçmiştir.  Ülke hem dışarıdan hem de içeriden kotarılan eylemlerle kargaşaya sürüklenmiş, evlatları birbirini boğazlar duruma gelmiş, aydınları da ardı ardına işlenen cinayetlerle katledilmiştir. 1979 yılı, aydın kıyımının en fazla yaşandığı yılların arasındadır. İşte bunlardan birisi de Abdi […]

Türkiye’de iş hayatında dürüstlükten-denetime

1950’lerde çok partili döneme ve 1980’lerde serbest piyasa ekonomisine geçiş, girişimcilerin ticari hayata dair ahlaki değer yargılarının ve dolayısı ile iş süreçlerinin değişimine neden olmuştur. Bu değişimin, girişimcilerin ekonomik zihniyetleri üzerinde etkileri ise, 1980 yılına gelinceye kadar, normal “ticari ahlak’” çerçevesinde devam ettiği sonucunu veriyor. “Dürüstlükten-denetime” makalemi tasarlarken, ekonomi gazetelerini taradım ve “Eczacıbaşı’ndan sıfır tabanlı […]

“Ekmekten ne istediniz?”

“Ekmeğe zam olmaz!” İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ, Başbakan İsmet İnönü’ye, ekmek fiyatını arttırdığını bildirir. 5 kuruş olan ekmek artık 7 kuruştur. Dolmabahçe Sarayı’nda o gece kurulan sofrada, Vali, zam konusuna değinir ve kendini haklı göstermeye çalışır. Başbakan duruma ses çıkarmamıştır ancak Atatürk kaşlarını çatar, birden ciddileşir ve şöyle der: “Ne yaptınız Vali Bey? bu fakir […]

Bekledim de gelemedin…

Covit-19 salgını başladığından itibaren gelişmiş ülkeler aşı çalışmalarına başladı. ABD, Almanya, İngiltere, Rusya ve Çin gibi ülkeler aşı üretiminde başı çekiyor. Üretimi olmayan ülkeler ise aylar öncesinden, gereken miktarda hatta daha fazlasını satın alabilmek için ön sipariş sözleşmesi imzaladılar. Türkiye ise umudunu aşı ithalatına bağladı. Hâlâ 10 milyon doz aşıyı tamamlama derdinde. Bir kısmı geldi […]

“Yurdu işgal edilen ulusu niçin incittiklerini sormamak”

Anadolu’da ayaklanmalar sona ermiş, eşkıya çeteleri ortadan kaldırılarak kuvvetli bir ordu kurulmuş ve I.İnönü Zaferi kazanılmıştır. Tarih 25 Ocak 1921… İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Paris toplantısında verdiği demeçte şöyle diyecektir: «… İstanbul hükümeti felç halinde ve Mustafa Kemal Türkiye’nin gerçek hakimidir.» Sonraki gelişmeleri Nutuk’tan özetleyerek verelim: Sadrazam Tevfik Paşa, Mustafa Kemal’le telgraf başında karşılıklı […]

İlk Türkçe Kur’an

“Vahiy kısaca; bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygambere bildirilmesidir… Vahiy olarak aktarılan sözler, muhatabı olan toplum tarafından açıkça anlaşılmalı ve üzerinde düşünülmelidir. Bu nedenle, Arap toplumuna indirilen Kur’an, Arapçadır. “Kendilerine açıkça anlatabilmesi için, her elçiyi kendi ulusunun dili ile gönderdik.”(İbrahim,4) cümlesi ile de bu durum kesin olarak belirtilir…Her insanın Arap dilini bilmesi mümkün olmayacağına […]

Alçak teşebbüsler…

«Kimi ölüler bize ne kadar yakın; yaşayanların birçoğu ne kadar da ölü…» demişti Uğur Mumcu! «Her memurum için, çoluk çocuğu için, şehit olmaya hazırım.» demişti Ali Gaffar Okkan! Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirdi. Hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. […]

Görünmezlik gerçek mi oluyor?

Hem dalga hem de parçacık (foton) özelliğine sahip olan ışık, boşlukta saniyede yaklaşık 300.000 kilometre (ışık hızı, doğanın temel sabitlerinden biridir) yol almaktadır. Durgun kütlesi sıfır olan, sonsuz bir ömre sahip olan ve başka şeylere bozunup dönüşmeyen ışık bir enerji çeşididir. Işığın özellikleri, radyo dalgalarından gamma ışınlarına kadar gidebilen elektromanyetik dalganın boyuna göre değişir. Doğadaki […]

Yeni teknolojide aynı yollardan mı yürüyoruz?

Geçmişi bilmek, günümüzde yapılanları daha istikrarlı hale getirmek için ışık tutar. Aslında olayları ilgili dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerekirse de, uluslararası çıkar çatışmalarında yöntemler değişiyor, fakat amaçlar değişmiyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, üretim dünyasındaki değişiklikler, genellikle sosyal büyük değişimlere yol açmıştır. Modern dünya, Sanayi Devrimi’nden bu yana, üretim dünyasıyla bağlantılı teknoloji ve kurumlarda yapılan değişimlerle oluşmuştur. […]

Başa döndük, “Bir şahıs” dönemine…

Yüz yıl önce 20 Ocak 1921 günü, ilk “Büyük Millet Meclisi” nin, ilk Anayasa’sının yani Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun kabul edildiği gün. Bu anayasa görüşmeleri sırasında Mustafa Kemal şöyle der: “… Antlaşma ve barış yapma, vatan müdafaası ilanı, yani harp ilanı gibi yetkilerin, mevcut olan Kanun-i Esasî’de kime ait olduğu yüksek bilginiz içindedir. Halbuki zannediyorum ki, […]

Çocukların gözyaşlarıyla sulanan bir eğitim dönemi

İktidarın 7. Milli Eğitim Bakanı, 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı Yarıyıl Dönemi Kapanış zilini çalıp bir konuşma yapmış. Önemli bir bölümünü buraya alıyorum: “Bugün yarıyıl tatilimiz başlıyor. Çok sıra dışı bir dönemi geride bıraktınız. Sınıflarınızı, koşturduğunuz koridorları, okulun bahçesini, öğretmenlerinizi en çok da arkadaşlarınızı özlediniz. Sabah erkenden kalkıp, yollara düşmeyi bile özlediğinizi düşünüyorum. Uzaktan eğitimin inceliklerini […]

Mantığın yerle bir edilmesi, Avangarde akımının özgür iradesi

Avant-Garde ilerici sanat akımı demektir. Avangart terimi: Sanata verilen öncü rolü ifade etmek için kullanılır.  Avangart’a bakan bir daha bakar, benzersiz olmayı hedefler. Avangart sanat; kültür, gerçeklik tanımları içindeki kabul edilmiş normları sarsıp sınırlarını değiştirmeyi amaç edinir. Avangart hareketler, sanat tarihinde büyük kırılmalar yaratmış; avangart sanatçılar ise sanatın, üretimi, dağıtımı ve algılanmasını değiştirmişlerdir. Günümüz sanatında […]

“Saray” imparatorluğunun Anadolu yolları

Mustafa Kemal, İsmet Bey’le Şişli’deki evinde görüşür. Tarih 15 Ocak 1919’dur. Amacı, “Anadolu’ya geçmek ve orada milleti uyandırarak kurtuluş çarelerini aramak” tır.* En uygun mıntıka ve oraya gitmek için en uygun yol hangisidir diye öğrenmek ister İsmet Bey’den. “Anadolu topraklarının Osmanlı dönemindeki ihmal edilmişliği” ni** bilmektedir Mustafa Kemal. Dr. Cengiz Aslantepe, kaleme aldığı “20. Yüzyıl […]

Çukurova’yı da bitirdiler!

Yakınımızdaki marketin en iyi yaptığı uygulama, meyve bölümünü tamamen dışarıya almış olması. Bu salgın döneminde dışarıda alışveriş yapmak daha güvenli oluyor. Market de sabah saatlerinde tenha oluyor; eğer indirim günü değilse… Bugün indirim günü değil; ben de biraz meyve almak niyetindeyim. Tezgâh önlerini gezip portakal tezgâhının önünde duruyorum. Öyle eskisi gibi koca koca portakallara bugünlerde […]

İlk insanın yöneticisi de kendisi, yönetileni de kendisi idi

Ve Tanrı insanı yarattı… Bilinmeyen bir süre sonunda yeryüzündeki yaşamına başlayan insan, yine bilinmeyen bir süre sonuna kadar yaşayacağı dünyada, içinde bulunduğumuz yirmi birinci asra gelene kadar düşünebildiği kadar düşündü. İşitti. Gördü. Duydu. Hissetti. Aklını kullandı. Düşündü ve düşündü. Bir şeyler yaptı. Araştırdı. Yapabileceği her şeyi denedi. Yaşamının durmadığını, insan denen varlığın, yani soyunun devamlı […]

Gece bekçisi

Bekçi amca , polis abi… 40’ların, 50’lerin Erenköy’üne selam olsun! Başında kasketi, kalın kumaştan kızıl kahverengi üniforması, belinde palaskasıyla akşamın ilerleyen saatlerinde işe başlardı. Mahallede göründüğünde, eksik olan bir şey tamamlanmış olur; güvenliğimiz bir ordu tarafından emniyete alınmışçasına ferahlardık. Gürültüyle mücadele de bekçinin görevleri arasında yer alırdı. Sazlı sözlü eğlencenin ayyuka çıktığı bir ev görünce, […]

Ahlak yenir mi içilir mi?

Ahlak ne yenir ne içilir ancak bir toplumun ilerlemesi için üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Kelime anlamı; bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre olarak veriliyor. (TDK) Oldukça sınırlı bir tanım. İnsanlığın ortak kabulleri olan, çalmamak, yalan söylememek gibi iyi ahlak kuralları ilk akla gelenler ancak bu eylemlerin, farklı coğrafyalar/toplumlar/aileler/bireyler […]

Orijin teorisi kapsamında ulaşım

Sözlük tanımıyla ulaşım, “bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma” eylemidir. İnsanoğlunun bu konuda kullandığı ilk vasıtalar, M.Ö 4. veya 3. milenyumda, başta atlar olmak üzere, evcilleştirilmiş hayvanlardır. Bu durum, o devrin insanının, ulaşımı bir yaşayış gerekliliği olarak kavramasının bir sonucudur.* Bu orijin bize ulaşımın ve dolayısıyla ona vesile olan vasıtaların, bir ihtiyaç olarak […]

Yıldız kümelerine adı verilen Prof. Dr. Paris Pişmiş

“İnsanın kendini yetiştirmesi doktora yapmakla bitmiyor. O zamandan bu yana o günkü bilgilerimize aykırı düşen birçok gelişme oldu. Bunları takip etmek aslında bilime borcumuzdur diye düşünüyorum. Buluşlar yapabilmek bilimi ileriye götürmek, sorulara cevaplardan daha fazla önem vermekle olabiliyor.” Prof. Dr. Paris Pişmiş 1911 yılında İstanbul’da doğar. “Pişmiş” soyadı Maliye Bakanı olan dedesine, zamanın padişahı tarafından […]

Bir zafer öncesinde yaşanan ihanetler: Birinci İnönü 

Kendisi sınırlı olanın, yapabilecekleri sınırlı gibi görünse de hainlikle birleştiğinde zarar verir. Tarih, sınırlarını bilmediği gibi hainlikte de önde gidenlerle doludur. “Kurtuluş” mücadelemizde bunun örnekleri çoktur. Atatürk; “Kahramanı kadar gafili de haini de çok bir milletiz!” demiştir. Şair Ataol Behramoğlu bu durumu derinden hisseden ve dizelerinde yansıtanlardandır. “Nasıl boğuldunuz içinde ihanetin. Ne çok hain.” Bazı […]

Gazeteci çalışabiliyor mu?

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, gazetecilerin, bir fikir işçisi olarak haklarını düzenleyen 212 Sayılı Yasa’nın kabulünün yıldönümü. “Çalışan Gazeteciler Günü” nasıl kabul edildi, bugünlere nasıl gelindi, kısaca hatırlamakta yarar var. Basın Mesleğinde Çalışanlarla İşverenler Arasındaki İlişkileri Düzenleyen 5953 Sayılı Kanun’un Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun, Milli Birlik Komitesi’nce 4 […]

Hazım

Hazım, sindirme anlamı ile kullandığımız bir kelime. Hayatın temeli işlevlerinden yemek yemek için kullanageldiğimiz, eş-dost, akraba oturmalarında nükte konusu, “bi soda lazım” bunun üzerine diye gülüştüğümüz, aslında nüktedan eleştiri içeren “hazım”… Görece bir de “benimsenme, kabul edilme“ anlamı da içerir “hazmetme”; yaşanılan bir durum için, kâh iyi kâh kötü. Ve kelime eğer bu anlamı ile […]

Doğada gizlenen oran: altın oran

İnsanoğlu tarihler boyunca etrafında var olan nesneleri incelemiş ve özelliklerini belirlemeye çalışmıştır. Bu uğraşlar içerisinde en büyük yardımı ise matematikten ve fizyolojiden almıştır. Tüm bu çalışmalar sonucunda ise “altın oran” olarak tanımlanan bir kavramın farkına varılmıştır.  Altın oran, diğer bir deyişle altın kesit kavramı yaygın biçimde doğada, klasik sanatta, modern mimaride, bilimde ve son yıllarda […]

Üst akıl

Bir yılı daha geride bıraktık. 2020’de çetin şartlarla sınanan insanlık, 2021’e zorlukları geride bırakacağı günlerin özlemi ve umuduyla girdi. Eskiden basmakalıp söylenen “sağlık ve huzur” dileklerini, eminim bu yıl tüm hücrelerimizle hissederek söyledik hepimiz. Ben de tüm insanlığa, her şeyden önce sağlık diliyorum; hem beden hem de akıl sağlığı… Zira şu sıra en çok ihtiyaç […]

“Bilinçli saygı”

“Bilinçli saygıları artar” sözcükleri, Kur’an’ın bir cümlesinde yer alıyor. (Hüseyin Atay, İsra/Gece Yolculuğu, 109 meali) Burada geçen “huşû” kelimesi; alçak gönüllülük, Tanrı’ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma, hayranlık ve korkunun karıştığı bileşik bir duygu olarak tanımlanıyor. (TDK)  Huşû, farklı ayetlerde “içten saygılı” (Bakara,45) ve “boynu bükük” (Fussilet, 39) ifadeleriyle de meallendiriliyor. […]

Olgun

Ülkemizin gerçeğidir akşam pazarları. Fakir fukaranın “alış” saatleridir. El ayak biraz çekildikten sonra gündüzün alışverişinden arta kalan yiyecekler sebze-meyve kasalarının içine bırakılır. Akşam pazarının sakinleri sessizce kasaların yanına sokulur ve içindeki ezilmiş, büzülmüş, çürümüş sebze ve meyveleri ayıklamaya başlarlar; ” bu yenir, bu yenmez…” Yanlarında getirdikleri torbaların içine doldurulan yiyecekler o akşamın yemeğidir. Artık, yağı-tuzu […]

Heyecanı yakalayabilmek

1923’le başlayan süreçteki umut ve heyecanı, bunların halkta ve gençlerde yarattığı atılımcılık ruhunu, 1938 sonrası Türkiyesi’nde görmek mümkün olamamıştır. Siyaset/siyasetçiler bu ruhu gereğince yaşatamamış, devletin idaresi âdeta kapanın elinde kalmış, kamplaşmalar derinleşmiştir. Vatandaş, bunu böyle okumaktadır. 1917 doğumlu, siyasetçi ve yazar Cahit Kayra, “Bir Destan”* başlıklı yazısına şöyle başlar: “Tarihin kendi mantığı ve kendi çizgisi […]

Düşük ücret neyin göstergesi?

Gelişmiş ülkelerin çok uluslu işletmelerinin, imalatlarını, üretim maliyetlerinin en düşük olduğu ülkelerde yapmaya başlamalarının en önemli nedeni düşük işçilik maliyetleridir. Bundan dolayı dar gelişme yolunda olan ülkeler, asgari ücretleri düşük tutmaya çalışırlar. Ücretleri yükseltmek isteseler de yükseltemezler, bu sayede ucuz işçilik avantajını kullanarak yabancı fonların gelmesini veya yabancı sermayenin yatırımlarını ülkelerinde yapmalarını beklerler. Ucuz ücretlerin, […]

Herkes borçlu

Ülkede 7’den 70’e herkes borçlu…Veresiye defterleri, kredi kartları, bankalardan kullanılan krediler… Türk halkı, kazanmadığı parayı harcıyor. Çocuklarının geleceğini borçlanıyor çünkü gelir yok… İstihdam yok… İş yok… Ne yapsın insanlar; borç yiğidin kamçısıdır misali, harcadıkça borçlanıyor, borçlandıkça batıyor… Ne devlet ne de bankalar alacaklarından vazgeçiyor… Devlet, defalarca uygulamaya aldığı vergi barışı ile faizin bir kısmından vazgeçip, […]

Melih Cevdet Anday ve zaman

Şair ve deneme, roman, makale, tiyatro oyunu yazarı Melih Cevdet Anday’ın  yaşamı, duygu ve düşünce derinliği, felsefeyle  yakınlığı, donanımı pek çok akademisyen, usta yazar  ve edebiyat eleştirmeni tarafından araştırılıp incelenmiş, kimi yapıtları incelikle analiz edilmiş. Ben, 1915 yılında Çanakkale’de doğduğunu, 2002’de aramızdan ayrıldığını, çocukluk ve ilk gençliğini Kadıköy’de geçirdiğini, Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte […]

Geçmişini hatırlamayanlar

“Geçmişini hatırlamayanlar onu tekrar yaşamaya mahkûmdur!..” demiş İspanyol asıllı Amerikalı filozof, şair ve yazar George Santayana. Yeni yıla girmenin rehaveti içinde eski yazılarıma göz gezdirirken Mustafa Kemal Atatürk’ün  “bütünleyici” özelliğe sahip ve çeşitli  zamanlarda söylemiş olduğu sözlerini tekrar okudum ve yeni yılın bu ilk gününde hatırlamakta/hatırlatmakta yarar var diye düşündüm. Mustafa Kemal, millî egemenlik anlayışını: […]

Devlet ve şirket güç dengesi

ABD gibi bazı ülkelerde, şirketlerin etkileri muazzam boyuttadır. Amerikalı politika yorumcusu Jig Hightower şu sözleri sarf ederken aslında çok fazla abartıyor sayılmazdı: “Şirketlerin artık hükümetlere lobi yapmasına gerek kalmadı. Kendileri hükmet oldu.” Size konu tanıdık geliyor mu? Türkiye’de adlarını sıkça duyduğumuz bazı firmalar da acaba bu sınıflandırmaya girer mi? Eğitimli halkın fazla olduğu toplumlarda, bireylerin […]

Rüyalarda ödeşiriz

Nihayet 2020 yılını geride bırakıyoruz. 2021inşallah müjdelerle gelecek. “Hadi oradan, ne müjdesi!” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, müjdelerle gelecek… Nasıl mı? Asgari ücret net 3. 500 TL olacak, vergi alınmayacak. Emeklinin maaşına % 30 zam yapılacak ve herkese seyyanen 500’er lira ödenecek. 2021 emekli ikramiyelerine %30 zam yapılacak. Söz verilen 3.600 ek gösterge derhal işleme alınacak. […]

Orijin teorisi

Merhaba değerli okuyucular. Bugün sizlere kendi düşüncelerimin ürünü olan “orijin teorisi” nden bahsedeceğim. Orijin teorisi; kavramların, kesin surette, bulucularının niyetleri doğrultusunda ele alınması gerektiğini savunan bir teoridir. “Ele alma” kelimesi özellikle seçilmiştir zira bu teori, kavramları doğrudan kabule teşvik eden bir teori değildir; sadece kavramın özünü doğru bir şekilde anlamamıza ve bu temel üzerinden fikir […]

Hoca Efendi

Bazı öğretilerin çok dar bir alana sıkıştırıldığı günümüzden 80 yıl öncesine… *** Uzunca boylu, pembe yanaklı, bembeyaz sakallı, yumuşak ifadeli bir zattı İbrahim Efendi. Suadiye camisinin imamlığını yaptığı 40’lı yıllarda, ileri görüşlülüğü nedeniyle geri kafalıların boy hedefi haline bile gelmişti. Bir gün ikindiyi kıldırmak üzere camiye girerken, mahallenin işsiz güçsüz takımından Recep’in para talebiyle karşılaşmış; […]

Bal arısı ile eşek arısı ve demokrasi

İnsan tanrının yarattığı en değerli bir varlıktır. İnsanlara şifa sunan bal arısıdır, eşek arısı değil… Demokrasi yönetim sistemi de insan düşüncesinde şekillenmiş, insana değer üretme imkânı sunan, insanın özgürlüğüne saygı duyan bir yönetim sistemidir. Bal arısı nasıl ki bal üretme değeri ile görevli ise, demokrasi yönetim sistemi de insana özgürlük, adalet, huzur ile toplumsal mutluluğu […]

“Hoş gelişler ola” 2021

Merhaba değerli okur, “vatandaşokuması” adlı sitemiz 29 Ekim’de açıldı ve 28 Aralık itibariyle 91 yazıya ulaştı. İki ayda 851 kullanıcımız oldu, 1.700 kez oturum açıldı ve üç bine yakın sayfa görüntülenme aldık. Amacımız; herhangi bir konuda, bilgi ve kaynağa dayalı olarak görüş ve düşünce paylaşımı yapmak ve özellikle de konunun bugünle bağlantısını kurabilmek. Bugüne kadar […]

Mustafa Kemal’in Ziraat Mektebi’nde anlattıkları…

Günün liderlerinin, şaşırmadan konuşmak için ihtiyaç duydukları elektronik suflör yani prompter 20.yy’da elbette yoktu ancak olsa bile Mustafa Kemal kullanır mıydı? Kullanmayacağı kesindi çünkü tek güvendiği kendi öz benliği idi… O’nun ağzından çıkan her söz, kaleminin yazdığı her kelime kendi öz aklının ürünüydü. Başkasının yazıp verdiği metinleri okumadı, başkasının fısıldadıklarıyla konuşmadı. Mustafa Kemal, Türk’ün en […]

Atatürk ile aldatmak

Yirmili yaşlarda bir genç Atatürk heykellerine saldırmış, zarar vermiş. (basın) İnsanlar, Cumhuriyet’in kurucusunun heykellerine neden saldırır? Bize bir vatan bırakan Mustafa Kemal Atatürk’e bu nefret neden? Elbette bu soruların cevapları bizce malûm… Buradan tekrara gerek duymuyoruz. Biz, 40’lı, 50’li yıllara doğru şöyle bir gezinti yapalım ve heykel sorununun günümüze kadar nasıl getirildiğini bir hatırlayalım. Atatürk’ün […]

Zaman okunun kozmik orijini

Zaman kavramının en temel gerçeklerinden biri, geleceğin geçmişten farklı gözükmesidir. Fakat, kozmoloji ölçeğinden bakıldığından geçmiş ve gelecek aynı gözükebilir. Bu durumda “evren doğru gözlemlenememektedir” cümlesini söylemek tuhaf gelse de kozmolojistler bir karşılaştırma yapmak için çok az standartlara sahiptirler. Evrenin nasıl gözüktüğü hakkında bir tahmin yapabilir miyiz? Bu soruya doğru cevap vermek için kozmolojistler evrenin neden […]

En iyi kural kuralsızlıktır: Francisco Goya

  Romantizm akımı; özgürlük, adalet ve insan hakları, 18. yüzyılın ortasında çıkan bu akım duygu ve hayali ön plana çıkaran bir yapıya sahiptir. Romantizmde duygusallık, heyecan, özgürlük, doğa sevgisi, yurtseverlik, geçmişe özlem, ütopya gibi konular ön plana çıkarılmıştır. Klasisizme tepki olarak doğan bir akımdır. Klasizmin getirdiği katı kurallara karşı bir nevi isyan olarak bilinmektedir. Duygu […]

İmece usulünün resmileşmesidir kooperatif

  Bir grup azınlık hariç tüm ceplere dokunacak olan 2021 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi, büyük tartışmalar, atışmalar ve sataşmalarla kabul edildi. Kabul edilen bütçenin halka yararı; açlığa, yoksulluğa, eşitsizliklere çözümü olacak mıdır? Bunun cevabını siyasetçi versin diyebilirsiniz ancak bunun cevabı halk tarafından verildiğinde bir anlamı olacaktır. Herkesin doğrusu farklıdır ancak gerçek tektir. Diğer yandan, […]

Yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalı

12- 18 Aralık tarihleri arasında Yerli Malı Haftası kutlanırdı… Hatırlayan var mı? Şöyle 1980 öncesine doğru uzanalım. Yaşı ellinin üstünde olan herkes okullarda kutlanan Yerli Malı Haftası’nı mutlaka hatırlıyordur. Evlerimizden getirdiğimiz yemişlerle düzenlediğimiz müsamereler, okunan şiirler, şarkılar… Her malın en iyisi/ Kumaşların her cinsi, Yurdumuzda yetişir/ Meyvenin birincisi. Yerli mal alacağız/ Yerli mal satacağız, Paramız […]

Yönlü krizler

Türkiye’de, birkaç yıldır var olan ekonomik krizin üstüne kovit-19 salgın hastalığı da eklenince,  kriz daha arttı, toplum üzerinde yarattığı derin ekonomik baskı ve stres iyice hissedilmeye başladı. Kriz kelimesi aslında başka anlamlarda kullanılsa da bu günlerde, özellikle ekonomi sektörüyle ilgili herhangi bir olayda suç krize atılır. Henüz dünyanın küreselleşmediği zamanlarda oluşan ekonomik krizlerin etkisi, bu […]

Söz

Söz ağızdan bir kere çıkar. Söz vermek borçlanmaktır. Söz namustur. Sözünün arkasında durmak. Özü sözü bir olmak. Bir çift sözü olmak. Ne çok söz var sözle ilgili. Sadece iyi bilinenleri ve sık kullanılanları bile saymak kolay değil. Söz kelimesini, Türk Dil Kurumu, “Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil, bir işi […]

Yoksulun çocuğu, uzaktan eğitimden yoksun

Telefonum çaldı. Arayan, çocuklarına burs verdiğimiz bir anneydi. “Kızımın okulunda uzaktan eğitim veriliyor ama tablet ya da telefon olmadığı için kızım eğitim alamıyor. Her gün ağlıyor. Genellikle dışarıda iş aradığım için benim telefonumu da çok fazla kullanamıyor.  Ne yapacağımı bilmiyorum. Siz de ikinci el bir telefon ya da tablet bulunur mu acaba?” “Senin çocuğun devlet […]

50 adet “Anadolu Yavrusu” adlı okuma kitabı

Osmanlı, Tanzimat (1839) ’ın ilanından sonra eğitim-öğretim için bazı adımlar atar. İlk yenileşme hareketi askeri okulların açılması olur. Osmanlı askeri, Avrupalı subay ve asker gibi iyi yetişmelidir. Ayrıca eğitim dili Fransızca olan tıbbiye okulları açılır. Geleneksel tıp eğitimi de sürmektedir. Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasası olan Kanun-i Esasi (1876) ile de Osmanlı vatandaşları için […]

Altından Çapanoğlu çıkan Yozgat isyanı ve Çerkez Ethem

“Altından çapanoğlu çıkmak” deyimi, girişilen işte başa dert olacak bir durumla karşılaşmak anlamında kullanılır. (TDK) Genel anlatıma göre; Osmanlı döneminden beri Yozgat’ta yaşayan ve hükümet boşluğundan istifade eden Çapanoğulları zamanla Yozgat sınırları dışına taşar. Sadece halk arasında değil; devlet kademelerinde de Çapanoğlu çekingenlik yaratır. Böyle bir dönemde, bir yolsuzluk kararını kovuşturmakla görevli bir müfettiş, işin […]

On asır önceden Hacib’in demokrasi dersi / kanunun üstünlüğü

“Kitabın adını Kutadgu Bilig* koydum okuyana kutlu olsun ve elinden tutsun.” (Beyit, 350) ve “Yıl dört yüz altmış ikiydi, ** bu eseri yazıp tamamladım. (Beyit, 6495) beyitlerinin sahibi Yusuf Has Hacib, Türk edebiyatında ilk siyasetname örneği olan ünlü eserinde “kanun”un önemine, üstünlüğüne ve doğru uygulanmasına değinir. İmparator, hükümdar, kral, melik, bey, başkan ya da cumhurbaşkanı, […]

Bizim kadınlarımız… Mucize kadınlar…

Komşu oldukları belli olan iki kadın markette karşılaştılar. Selam, sabah derken sonradan gelen sordu; “Gidiyor musun?” Komşusu, içinde iki parça sebze olan poşeti gösterip “Buradan sadece bunları alabildim. Her şey çok pahalı… Diğerleri için ….markete gidiyorum. Orada fiyatlar daha uygun olabilir.” diye cevap verdi bıkkın bir ses tonuyla… “Ben de bir dolaşıp bakacağım, olmazsa senin […]

Salih’in devesi

Gök Tanrı inancına göre eski Türkler, her canlı topluluğunun bir koruyucu ruhu olduğuna inanırlar. Bu koruyucu ruhlar zaman içinde evliyalarla da özdeşleşmiş. İslamiyet öncesindeki adını koruyan Veyis Baba da bunlardan biri. Veyis Baba, rivayete göre bir çobandır ve devecilik yapan, tüm sırları bilen ilk kişidir. 50 °C sıcaklıkta günlerce aç-susuz kalabilen, soğuk çöl gecelerinde vücut […]

Akıl çabayla işler

Akıl, insanoğluna verilmiş en büyük armağandır kuşkusuz. Onu işletmek de insan olmanın en temel işlevi… İşletmek diyoruz da; sandığımız kadar işletebiliyor muyuz; o akıl nasıl işliyor, kararlarımızı ve davranışlarımızı hangi unsurlar etkiliyor, orası çok karmaşık bir konu. Çok şeyi bildiğimizi sanıyor, kendimize o kadar çok güveniyoruz ki; düşüne taşına aldığımızı sandığımız kararlarımızın bile ardında her […]

Kentsel dönüşüm ve demokrasi

Demokrasisi güçlü olan ülkelerde kentsel yaşam konusunda pek fazla sıkıntılar yaşanmaz. Gerçi insanın doğa ile barışı ve savaşı devam ettiği sürece kentsel yaşamda gözüken sıkıntı ve sorunların da yaşam sürdüğü sürece devam edeceği bellidir. Kentlerin dönüşüm ihtiyacı geçmişte yapılan hataların sonucunda ortaya çıkmaktadır. Hatayı yapan kimdir ve neden yapılmaktadır? Demokrasi yönetiminde bilim ve fen devre […]

Bir Delinin Hatıra Defteri

1809’da başlayan ve yalnızca 43 yıl süren yaşamına özlemleri, düşleri; bunalımları ile birlikte pek çok eser sığdırdı Nikolay Vasilyeviç Gogol. Masallar, Müfettiş, Palto, Ölü Canlar, Burun, Bir Delinin Hatıra Defteri, Fayton, Evlenme, Petersburg Hikâyeleri bunlardan bazıları. Puşkin’in derinden etkilediği yazar, öykülerinde çağının ve içinde yaşadığı toplumun değer yargılarına, bu değer yargılarıyla biçimlenen kişiliklere bakışını yansıtır. […]

Havva’dan Adem’e X Kromozomunun Garipliği

İnsanoğlunun kökeninin araştırılmasında DNA (deoksiribonükleik asit) molekülü yapıtaşı olma özelliğiyle büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle, DNA zincirlerinden oluşan kromozomlar, özellikle cinsiyeti belirleyen kromozomlar, bilimsel araştırmalar için en önemli materyallerdendir. Kadınlar ebeveynlerinden gelen toplam iki X kromozomuna (XX) sahipken, erkekler annelerinden gelen bir X, babalarından gelen bir Y kromozomuna (XY) sahiptir. X ve Y kromozomları […]

Sait Molla’nın satırlarındaki İngiliz parası – İlk iki mektup

Atatürk Nutuk’ta*, ulusal mücadelede karşılaşılan “açık ve gizli” güçlükleri anlatırken “gelecek kuşaklara ibret ve ders olacak nitelikteki” belgeleri de sunar. Bunların içinde 12 mektup vardır; İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin sözde lideri Sait Molla’nın Rahip Frew’a gönderdiği, buram buram hainlik ve maddiyet kokan mektupları. Bu Cemiyet’in üyeleri arasında Sadrazam Damat Ferit Paşa ve Dahiliye Nazırı (içişleri bakanı) […]

Türk kadını artık ülkenin kaderinde söz söyleme hakkına sahiptir

“1924 Anayasası görüşülürken ilk millîleştirme gerçekleştirilir; Ergani Bakır Madeni millîleştirilir. Dinî mahkemeler kaldırılır, yargı birleştirilir. İstanbul Üniversitesi (Darülfünun)’ne tüzel kişilik verilir. Üniversite artık özgürdür. Anayasa görüşmelerinin ikinci gününde kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmek istenir; ancak, o günkü kafalar buna izin vermez! 1921 Anayasası’nda kaldırılamayan Kanunu Esasi (1876) yürürlükten kaldırılır. 1. Madde’de Türkiye Devleti’nin bir […]

Cesur demokrasi; Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı

1924 Anayasası 10 ve 11. maddelere* eklenen “kadın” kelimesi toplumu bir anda nasıl değiştirdiyse (1934), demokrasi nasıl hayat bulduysa, bugün siyasi partilerin yönetimlerinde uygulanması beklenen/gereken “eşit temsil” de toplumu yeniden harekete geçirecektir. “5 Aralık Milletvekili Seçme ve Seçilme” hakkı yani Türk kadınının siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkını elde etmesi bir Atatürk devrimidir.  Atatürk; “Kadının […]

“Derin sonuçları olan zaman dilimleri”, 1552’de ne oldu?

Kavimlerin, milletlerin tarihlerinde kırılma değil de sonradan keşke denilen, derin sonuçları olan zaman dilimleri vardır. Anlatacağım olay; 9 yüz yıldır orada kök saldığını sandığın, iki ayda varlık ve bağımsızlığını kaybettiğin bir süreç. Mesleğim yönetim bilimini içerdiğinden 1552 yılını bu açıdan özet bir inceleme olarak siz okura sunmak istedim. 1552’de Osmanlı’nın sultanı Kanuni’dir ve iktidarının pik […]

“Bir kuşağın üzerine düşen görevi yapmamakla bıraktığı boşluk”

Evren boşluk kabul etmez, denir. Bu boşluk, sahipsiz bırakmaktır aslında. Evren, ne bir banka soyguncusuna engel olur ne de buluş gerçekleştiren bilim insanına. İkisi de belirlediği hedef için çalışır, ikisi de bulunduğu alanı doldurur, ikisi için de yaptığı iş önemlidir. Olumlu-olumsuz, iyi-kötü, aydınlık veya karanlık; işinin gereğini yapan sonuç alır. 6.645 beyitten oluşan Kutadgu Bilig’i […]

Kölelik kalktı mı? 2 Aralık 1949

TDK, köle sözcüğü için üç ayrı anlam veriyor: 1) Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir; 2) Birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse; 3) Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse. Türk tarihinde kölelik konusunu inceleyen bilim insanları, “köleliğin Hunlardan başlayarak Türk toplum […]

“Cumhuriyet ilkokulu” ndan deneysel fiziğin öncülüğüne: Prof. Dr. Sait Akpınar

“Bir sabah kalkarsınız, bir de bakarsınız ki kapınızın önündeki kumda yeni bir çiçek açmış. Bu çok güzel renkleri olan ve çok hoş bir çiçektir. Ona bir şey olmasın diye üzerine titrersiniz, ona özen gösterirsiniz. Fakat bir gün bir sabah kalkar bakarsınız ki çiçek yok; gece bir kum fırtınası esmiş, çiçeği alıp götürmüştür; yerini bile bulamazsınız.” […]

“Tarihte gerçeğin ne lüzumu var?”

Murat Bardakçı’nın 220 belgeden oluşan “İttihadcı’nın Sandığı” adlı hacimli eserinin 219 no’lu belgesi (11 Aralık 1919), önde gelen bir Dürzi ailesine mensup olan Emîr Şekib Arslan’ın Enver Paşa’ya mektubudur. Uzun mektubunun sonlarına doğru şöyle yazmıştır Şekib Arslan; “Suriye ve Irak ahalisi İngiliz ve Fransız ile tutuşacaklardır. Sizin vasıtanızla bunlar silah ve cephane meselesini bir dereceye […]

Yoksulun “yemek programı”

TÜİK’e göre Kasım ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 517 TL, yoksulluk sınırı ise 8 bin 198 TL. olmuş. Yine TÜİK, işsiz sayısını 4 milyon 110 bin, ümitsiz işsizlerin sayısını ise 1 milyon 336 bin olarak açıklamış. Ancak DİSK-AR’a göre Covit-19 etkisiyle Haziran ayında toplamda 14 milyon 263 bin işsiz var. Bunun […]

Çamaşırcımız Makbule Hanım

“Merhamet, cömertlik gibi yaklaşımları olabildiğince salıp baskıdan arınmış bir yaşam sürmek varken ayrımcılığa ne gerek var?” diyen Dilek Kent’in kaleminden çamaşırcı Makbule Hanım’ı okuyalım. Tasarrufun her aklı başında insan için zorunlu olduğu 40’lı yıllarda aklına estiği gibi ne banyo yapılır ne de çamaşır yıkanırdı. Otomatik çamaşır makinası şöyle dursun, merdaneli olanların dahi parmakla gösterildiği Erenköy’de, […]

Özgür Aşk: Jean Paul Sartre ve Simone De Beauvoir

“İnsan, önce kendi varlığına sonra diğer insanlara sorumludur. Bu sorumlulukların farkına varılması ve yerine getirilmesi için bireyin özgür olması gerekir.” Her ikisi de birer dahi çocuk olarak yaşamlarının ilk yıllarından itibaren dikkat çekmiş. Çocukluklarından başlayarak okuyor, okuyor, okuyorlar… Yazıyor, yazıyor, yazıyorlar. Simone De Beauvoir, 9 Ocak 1908’de Paris’te  geleneksel bir ailede dünyaya gelmiş. Babası George […]

25 Kasım Farkındalık

Bugün 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele Günü! 25 Kasım-10 Aralık tarihleri arası, aynı zamanda kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin bir aktivizm kampanyasının yürütüldüğü tarihlerdir. Birleşmiş Milletlerin önderliğinde “16 Days of Activism Against Gender-Based Violence (25 November – 10 December) under the theme of Orange the World: #HearMeToo” olarak tâbir edilen 16 günlük […]

1934’ün 24, 25 ve 26 Kasım günleri

Şevket Süreyya Aydemir ünlü eseri Tek Adam’ın, Atatürk’ün Soyadı başlığı bölümü; “21 Haziran 1934’te, Türk aile hayatını ilgilendiren önemli bir kanun çıkarıldı. Bu kanun, Soyadı Kanunu’dur.”* şeklinde başlar. Yazar; “Türkler aslında aile ve hanedan unvanlarına pek bağlı değildir.” ifadesinden sonra bunun nedenlerine de değinir: “Osmanlı nizamında, Batı’daki şekilde bir derebeyliğin olmayışı ve bu şekilde aile […]

“Yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır”

“Öğretmenler! Yeni kuşağı, Cumhuriyet’in özverili öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Yeni kuşak, sizin eseriniz olacaktır. Eserin değeri, sizin ustalık ve özverinizin derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet fikir, bilim, teknik ve beden yönünden kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni kuşağı, bu özellik ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir.” 1924 (M.E.İS.D.1, s. 19) 1 Kasım 1928’de Türk Harfleri […]

Başöğretmen Atatürk ve “24 Kasım” Devrim Projesi

The National Geographic dergisinin, Ocak 1929 sayısında yer alan, “Türkiye okula gidiyor”* adlı makalede yazar, Millet Mektepleri‘ni anlatır ve yazısını şöyle bağlar: “Sadece birkaç yıl önce Türkiye Amerikan mandası olma yolundaydı. Şimdi ise büyük bir istekle, hiçbir yabancı özel öğretmenin dayatamayacağı değişimleri benimsiyor ve Osmanlı sınırlarının çok ötesinde bir kültürel önderlik kazanıyor… Yeni Türk alfabesinin […]

Devrim yapılırken belirli bir mesafe alınması

Değerli eserinde; “Atatürk’e göre demokrasi en iyi düzendir ve yükselen bir deniz gibi ortalığı kaplayacaktır. Cumhuriyet, demokrasinin en yetkin biçimidir ve yine demokratik bir düzen olan meşrutiyetten üstündür.”*  ifadelerini kullanan tarih profesörü ve akademisyen Sina Akşin, böylece Altı Ok’tan birinin neden demokrasi olmadığı eleştirisine de cevap vermektedir. 1930 yılının Ağustos’unda Serbest Fırka kurulur. Bu, Atatürk […]

Çocuk Hakları/çocuğun hakları

20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen (Türkiye dahil 193 ülke onaylamıştır) Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin dört temel ilkesi şunlardır: Ayrım Gözetmeme, Çocuğun Yüksek Yararı, Yaşama ve Gelişme Hakkı, Katılım Hakkı. Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre; On sekiz yaşına kadar her birey çocuk sayılır… Her çocuğun yaşama hakkı vardır… Çocuklarla ilgili konularda çocuğun görüşü özenle […]

TÜİK, o meşhur enflasyon sepetine muzu da alıyor mu?

Market kasasında bekliyorum. Önümde bir anne kız var. Anne, tezgâhın üstündeki üç beş parça gıda malzemesini poşete dolduruyor. Sonra cüzdanını açıp içinden para çıkarıyor. Kasiyer kız, aldıklarının ne kadar tuttuğunu söylüyor. Anne elindeki parayı hesaplıyor ve aldıklarını karşılamadığını görüyor. Poşetin içindeki beş adet muzu çıkarıp tezgâhın üstüne koyuyor ve “Muz kalsın!” diyor ve kasiyerden tekrar […]

Doğa dini nedir?

“Gerçeğe yönelerek, Allah’ın insanları üzerinde yarattığı doğa dinine yüzünü çevir. Zira Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte, dosdoğru din budur, ancak insanların çoğu bilmezler.”*  deniyor Rum (Bizans) Suresi 30. ayette. “Doğa dini”, Yaratan’ın, insanları üzerinde yarattığı varlık yapısının dinidir. Katıksız olan bu din, eskimez ve aşınmazdır. İnsan, aracısız olarak ve yalnız Allah’a yöneldiğinde bu dinin sınırı […]

Tarih felsefesi ve devletin evreleri

Tunuslu İbn-i Haldun, bilimsel tarihçiliğin ve sosyolojinin temellerini atan, ünlü bir düşünür, devlet adamı ve tarihçidir. Anadolu’daki Türk-Yunan savaşını yerinde izleyen, yazıları ve Türklerin davasına karşı giderek artan sempatisi nedeniyle baskı gören ve kurucusu olduğu Koraís kürsüsünü bırakmak zorunda kalan İngiliz tarihçisi Arnold Joseph Toynbee şöyle tanımlıyor İbn-i Haldun’u: “Herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, […]

Özgürlük ve Demokrasi

Özgürlük Türk Dil Kurumu (TDK) sözlükte; “1. Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî, 2. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet” olarak tanımlanmıştır. Sade yaşam özgürlüğümüzdür. Özgürlük de bizim yaradılıştan gelen özelliğimizdir. Özgürlük demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. […]

Söylediğin söz, karşındakinin algılarıyla sınırlıdır

  İstediğiniz kadar; demokrasiden, hukuktan, özgürlükten dem vurun! Tümü kulağa hoş gelse de; toplumun üzerinde, “Allah, Kitap, peygamber” denildiğinde yarattığı etkiyi yaratmaz, yaratamaz. Bu kavramların anlamlı hale gelmesini istiyorsak; önce, bazılarının adını bile duyunca “tüylerini diken diken eden” dini, adam gibi öğrenmek zorundayız. Ama özünden, yani tek kaynağından! İnancım o ki, ortada bir sıkıntı varsa, […]

Beynimizin haritası

20. yüzyılın başlarında başlayan insan beyniyle ilgili bilgi edinme süreci 1980’li yıllarda süperiletkenlerle yapılan cihazların tıpta uygulama alanı bulmasıyla hız kazanmıştır. Süperiletkenlik kısaca elektrik akımının herhangi bir ortamda kayıpsız bir şekilde iletilmesi olarak tanımlanabilir.  Bilimdeki bu ilerlemeyle insan beyni ve işleme mekanizmalarıyla ile ilgili birçok bilginin elde edilmesi teknolojik olarak mümkün olmuştur. Süperiletkenlik teknolojisinin kullanıldığı […]

İşsizlik bütün kötülüklerin anasıdır

“…Yine işsiz bir sabaha uyanmıştı… Şu saati de ne diye kuruyorsam diye söylendi. Sanki işe gidecekmiş gibi her sabah aynı saate kurmaya devam etmenin ne anlamı var? … Yapacak pek fazla bir işi yoktu. Erken kalkınca gün daha uzun geliyordu… Meğer Allah’ın günleri ne kadar da uzunmuş diye düşündü. Çalışırken böyle miydi? Saatin sesiyle yataktan […]

Türkiye’de Aileler ve Eğitim

Eğitimle ilgi bilgi paylaşımımıza devam ediyoruz. Ailelerimiz, ülkemizdeki mülteci ve özel koruma altındaki misafirlerimiz ve özel gereksinimli (engelli) bireyi olan hanelerimizin durumu nedir? 2020 yılı itibarı ile Türkiye Cumhuriyeti, 83 milyonu aşkın vatandaşa sahiptir. (https://www.tuik.gov.tr/) Ülkemiz; Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü (UNHCR) ‘ne göre yedi milyonu aşkın mülteci ve özel koruma altında nüfuslar ile yaklaşık doksan […]

Dinci damarın panzehiri

1925 Şeyh Sait isyanı, planlanandan daha önce başlar ve bu durum “kader” olarak nitelendirilir isyanın başı tarafından. Bu “kader” denen kavram aslında dini kullanarak halkı aldatmak ve siyasi manevra yaparak yeni kurulmuş Cumhuriyet’e karşı hareket başlatmaktır. Özellikle İngiliz dostlarıyla bu siyasetini sürdüren Şeyh Sait bakın başlattığı isyanı hangi çirkin kılıfa sokmaya çalışır? “Artık bu işi […]

Ulusu oluşturan çimento

“Siyasi emeller veya entrikalar için Türk iç siyasetinde etnik köken mevzusu iktidar tarafından şuursuzca kullanılmıştır.” diye belirtmiştik,  “Tarih kesinlikle iyi bir ‘danışman’ rolü oynayabilir” başlıklı yazımızda. Lozan Antlaşması, Rum, Ermeni ve Musevilerden oluşan gayrimüslimleri “azınlık” kabul etmiş, tanıdığı haklara uluslararası garanti vermiş, onların dışında dil ya da din azınlığı bulunmadığını benimsemiştir. Bu çerçeve içinde yer […]

Mağaralarda resim olarak başlayan serüven

“Dünya malı ne kadar toplanırsa toplansın, tükenir biter; söz kaleme alınırsa kalır, dünyayı gezinir.” (beyit, 114) diyor ünlü bilgin ve düşünür Yusuf Has Hacib, binlerce beyitten oluşan kitabı Kutadgu Bilig’de, yani “Mutlu Olma Bilgisi” nde.* Büyük şair, “Bak, doğan ölür; ondan eser olarak söz kalır; sözünü iyi söylersen ölümsüz olursun.” (beyit, 180) diyerek âdeta kendini […]

“Sen bizim gözümüzü açtın!”

Atatürk, bir Orta Anadolu gezisinde, tarlasında çift süren bir çiftçiye rastlar ve öküzünün birine ne olduğunu sorar. Çiftçi de devlete borcu olduğunu, icra kapıya dayanınca koca öküzü satıp borcu ödediğini söyler. Atatürk ertesi gün çiftçi Halil Ağa’yı yanına getirtir ve olayı tekrar anlatmasını ister. Bunun üzerine Atatürk salonda bulunan Başbakan İsmet İnönü ve İçişleri Bakanı […]

Bir değer üretme kavramıdır infak

Paylaşmak kelimesi günlük hayatımızda olumlu olarak çok kullanılan bir kelimedir. Bu kelime bazen bazı özlemleri de dile getirmek için kullanılmaktadır. Paylaşmak olgusu sanırız ülkemiz insanlarının sahip olduğu önemli duygu ve kavramlardan birisidir. Bireysel paylaşım konusunda, insan ilk yaradılışından bu yana pek fazla sıkıntı çekmeden bu duyguyu devamlı yaşamaktadır. Paylaşım konusunda ülke insanları olarak bizlerin de […]

İradesini başkasına teslim eden, güdülmeyi hak eder!

Gittikçe keskinleşen ayrımlar, bölünmeler, dini hassasiyetlerin siyasi çıkar aracı yapılıp değersizleştirilmeye çalışılması, insan hak ve hukukunun hiçe sayılması… Günümüzde ülkemiz, bu durumun en çarpıcı örnekleriyle dolu. Tüm bu olumsuzluklar; işin içinde, farkında olalım ya da olmayalım, aklımızı ve irademizi teslim ettiğimiz “birileri” olmadan hayat bulamaz. Aksi halde kitleleri, aklın ve vicdanın kabul etmediği yönde ikna […]

İnsan ne üzere yaşar

Etika adlı eserini geometrik bir temele dayandıran filozof Spinoza; evrensel ahlak yasasını düzenleyen en önemli öğenin doğa düzeni olduğunu vurgular ve insan, aklın tutkularla savaşında bu doğa düzeniyle uyum veya uyumsuzluk içinde olur, der. İster bilim insanı, ister din insanı, ister siyasetçi, ister sanatçı, ister üretici olun, doğada ortak yaşamı  sürdürebilmeniz için ancak doğanın oluşturduğu […]

“Millî egemenlik, mali egemenlik”

“Tarih 16 Ağustos 1838… İngiltere ile Osmanlı arasında bir ‘Serbest Ticaret Antlaşması’ imzalanmıştır. Antlaşmaya göre İngiliz makine endüstrisi malları Osmanlı ülkesine gümrüksüz girecektir. Bu antlaşma ile Osmanlı’nın korumasız el tezgâhları kısa zamanda yok edilir. Ülkedeki geleneksel üretici kesim, Avrupa ürünleriyle rekabet edemez ve ekonomik hayattan silinip gider. Bu antlaşma ile Osmanlı ekonomisine öldürücü bir darbe […]

Güven duygusu 

“İnanması zor ama 40’lı, 50’li yıllarda kendilerine göre ahlaki değerleri olan hırsızlar yaşamış buralarda.” Gece ferforje, ahşap veya hasır koltukları içeriye taşımak gerekmez … … bahçede unutulmuş bisikletlerin akıbeti merak dahi edilmezdi. Kümeslerden tavuk çalan tilkiler dışında, semt karakollarına pek iş düşmezdi buralarda. Daha önceki yıllarda yaşamış olan bazı hırsızlar, zeytinyağına su katan bakkalı, işçisini […]

Müslüman ecdat

Devrim yasalarımızdan biri de 26 Kasım 1934 tarihli ve 2590 sayılı “Efendi, Bey, Paşa gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına dair Kanun” dur ve Anayasa’mızın 174. maddesinde yer alır. Bu devrim yasasının 2. maddesi ise günümüzde unutulmuş gibidir. Bu madde; “Sivil rütbe, resmi nişanlar ve madalyalar kaldırılmıştır. Bu nişan ve madalyaların kullanılması yasaktır. Harp madalyaları bundan […]

İlk Kadın Tıp Profesörümüz; Kâmile Şevki Mutlu

  “Tıp fakültesini bitiren kişi hekim olmuş değildir. Diplomasını aldıktan sonra da ömür boyu hekimliliğin sorumluluğunu, kendisine sindirebildiği oranda hekim olmaya adaydır.” Kâmile Şevki 1906 yılında eski bir İstanbul ailesinde dünyaya gelir. Babası avukat Mehmet Şevki Bey, annesi Fatma Rahime Hanım, ablası ise daha sonraları Türkiye’nin ilk kadın hukukçusu olacak olan Nigâr Şevki Hanım’dır. Kâmile […]

Beni görmek demek…

“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.” “Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından oluşan büyük ordumuzun vicdanında, akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin, bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyet’in […]

10 Kasım 1938

8 Kasım 1938: Atatürk, ikinci defa ve daha ağır komaya girer. Saat 19.00 sıralarında başlayan koma, gittikçe ağırlaşacak ve vefat anına kadar devam edecektir. 9 Kasım 1938: Ağır koma hali devam eder. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Atatürk’ün sağlığı ile ilgili olarak saat; 10.00, 20.00 ve 24.00’da üç bildiri yayımlar. Saat 24.00’da «Umumî durumun tehlikeli bir hal […]

Son nefesine kadar “Vatan” için çarpan bir yürektir, Atatürk

  “İstiklâl Savaşı’nın yılmaz komutanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937 yılında bozulmaya başlayan sağlığı, yapılan bütün tedavilere rağmen ne yazık ki düzelemez. Ancak ortada halledilmesi gereken bir sorun vardır; Hatay sorunu… Ve Atatürk Hatay’ı almak için milletine söz vermiştir. Hastalığı ilerlemiştir. Doktorların uyarılarını dinlemez. Amacı hem Fransa’ya gözdağı vermek hem […]

Başkası adına konuşmak

Atatürk’ün yolundan yürümek, onun karakter özelliklerini yakından tanımayı, bilmeyi gerektirir. Mustafa Kemal, gıyabında şahsı ile ilgili tasarrufu sevmez, bunu kişisel haklarına bir saldırı olarak görür ve mutlaka günü ve yeri geldiğinde duyduğu rahatsızlığı paylaşmayı görev bilir.   İstanbul’un işgalinden on gün önce (6 Mart 1920) Mustafa Kemal’e, Rauf Bey tarafından çekilen telgraftan bir bölümü verelim: […]

Millet unsuru

TDK, milleti[1], “Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus” olarak tanımlamıştır. Tarihi süreç içerisinde milletin ne olduğu sorusuna cevap olarak, iki farklı anlayışın ortaya çıktığını görmekteyiz. Bunlar objektif ve sübjektif millet anlayışıdır. Objektif millet anlayışına göre millet, objektif birtakım olguların bir araya gelmesi ve […]

Katkılarınız değerli olacaktır

Merhaba, Sitemizin amacı kaynağa dayalı bilgi paylaşımıdır. Sitedeki yazılar bu düşüncemizin örnekleridir. Siz de bu amaca uygun yazılarınızı bize gönderebilirsiniz. Uzun olmayan, kaynağa dayalı doğru bilgi içeren yazılarınız değerlendirildikten sonra sitemizde yayınlanacaktır. Esen kalın…   Canan Murtezaoğlu cananmurtezaoglu@gmail.com

Dinci kin ve yalan

“…Allah’a karşı yalan uyduranlar…” (Nahl/Bal Arısı,116), “Doğrusu o yalan uyduranlar içinizden bir takımdır.” (Nur/Aydınlık,11) ayetlerinde de görüleceği gibi Kur’an’ın dini yalanı kabul etmez. Oysa ki din adına olur-olmaz ahkâm kesmeyi seven bazıları, özellikle söz konusu siyaset yapmak olduğunda, pervasızca yalan söylemeyi severler. Bu yalanlardan biri, “Tek parti döneminde Kur’an yasaklandı.” ya da benzer ifadesidir. Tarihçi […]

Nokta atışı yapan sözlerimizdeki yanlışlar

Önceki kuşaklarımızın mihenk taşlarından olan atasözlerimiz, deyimler ya da bazı sıfatlar olsun, bir olayı aktarmada âdeta nokta atışı yapar gibi, kısa ve öz anlatımlıdır. Tecrübeler ile hayat bulmuş bu kalıplar doğru kullanıldığında genç kuşaklara güç, fayda ve öngörü desteği olur. Ancak bu sözlerin yanlış kullanımlarının toplumda yaygınlaştığı da bir gerçektir. Bu yanlış kullanımları günlük konuşmalarda […]

Bakmasını bilen görür!

Doğada öyle canlı türleri vardır ki iki ayrı organizmanın yardımlaşarak birlikte yaşamasının örneklerini gözler önüne serer. Örneğin denizdeki pek çok canlının yanına yaklaşmaktan bile korktuğu köpekbalıkları, onların dişleri arasındaki besin kalıntılarıyla beslenen “pilot balıklar” nı yemez. Köpekbalığına âdeta diş tedavisi yapan, Malta palamudu da denilen bu balıklar, hem bu sayede beslenir hem de köpekbalıklarının yanında […]

Cumhuriyet’in mihenk taşları: Üç büyük devrim yasası

Sadece bağımsızlığı kazanmakla her şeyin bitmediğini bilen Atatürk, 3 Mart 1924 tarihinde üç büyük devrim yasasını TBMM’de kabul ettirmiştir. Bunlar; “Tevhidi Tedrisat Yasası” (eğitimde birlik), “Halifeliğin Kaldırılması” (saltanatın), “Şeriye ve Evkaf  Bakanlığı” nın kaldırılması (dine dayalı devlet yönetimi) yasalarıdır. İlk olarak 1 Kasım 1922’ de iki başlılığa son verilir. Alınan bir kararla önce saltanat (siyaset) […]

İfademiz kadar özgürüz

Hem Türkiye hem de Dünya’da ifade özgürlüğü gün geçtikçe zora giriyor. Ülkemizde, 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” adıyla yasalaşan kanunda 10 madde bulunuyor ve bunların arasında sosyal medya şirketlerine yönelik önemli maddeler yer alıyor. Bunlardan biri; Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından ilgili içerik ve […]

Halkçılık ve Milliyetçilik yerine ithal kavramlar

“ALTI OK” olarak belirlenen ideolojide “milliyetçilik” ve “halkçılık” ilkeleri vardır ancak bunlar tarif edilirken sağ veya sol ifadelerine yer verilmemiştir çünkü Atatürk, “denge” dir. Bu dengeyi Prof. Dr. Sina Akşin’den okuyalım: “Halkçılık, halkı gözeten, halktan yana siyaset gütmek demektir. Halk kavramı bütün sınıf ve grupları kapsayan bir kavram olarak yorumlanabilirse de, öncelikle dar gelirli köylüleri, […]

Eğitim seviyemiz

Yaklaşık yüzyıl önce Atatürk, ülkemizin, 2020 yılı ölçütlerine göre bile, en iyi eğitim sistemini uygulayan ülke olan Finlandiya’ya benzer ilke ve yöntemlere göre eğitilmesini öngörmüş. Bireyi, aileyi, çağdaş uygarlık gereği olan bilim ve kalkınmayı ayrı ayrı önemseyen bir sistem… Bireyin öğrendiğini yapıp uygulayarak, keyifle öğrenip eğitim aldığı, uygarlığın güncel düzeyini aşan bir ülke ve toplum… […]

Musa ve değişen rejim

Aklı çalıştıran sorumluluk duygusudur ve Atatürk; aklı kullanmaktır, sorumluluktur, harekettir. Falih Rıfkı‘dan okuyalım: Gençliğinde halk ile köylülerin kaynaşmasını isterdi. Bir gün bir gençler toplantısında sordu: ‘Buraya en yakın köy ne kadardır?’ Cevap yok. Bir daha sordu, içlerinden biri: ‘Yirmi dakika efendim!’ dedi. ‘Peki bu köyler ne haldedir, bana anlatır mısınız? Şikâyetleri nelerdir söyler misiniz?’ Sükût… […]

Baba evinde disiplin

Yazar diyor ki; “Yasaya kendi başına ilaveler yapan bir kız çocuğu oluyorum bu durumda. 40’lı yılların  ruhu, dürüstlük anlayışı çocuğa kadar yayılmış; küçükleri bile etkiliyor.” 40’lı yıllarda, Başbakanlık Denetleme Kurumu müfettişlerinden olan babam rapor yazmak için hemen her akşam eve destelerle dosya kâğıdı getirirdi. O dönemde, devlete ait olan kırtasiyenin belirlenen amaç dışında kullanımı kesinlikle […]

Ulusal Direniş – 1 Kasım 1922 ve 1928

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) İstanbul Hükümeti’nin TBMM Hükümeti’nin yanında barış görüşmelerine katılmak istediğini belirtmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Hükümeti’nin bağlı olduğu saltanat makamının kaldırılması için TBMM’de görüşmeler başlattı. TBMM’de alınan kararla önce saltanat makamı halifelik makamından ayrılarak dini ve siyasi yetkilerin ayrılması sağlandı, sonra da saltanat makamı kaldırıldı. Kurtuluş Savaşı’nı TBMM Hükümeti kazandığı […]

Devrim’in “1 Kasım” ları 1922- 1928

Bazı olayların tarihsel olarak sıralanmasında, liderin, kitlelere hitap tarzında, kullanılan ifadelerin netliği ve zenginliğinde bir devrime nasıl sahip çıkıldığının azim ve kararını görebilmek mümkün. İlgiyle incelenmelidir Devrim’in “1 Kasım” ları. Bazılarını verelim: 1 Kasım 1922 – Saltanatın kaldırılması Atatürk: “Milletin saltanat ve egemenlik makamı, yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.” 1 Kasım 1923 – […]

Günlük özgürlükler

İlk Genel Seçim 1923’te yapılır. Atatürk’ün ebediyete intikalinden önce, 1935’te yapılan Genel Seçim ise bir “ilk” i barındırması açısından özeldir; 18 kadın milletvekili TBMM’de göreve başlamıştır. Çünkü bu seçimden önce 5 Aralık 1934’te, kadınlara milletvekili seçilme hakkı veren anayasa değişikliği yapılmıştır. 1943 Genel Seçimi Türkiye Cumhuriyeti’nin son tek partili, 1946 Genel Seçimi ise Türkiye Cumhuriyeti’nin […]

“Bir gün o tabiat çocuğun tabiatı oldu.”

Depremler bu ülke insanının birbirine nasıl kenetlenebildiğini gösteren en acı örnekler. Son yıllarda birbirine düşman edilen Türk milleti, yine de acılarda birleşmeyi biliyor. Anadolu insanı tarihi boyunca maruz kaldığı pek çok felaketi -ki buna Anadolu’nun düşman işgali de dâhildir- anında örgütlenerek, tek vücut olarak atlatabilmiştir. Bunun örneklerini, yardımseverlik müessesesini insan severlik üzerine kurmuş olan tüm […]

Ne özünüzden kopun ne de putlarınızın kölesi olun!

Günümüzde “aydın” kelimesinin içi fazlasıyla boş! Kimi, en temel varlık değerlerine sırtını dönmüş, “özünden” kopuk, neyi reddettiğini bile bilmeyen sözde aydınlar kadar; bilime sırtını dönmüş, neye inandığının farkında olmayan, kendi algıları ile yarattığı “putlarının” kölesi olmuş, onlarca sözde aydın var ortalıkta. Tek kanatlı kuş uçabilir mi? Aydın denilen kişinin, aklını herkesten daha fazla işletebilmesi, herkesin […]

Deprem ve demokrasi

Deprem doğal bir âfettir. Yaşadığımız dünyanın doğal bir faaliyetidir. İnsanoğlu yeryüzünde yaşamaya başladığından günümüze deprem ile iç içe olmuş, zararlarını gördükçe aklını işleterek bu doğa olayı ile nasıl baş edebileceğini araştırmış ve bulmaya çalışmıştır. Demokrasi ile yönetilen, demokrasileri güçlü olan ülkelerde deprem ile yaşama konusu fen, bilim ve mühendislik devreye konularak zarar görme durumu minimize […]

İyi (!) Müslüman olmayanlar

Bazı utanmazlar, Tanrı’nın depremle “iyi Müslüman olmayanları” cezalandırdığını sanarak sosyal medyada, İzmirli vatandaşlarımız acı içindeyken, utanmazca paylaşımlar yapıyorlarmış. 7 Aralık 1988’de Ermenistan’da büyük bir deprem olmuş ve 25 bin insan hayatını kaybetmiş, 19 bin kişi sakat, 530 bin kişi de evsiz kalmıştı. Müslüman dünyasında , aynen bugün sosyal medyada o utanmazca paylaşımları yapanların benzerleri, “Ermenilere […]

Teşekkür – Vatandaş Okuması

www.vatandaşokuması.com adlı sitemizi kuran Erhan Şatıroğlu’na, kurulma aşamasında destek veren Umut Bingöl, Hakan Şatıroğlu ve Ali Nuri Öztürk’e, yazıları ile ilk katkıda bulunan Tülay Hergünlü, Meltem Kaynaş Kazezyılmaz, Dr. Ayfer Yazkan Kubal, Sacide Selda Şengün, Yasemen Çavuşoğlu, Bahtiyar Çetinbaş, Umut Bingöl ve Ali Nuri Öztürk’e ve katkı vermeye başlayan herkese teşekkür ediyoruz. Esen kalın…

Hep senin yüzünden

Sakat ruhlu bir takım kadın-erkek yine depremi içki ve zinaya bağladı.  Zihniyet değişmelidir! Bu söz bilmem kaç kez yazıldı, kaç kez daha yazılacak? Bir şeyler değişti mi ya da sizce değişecek mi? Yaşananlara bakılırsa toplum olarak değişimi sevmiyoruz, hatta istemiyoruz. Ülkeyi kuzeyden güneye, doğudan batıya arşınlayan iki temel eksenimiz var; siyasetçilik ve dincilik. İkisinin ortak […]

Devletin Birliği

“… Bir milletin mevcudiyetini devam ettirmesi, bir devletin varlığını ikame ettirebilmesi ile paralellik gösterir. Millet olma arzusunun eksik olduğu toplumlarda, devlet yapılaşmasının ortaya çıkması düşünülemez. Zira Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sı, Türkiye devletinin en temel görevleri arasında Türk milletinin bağımsızlığının ve bütünlüğünün korunmasını saymış ve bu gerçeği somutlaştırmıştır. ” (Ali Nuri Öztürk, Devletin Birliğini ve Ülkenin Bütünlüğünü […]

Cumhuriyet’in İlanı

1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla başlayan tartışmalar üzerine devletin yönetim sisteminin belirlenmesi gerekliliği doğmuştu. Bakanların meclis tarafından seçilmesi uzun tartışmalar ve uyumsuz tercihler sonucu gerçekleşiyordu. 27 Ekim 1923’te Halk Partisi Meclis Grubu toplantısında Fethi Bey’in, İcra Vekilleri Heyeti’nin istifasını bildirmesinden sonra hükûmet kurma çalışmaları bir sonuca varmadı. Sorunun çözümünün Mustafa Kemal’e bırakılması kararlaştırıldı. Mustafa Kemal, […]

Yaşasın Cumhuriyet

Çanakkale geçilemez, İstiklâl Harbi 30 Ağustos zaferiyle taçlanır, Lozan Antlaşması imzalanır, Türk Birlikleri İstanbul’a girer, Ankara başkent olur. Son bir adım kalmıştır.  28 Ekim 1923’te Atatürk, akşam Çankaya’da yemek esnasında hazır bulunanlara şöyle der: “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz!” Ve 29 Ekim 1923’te, Büyük Millet Meclisi’nde, Türkiye Devleti’nin hükûmet şeklinin Cumhuriyet olduğu, “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında […]

Atatürk ve Cumhuriyet

İnkılâp fikri Mustafa Kemal Atatürk’ün zihninde daha öğrencilik yıllarında oluşmaya başlamıştır.  Buradan yola çıkarak Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine bir cumhuriyet kurma düşüncesini gittiği her yere götüren Mustafa Kemal, bazen bu düşüncelerinden, “cumhuriyet” adını anmadan yakın çevresine dolaylı da olsa bahsetmiştir.  Daha 1905 yılında topçu stajı için Şam’a gitmeden önce Beyrut’ta yakın çevresine, “Dava, yıkılmak üzere olan […]

Bilmek bilgiyi yaşama geçirmektir

“Okuyun, diyor okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor.” (Ali Şeriati) Öğrenmenin en temel ve kestirme yolu okumaktır. Bilmenin, yani öğrendiklerimizi pratikte uygulamanın en önemli başlangıç noktası okumak olduğu için olsa gerek; Tanrı bile ilk emrini verirken “Oku!” demiş. Mustafa Kemal de bu emrin önemini çok iyi kavramış olacak ki; cephede bile kitap okuyup, yapacağı […]

Milena’ya Mektuplar

Yalnızlık onun dipsiz kuyusu. Çünkü Franz, yalnızlık sözcüğünü iliklerine kadar gerçekten yaşamıştır. Ya da belki  yalnız kalmayı kendisi tercih etmiştir. 3 Temmuz 1883’te Prag’da Herman ve Julia Kafka’nın altı çocuğunun ilki olarak dünyaya gelmiştir. Kötü bir çocukluk dönemi geçiren Kafka, babasıyla hiçbir zaman iyi anlaşamamış, hatta ona duyduğu nefret ileride kendini de bir hiç olarak görmesine […]

Tarih kesinlikle iyi bir ‘danışman’ rolü oynayabilir

Irak’ın üzerinde bulunduğu bölgenin tarihi, coğrafi, ekonomik ve stratejik önemi aşikârdır. Irak’ta Sünni, Şii ve Kürt nüfusun bulunması iç politikayı son derece volatil bir hale getirmiştir. Irak’ın doğu sınırı Perslerle Arap insanları arasındaki derin farkların su yüzüne çıktığı bir güzergâhtır. Dünyadaki petrol talebiyle beraber Irak’ın artan önemi de aşikârdır. Ancak Irak, aşırı dinci teröristler tarafından […]

Cumhuriyet…

Devlet şekli olarak cumhuriyet, egemenliğin bir kişiye değil, toplumun tümüne ait olduğu bir devleti ifade eder. Cumhuriyet özgürlüktür… Sen özgürlüğün ne olduğunu bilir misin? Cumhuriyet mutluluktur. Cumhuriyet paylaşmadır. Cumhuriyetin özelliği; hiçbir zaman şahsi bir iktidar olmayışı, ilahi hukuka dayanmayışı ve milletten gelme oluşudur. Cumhuriyetin sağladığı başarılar küçümsenemez. Daha çok şeyler başarmalıyız. Atatürk, cumhuriyeti bizlere emanet […]

Ecnebi raporları -1919

Hangi taşı kaldırsanız altından “ecnebiler” çıkıyor; İngilizi, Amerikalısı, Fransızı! 24 Ocak 1993’te Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta  kurban giderek yaşamını yitiren gazeteci, araştırmacı ve yazar Uğur Mumcu‘nun, “Kürt-İslam Ayaklanması, 1919-1925” adlı kitabından alıntılar paylaşacağım sizlerle… “Müsteşar Hohler, 27 Ağustos 1919 günü Londra’ya şu görüşü bildirir: ‘Kürt sorununa verdiğimiz önem […]

Bilincin gevezelikleri

Yazar demiş ki: “…işte yeniden ona bir kişilik ve alınyazısı, bilincinin bitip tükenmeyen gevezeliklerinden kurtulma yolu, kendini tanımlama ve değerlendirmesi için bir yöntem sunuluyordu.” (Jean-Paul Sartre; Duvar) Günümüz insanının; özellikle de iş ve değer üretmekten uzak sözde aydın ve sözde siyasetçilerin takip etmesi gereken yolu göstermiş Sartre, yani “bilincinin bitip tükenmeyen gevezeliklerinden kurtulma yolu” nu… […]

Ekmeğe muhtaç!

Yaşadığımız dönem, dünya üzerindeki tüm uluslar için birçok açıdan büyük sıkıntı dönemi! Özellikle yaşanan pandemi süreci her ne kadar zengin-yoksul ya da eğitimli-eğitimsiz ayrımı yapmıyor gibi görünse de maddi imkânları kısıtlı olanlar için tablo vahim. Ekmeğe muhtaç kesimlerin paydası gittikçe artıyor. Ülkemizde de “ekmeğe muhtaç” olduğunu ifade edenler, “keyif çayı” ile cevaplanıyor. Bu tür cevaplar […]

23-24 Nisan 1920

23 Nisan 1920’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara’da açılır.  Mustafa Kemal Atatürk’ün demeci şöyledir; “Yüksek meclisiniz, bildiğiniz gibi, olağanüstü yetkiye sahip olarak, yeniden seçilen milletvekilleri ile taarruza uğrayan Hükümet Merkezi’nden canını kurtararak buraya gelen milletvekillerinden oluşmuştur.”  24 Nisan’da ise Meclis’in teşekkürlerini bildirmesi üzerine Atatürk şöyle diyecektir; “… Benim için dünyada en büyük mükâfat, milletin en […]

Mussolini/Hitler ve kolaycılık

“İnsanın, aklını ve hür iradesini kullanmamaktaki ısrarı ise düşündürücüdür. İnsan, neden olup biteni sorgulamak yerine başkalarına teslim olma kolaycılığına kaçar?” (Canan Murtezaoğlu; “OKU!”, s.37) Kitleleri yönlendirmek için siyasî propoganda aracı yapılan din, her devirde beyinleri dumura uğratmıştır. Özakıncı şöyle yazmış; “…Bunlara göre, Mussolini aslında gerçek adı Musa Nili olan bir Müslümandı. Hitler de Haydar adıyla […]

Uruguaylı Mujica

2010 ve 2015 yılları arasında devlet başkanlığı yapan ve maaşının %90’ını hayır kurumlarına bağışladığı için dünyanın en fakir devlet başkanı olarak anılan Uruguaylı siyasetçi Jose Mujica demiş ki; “Ben insanların geceleri yatacak bir saçak altı bile bulamadıkları bir dünyada, başkalarının 500 metrekarelik malikanelerde yaşamasını anlamıyorum… Küresel ısınmadan bahsediyoruz ama doğaya saldırmaya ve çöp üretmeye devam […]

Bir işsiz ne yaşar?

“Çalışmak isteyip de çalışamamak… Günlerce, aylarca ya da yıllarca iş arayıp da bulamamak… Çaresizliğin karşısında o kırılgan noktaya gelmek işten bile değil. Bazen beynimin içinde deli deli düşünceler birbirleriyle yarışıyor. Ben işe yaramaz biriyim! İşe yaramadığım için de bu dünyada yerim olmadığını düşünüyorum. Evet, bir gün iş hayatı da bitecek elbette. Bunu kabul ediyorum ama […]