Big data; muhasebe verilerinden büyük veriye

1990’lı yıllarda, henüz bilgisayarların vergi daireleri ve diğer kamu kurumlarında yeni kullanılmaya başladığı dönemlerde, muhasebe ve mali işler departmanlarında çalışan kişilerin işlerinin kolaylaşacağını, birkaç kez farklı yerlere işlenmesi gereken bilgilerin tek bir yere işlenmesiyle, bilginin birçok yerde kendiliğinden oluşacağını söyleyenler haklı çıkmış, fakat ne yazık ki; muhasebe departmanlarının işlerinin kolaylaşması yerine daha yoğun hale gelmişti.

1994 yılında “tek düzen hesap planını” kullanmanın zorunlu hale gelmesiyle, muhasebe verilerini oluşturan hesap dökümleri daha ayrıntılı hale gelmiş, bütün Türkiye’de mali veriler tek çatı altında, sistematik halde toplanıp bütünsellik sağlanmış, keyfi olarak isimlendirilen hesap isimleri ortadan kalkmış, zorunlu tutulan, çalışma sistemleri belli olan iş ve işlemlerin artması sonucu, işler daha yoğun hale gelmişti.

Bilginin detaylandırılıp, sistematik hale getirilmesiyle fazla veri elde edilmesine rağmen, detaylandırılan verilerin karar alma mekanizmalarında kullanıldığını görmek pek mümkün olmuyordu. Kullanılan en önemli veri  “satış raporları” dışında, bilgilere pek ihtiyaç duyulmuyordu.

Nihayetinde, o zamanın şartlarına göre yenilik sayılan, çok düzenli olan, elektronik tablolara altyapı oluşturan veri tabanlarını, bütüncül bilgi edinme merkezinden ziyade, bazı firmalar tarafından, finansal verileri kendilerine göre kullanılabilir hale getirip, bilgiler, kamusal ve fiili olarak ayrıştırıldı, satış raporları dahi kamu ve fiili olarak takip edilir haline getirildi. Gerçek satış ve hasılat verilerini bilmeyen mali işler departmanları oluştu. Muhasebeden gelen bilgiler kamuya yönelik olarak hazırlanmaya başlandı.

Aradan geçen otuz yıl sonrasında kazançları ve kârları yüksek olan, geleceği parlak olabilecek olan bu firmaların önemli bir kısmı şu anda piyasada maalesef değiller.

Nispeten, yakın zamana kadar, daha basit elektronik tablolar ile sistematik hale getirilmiş, düzenli olan veri tabanlarına gerekli ihtiyacı duymayan, bütüncül rapor sistemine ayak uyduramayan işletmeler, günümüzün veri depolama ve analitik alanlardaki ilerlemeleri ile birçok farklı türde veriyi yakalayabildiği, tamamının birleştirip depolayabildiği ve kullanılabilir hale getirebildiği karmaşık verilerle nasıl çalışma alanları yaratabilecekler? O, ayrı bir konu olsa gerek.

Daha fazla vakit kaybetmeden hızla harekete geçilmesi gerekliği ise ortadadır.

İş dünyasında devrim yaratan, bir çağın başlangıcını ifade eden büyük veri dediğimiz; sürekli büyüyen sensör bilgisi, fotoğraflar, metin ses, video gibi verileri birkaç yıl öncesinde bile mümkün olmayan şekillerde hızla geliştiği, iş dünyasının artık müşterilerinin belirli davranış şekillerini, ne zaman satın almak isteyeceklerini önceden belirleyebilmeleri için bu verilere ihtiyaç duyulur hale geldi. Büyük veri aynı zamanda şirketlerin operasyonlarını daha verimli bir şekilde yürütmelerine önemli destek sağlıyor.

İşletmeler artık proje amaçlarına ulaşmak için stok ve makineler gibi benzeri fiziki varlıklara veya finansal varlıklara dayalı verileri kullanmanın dışında, bilgiye dayalı veriyi hammadde olarak kullanmak, kendi bilgi sistemlerinin işleyemeyeceği kadar yetersiz kalması sonucunda, diğer karmaşık veri sistemlerinden ulaşmak durumunda kalacaktır. Toplanan verileri bir bütün olarak aralarında ilişkilendirecek, işleyecek, stratejik projelerinde karar alma aşamasında tüm bu verilere ihtiyaç duyacak, kullanmak zorunda kalacaktır.

Birçok kullanım alanı bulan büyük veri uygulamaları, üretim noksanlığı olan ülkemizde, imalat sanayinin gelişmesinde rekabet avantajı anlamında önemli katkılar sağlayacaktır. Üretim ve kaynak temini alanlarında karar verme süreçlerini destelemek için bilgi üreten tahmin modellerinin yardımı gerekecek olup, ayrıca akıllı üretim süreci ve ürün yaşam döngüsü yönetimi gibi uygulamalar, büyük veriyle birlikte gerçek yaşamda hayat bulmaya başlamıştır.

Büyük veriyi kullanabilmenin ana amacı, karmaşık halde olan verilerin kullanılma zorunluluğu aşamasında, veriyi kullananların eskisinden çok daha fazla bilgili olması gerekecektir. Veriyi elde edip sonuçlandırmak ayrı bir uzmanlık alanıyken, hızla, önümüze gelen bilgiyi kullanarak geleceğe yönelik doğru kararlar alabilmek çok önemli uzmanlık alanı haline gelecektir.

Bu bağlamda; KOSGEB’in destekleri arasına aldığı “büyük verinin analitik yöntemlerle işlenmesi ve imalat sanayinde kullanımı” gibi destekleri, özellikle Kobilerin değerlendirmeleri ve farkında olmaları bu anlamda çok önemlidir.

Cengiz Hergünlü – SMMM-Bağımsız Denetçi

www.hergunlu.com