Çukurova’yı da bitirdiler!

Yakınımızdaki marketin en iyi yaptığı uygulama, meyve bölümünü tamamen dışarıya almış olması. Bu salgın döneminde dışarıda alışveriş yapmak daha güvenli oluyor. Market de sabah saatlerinde tenha oluyor; eğer indirim günü değilse…

Bugün indirim günü değil; ben de biraz meyve almak niyetindeyim. Tezgâh önlerini gezip portakal tezgâhının önünde duruyorum. Öyle eskisi gibi koca koca portakallara bugünlerde pek rastlanmıyor. Bu tezgâhta yer alan portakallar, kötünün iyisi. Fiyatı 5,95 TL. İleride bir portakal tezgâhı daha gözüme çarpıyor. Bunlar biraz daha iyi gibi ama fiyat etiketi konulmamış. Manav elemanına, iki tezgâhtaki portakalın fiyatı da aynı mı diye soruyorum. “Hayır! Onların fiyatı 15 TL.” diyor. “Nasıl yani ikisinin arasında pek fark yok. Nasıl oluyor da bunun fiyatı 15 lira oluyor?  deyince, “Bu, lüks portakal, o nedenle o fiyat.” cevabını alıyorum.

Narenciye memleketinde geldiğimiz duruma bak!  Portakalın kilosu 15 TL. diye söylenerek fiyatı daha ucuz portakaldan alıp, mandalinaların önünde duruyorum. Kilosu 8,77 TL. olan mandalinaların üzerlerinde siyah lekeler oluşmaya başlamış. Bir-iki gün daha dursalar, çürüyecekler. “İnsan bunları bu fiyata satmaya utanır!” diye söyleniyorum market çalışanına. Başka mandalina yok mu soruma, “Mandalinanın zamanı geçti!” cevabını alıyorum. Kışın ortasındayız, mandalinanın zamanı nasıl geçmiş oluyor diye hafif yollu çıkışıyorum. Çalışan, tekrar ediyor; “İzmir mandalinasının zamanı geçti, şimdi Kıbrıs mandalinası gelecek.”  İyice öfkeleniyorum ama kendimi tutarak; “Ne Kıbrıs’ı? Adana’ya, Çukurova’ya ne olmuş? Orası narenciyenin vatanı. Kıbrıs’a mı kaldık?”

O ana kadar yüzüme bakmadan sadece işiyle ilgilenen market çalışanı genç, dönüp yüzüme bakarak; “Çukurova mı kaldı? Çukurova’yı da bitirdiler. Çukurova diye bir şey kalmadı!” dedi. Gencin yüzüne bakamadım. Haklısın dedim. Çukurova da kalmadı…

Daha önce bazılarıyla sohbet imkânım olmuştu. Üniversite mezunu gençlerdi ve işsizlikten bu mahalle marketinde tezgâhtarlık yapıyorlardı.

Yüzüne bakamadım…

Size Çukurova’nın uçsuz bucaksız narenciye alanlarını bile bırakamadık. Bizler, sizlere bir gelecek imkânı sağlayamadık…Bu ülkeye ve varlıklarına yeteri kadar sahip çıkamadık. Atatürk’ün devrimlerini koruyamadık…

Ne iç ne de dış hainlerde bir suç yok. Suç bizde… Görevimizi yerine getiremedik ve hep suçu başkalarına attık.  Biz sahip çıkamadık ama siz sahip çıkabilirsiniz…Bizim düştüğümüz hatalara düşmeden…

Nasıl yapacağınızı bilmiyoruz ama eminiz siz bir yolunu bulacaksınız…

Çok geç olmadan…

Tülay Hergünlü – SMMM