Cumhuriyet’in İlanı

1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla başlayan tartışmalar üzerine devletin yönetim sisteminin belirlenmesi gerekliliği doğmuştu. Bakanların meclis tarafından seçilmesi uzun tartışmalar ve uyumsuz tercihler sonucu gerçekleşiyordu. 27 Ekim 1923’te Halk Partisi Meclis Grubu toplantısında Fethi Bey’in, İcra Vekilleri Heyeti’nin istifasını bildirmesinden sonra hükûmet kurma çalışmaları bir sonuca varmadı. Sorunun çözümünün Mustafa Kemal’e bırakılması kararlaştırıldı. Mustafa Kemal, “Bana bir saat izin verin. Bulacağım çözümü bildireceğim.” dedi. 28 Ekim günü Çankaya Köşkü’ndeki akşam yemeğinde İsmet Paşa, Fethi Bey, Kazım Paşa, Rize milletvekili Fuat ve Afyon milletvekili Ruşen Eşref Bey’i misafir olarak ağırlayan Mustafa Kemal Paşa, misafirlerine “Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz!” dedi. Yemekten sonra Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa birlikte kanun tasarısını hazırlamışlardır.

29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal, Halk Partisi Meclis Grubu’nun toplantısında, Hükûmet buhranına çözüm bulmak için “Anayasa’nın bazı maddelerinin açıklanması” gerektiğini bildirmiş ve önerdiği Cumhuriyet teklifi kabul edilmiştir. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Mustafa Kemal’in yönetim şekli üzerine yaptığı kanun teklifi “Yaşasın Cumhuriyet!” sesleri arasında kabul edilmiştir. Anayasa’ya “Türkiye Devleti’nin yönetim şekli Cumhuriyet’tir.” maddesi eklenmiştir. Durum, aynı gece bütün memlekete bildirilmiş ve her tarafta gece yarısından sonra yüz bir pâre top atışıyla ilân edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, ilk Meclis Başkanı Fethi Okyar, ilk Başbakanı ise İsmet İnönü olmuştur. Türkiye Cumhurbaşkanlığı için yapılan oylamaya yüz elli sekiz kişi katılmış ve yüz elli sekiz üye oybirliğiyle Mustafa Kemal Paşa’yı seçmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle devlet başkanlığı sorunu ortadan kalkmıştır.

Cumhuriyetin ilan edilmesi ulusal egemenliğin sağlanması yönünde en önemli adımlardan biri olmuştur. Milli egemenliği esas alan cumhuriyet yönetimi, milletin kendi kendisini yönetmesidir. Cumhuriyetin ilanı ile; rejim tartışmaları sona ermiştir. Devlet Başkanlığı, Meclis Başkanlığı ve Hükümet Başkanlığı’nın yetkileri birbirinden ayrılarak yönetim kadroları yeniden düzenlenmiştir. “Meclis Hükümeti Sistemi” terk edilip, “Kabine Sistemi” ne geçilmiştir. Böylece hükümet politikalarının daha uzun ömürlü olması sağlanmış, Meclis Hükümeti Sistemi’nden kaynaklanan problemlerin önüne geçilmiştir.

Umut Bingöl – Tarih öğrencisi