Devrim yapılırken belirli bir mesafe alınması

Değerli eserinde; “Atatürk’e göre demokrasi en iyi düzendir ve yükselen bir deniz gibi ortalığı kaplayacaktır. Cumhuriyet, demokrasinin en yetkin biçimidir ve yine demokratik bir düzen olan meşrutiyetten üstündür.”*  ifadelerini kullanan tarih profesörü ve akademisyen Sina Akşin, böylece 6 Ok’tan birinin neden demokrasi olmadığı eleştirisine de cevap vermektedir.

1930 yılının Ağustos’unda Serbest Fırka kurulur. Bu, Atatürk tarafından başlatılmış çok partililik girişimidir. 1929 Ekim’inde ABD’de başlayan ekonomik buhran dünyayı etkilemiş, ülkemizde de ekonomik sıkıntılar baş göstermiştir. Akşin’in “İktisadi sıkıntılara düşen kişilerin gericilerin propogandalarına kolayca hedef olacakları açıktı.”* düşüncesi, günümüz için de geçerlidir. Dinci iktidarların oy almak için kullandıkları, üzerlerinde her türlü yönlendirmeyi yaptıkları (manipüle ettikleri) kitleler, genellikle ve çoğunlukla mağduriyet içinde olan yani açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan halk kitleleridir.

Mustafa Kemal, Harf Devrimi’nin ardından, yeni alfabenin yerleştirilmesi için sık sık halkın içindeyken artık yavaş yavaş Köşk’e çekilir. Halkın karşısında ise hükümet vardır. Hükümeti temsil eden Parti ise henüz halkın partisi haline gelememiştir. Halktan gelen dalgalanmaları yönlendirmek için Paris büyükelçisi Fethi Okyar’ın başkanlığında “Serbest Fırka” kurulur. (12 Ağustos 1930). Parti liberal görünse de prensipleri, Cumhuriyet Halk Fırkası’ndan çok da farklı değildir; ne var ki şehirdeki orta sınıf, bu harekette kendi şikâyetlerinin ifadesini bulmaktadır. Örgütlenmek için İzmir’e giden Fethi Bey bir kurtarıcı gibi karşılanır. Vali asayişi sağlayamayacağını düşünür. Ankara durumdan haberdar edilir. Fethi Bey’i getiren gemi üç saat boyunca bekletilip limana yanaşamayınca halkta öfke dalgası oluşur. Nihayet Fethi Bey halkın arasındadır. Vali, asayişi koruyamayacağından endişelidir ve Fethi Bey’den konuşma yapmamasını ister. Fethi Bey durumu Atatürk’e bildirir. Atatürk ise konuşmayı yapmasını ve engel olanları da kendisine bildirmesini ister. Bu arada halktan bazı kişilerin Halk Fırkası’nın bir gazetesini basmaya gitmesiyle karışıklık çıkar, polis halka ateş açar ve 14 yaşında bir çocuk hayatını kaybeder. Çocuğun yaşlı babası onu kucağına alır, Fethi Bey’in ayaklarına bırakır ve şöyle bağırır. “İşte size bir kurban, başkalarını da veririz, kurtar bizi!”

Cumhuriyet kurulalı sadece yedi yıl olmuştur ama Mustafa Kemal’in, düşmana son darbeyi vurduğu yerde halk, başka kurtarıcı arama derdine düşmüştür! “Keşke Yunan galip gelseydi” zihniyetinin dedeleri işbaşındadır.

Bu kanlı olayın ardından Serbest Fırka ancak üç ay daha yaşayabilir. (17 Kasım 1930) Akşin; “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası nasıl Şeyh Sait Ayaklanması’yla noktalandıysa, Serbest Fırka işi de bir gericilik olayı ile noktalandı.”* demektedir.

Akşin’in bahsettiği gericilik olayı Menemen Olayı’dır yani; Yedek Asteğmen Fehmi Kubilay’ın, Nakşibendi Derviş Mehmet ve tarikat mensupları tarafından vurulması ve başının bıçakla kesilerek direğe dikilip halka gösterilmesi. (23 Aralık 1930)

“Terakkiperver ve Serbest Fırka olayları devrim yapılırken ve belirli bir mesafe alınmadan çok partililiğin pek sağlıklı işlemediğini gösteriyordu.”* ifadesini kullanan Akşin haklıdır. Evet, koşulların elverişsiz olduğu açıktır ancak ona rağmen Atatürk çok partililik denemesine onay vermiştir.

 

Canan Murtezaoğlu

*Sina Akşin, Kısa Türkiye Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s.203-205