Evlere şenlik uygulamalar

Gün geçmiyor ki iktidarın evlere şenlik yeni bir uygulamasına şahit olmayalım. Akla, hayale gelmeyecek işlere imza atıyorlar; işte onlardan üç tanesi…

Pandemi nedeniyle 17 günlük “tam kapanma” dediler. Nasıl kapanmaysa, herkes dışarıda… Sadece 65 yaş ve üstü vatandaşların hapis hayatı devam ediyor. Üstelik bu kez normal zamanlarda verdikleri dört saatlik dışarı çıkma serbestliği de yok. Sanki bu ülkede 65 yaş üstü vatandaşlara özel “asimilasyon” uygulanıyor gibi. Zavallılar ya evlat, torun marifetiyle bulaştırılarak hastalığa yakalanıyorlar ya da evde kapalı kalmanın etkisiyle girdikleri bunalım nedeniyle yüksek tansiyon hastası oluyorlar veya kendilerini işe yaramaz hissedip, hayata küsüyorlar.

65 yaş ve üstü grubun bir yılı aşkın bir süredir evlere kapatıldığı tek ülke Türkiye… Başka ülkelerde böyle bir uygulama duymadık, varsa da biz bilmiyoruz.

İktidar, evlere şenlik “tam kapanma” uygulamasının içine bir de içki yasağı sıkıştırdı. İçki yasağı, kanun ile konulur ama bizde il umumi hıfzıssıhha kurulları karar alıyor, valilikler tarafından yayınlanan genelgelerle yasaklanıyor. Kısaca içki satışı kanun ile değil, genelgeyle yasaklanıyor. Zaten, “tek adam” yönetiminde TBMM devre dışı bırakıldı. Ülke çoğunlukla Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yönetiliyor. TBMM bir karar alsa bile Cumhurbaşkanı bunu iptal etme yetkisine sahip; İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinde olduğu gibi.

Neyse, biz gelelim, alkol yasağına… Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, “…Alkol yasaklanması kanunen yasa çıkartılarak olur. Fakat pandemi döneminde veya bu tarz olağanüstü dönemlerde mülki amirliklerin inisiyatifine bırakılıyor. Hukukçularla konuştum. ‘Mülki amirliklerin bile alkol yasak kararını vermesi kanunen suçtur. Yasa çıkartılmadan alkol yasaklanamaz,’ açıklamasında bulundular. Tekel Bayileri Derneği ise ‘Zincir marketler çatır çatır içki satarken, Tekel bayilerine baskı uygulamak esnafı bitirme projesidir,” dedi. 

Pandemi yasağı ile alkol yasağının ne ilgisi var demeyin. Muhafazakâr iktidar, mahalle baskısını her fırsatta uygulamaya çalışıyor. Tam kapanma uygulamasına alkol yasağının montajlanması, şeriat devletine doğru gidişte şeytanın bile aklına gelmeyecek bir tuzaktır…

Hani evlere şenlik, dedik ya, bir tane de iş dünyasına şenlik olacak bir uygulamaya imza attılar. 7318 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun, 15. maddesi ile “ibraz süresinin son günü 30.04.2021 ila 31.05.2021 tarihleri arasına isabet eden çeklerin ibraz edilemeyeceği” ne dair bir yasa çıkarttılar ve jet hızıyla Resmi Gazete’de yayınlayarak hükme bağladılar…

Peki, bu ne demek? Söz konusu tarihler arasındaki çeklerin tahsilâtları askıya alındı demek.

Örnek verelim; 18 Mayıs 2021 vadeli 100 bin TL. tutarında çeki olan bir firma, bankaya gidip alacağını tahsil edemeyecek. Ne zaman gidebilecek? 1 Haziran 2021 tarihinden itibaren…

Tabi bu uygulama iş dünyasını ayağa kaldırdı. Milyarlarca liralık karşılığı olan çek tahsil edilemedi. Müzmin yandaş TOBB Başkanı bile; karşılığı olan çeklerin ödenmemesinin bütün sistemi kilitlediğini belirterek “Bu sorunun acilen çözülmesini, tüm iş dünyamız adına talep ediyoruz,” şeklinde açıklama yaparak feryat figan eyledi.

Tepkiler artınca Ticaret Bakanlığı, TBMM’ nin çıkarttığı yasayı basın yoluyla düzeltmeye çalışarak ki -Türkiye’de bir ilktir- “Hesapta karşılığı olan çekler ödenecek,” açıklamasında bulundu. Düşünün, TBMM yasa çıkartıyor, bir bakan çıkıyor ve basın aracılığıyla o yasanın aslında şöyle de uygulanabileceğini söylüyor. Tam şenlik yani!

Ticaret Bakanlığı, basın açıklaması ile düzeltmeye çalıştığı garabeti, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında düzelterek, çek hesabı sahibinin hesabında para bulunması kaydıyla, ibraz edilen çeklerin ödeneceğine dair tebliğ yayınladı. Tabi bu tebligat ile durum düzeldi mi? Elbette hayır! Siz bir iş insanı olsanız, 30 Nisan ve 31 Mayıs 2021 tarihleri arasında bankadaki hesaplarınızda nakit bulundurur musunuz? Ben bulundurmam. Çünkü ne diyor Ticaret Bakanlığı yayınladığı genelgede; bu tarihler arasında bankaya ibraz edilen çeklerin karşılığı bulunmuyorsa, Çek Kanunu gereği, “karşılıksız” işlemi yapılmayacaktır.

Yani yırttınız…

Bu tarihler arasında imza koyduğunuz çeklerinizi ödemezseniz, çeklerinizin arkası yazılmayacak!

Vatandaşa da buradan sormak düşüyor; siz, alacaklıyı mı yoksa borçluyu mu kayırıyorsunuz? Ya da amacınız zaten ayakta zorla durmaya çalışan KOBİ’leri iflas ettirip, meydanı biraz daha küresel firmalara bırakmak mıdır? Keza aynı durum, alkol ruhsatı olan fakat 17 gün boyunca alkol satamayacak olan tekel bayileri için de geçerlidir. Öyle ya, tahsil edilemeyen çeklerin ve raflarda bekleyen malların bir maliyeti vardır. Bu maliyet, orta ölçekli bir KOBİ’yi rahatlıkla batırmaya yetecek boyutlara ulaşabilir. Bilmiyorsanız bir mali danışmana sorun…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti keyfi uygulamalarla ve “Ben yaptım oldu!” zihniyetiyle yönetilemez.

Yazık oluyor ülkeme!..

Tülay Hergünlü – SMMM