İlk kadın kimyacımız; Prof. Dr. Remziye Hisar

“Kadınların sadece öğretmenlik yapabildiği gençlik günlerime dönüp baktığımda ne çok yol aldığımızı daha iyi görüyorum. Bir kadın sesini tarihin içinden duyabilmek için, bu sesi iyi dinlemek gerekiyor. Belki bu ses, başarıya ulaşmak için hâlâ erkeklerden daha fazla çalışması gereken hemcinslerime yol gösterici olur!”

Cumhuriyet tarihinin ilk kadın kimyageri olan Remziye Hisar, 1902 yılında babasının zabitlik görevi yaptığı sırada Üsküp’te doğar. Babası istihkâm kaymakamlığından emekli merhum Salih Hulusi Bey, annesi 93 Harbi şehitlerinden erkân-ı harp miralayı Ali Remzi Bey ve Hatice Refia Hanım’ın kızı Ayşe Refia Hanım’dır. İstanbul’a Meşrutiyet ilan edildikten bir sene sonra gelirler. Okula Davutpaşa’daki İstanbul Nazperver Kalfa Mekteb-i İptidaisi’nde başlar. Üç senelik bu okulu bir senede bitirerek ilk başarısını gösterir.  Daha sonra İttihat ve Terakki Mektebine, oradan da Emirgan Rüştiyesi’ne geçer. 1919 yılında da yatılı olarak okuduğu Çapa’daki İstanbul Darülmuallimat’tan mezun olur. Fen öğretmenleri bir müfettişle tartışıp istifa ettiğinden dolayı Darülmuallimat’taki fen dersleri iki sene kadar boş geçer. Bu sırada çok iyi bir öğrenci olduğundan, küçük sınıflara geometri ve matematik dersi verir.

Mezun olduktan sonra Darülfünun’un Kimya bölümüne yazılır. Kimya bölümünü seçmesinin nedeni ise fen derslerindeki kanunlarda olsun, buluşlarda olsun hep yabancı isimlerin olmasıydı. Okulda arkadaşlarının müdür beyle birlikte Bakü’ye gitmeye karar vermesi üzerine kendisi de onlara katılarak, öğretmen olarak Azerbaycan’a gider. Bakü’de sonradan eşi olacak Doktor Reşit Süreyya Gürsey ile tanışır ve bir süre sonra birlikte bölgedeki politik karışıklıklar nedeniyle yurda dönerler. Oğulları Feza Gürsey’in doğduğu yıl ise 1921’dir. Bir yıl sonra mektepten hocası olan Kâzım Nami Bey’den, Adana Darülmuallimat’ına müdür ve edebiyat hocası olarak atandığına dair bir mektup alır ve Adana’ya gider. Kısa bir süre sonra, Remziye Hanım buradan istifa ederek fen alanında çalışmak ve Türkiye’nin adını dünyaya tanıtmak üzere Paris’e Sorbonne Üniversitesi’ne gider. Sorbonne’da o yıllarda Langevin, Madam Curie gibi çok önemli hocalar vardı.

 

Sorbonne’daki ikinci yılında Maarif Vekâleti’nden burs alarak eğitimine devam eder. Fakat daha sonra, doktoraya başlamak istediğinde bursu kesilerek yurda geri çağrılır ve Erenköy Lisesi’ne kimya hocası olarak tayin edilir. O günlerde Avrupa’da doktora yapan kimyacı yoktur ve devlet bu konuda da burs vermemektedir. Zaten o zamana kadar Sorbonne’dan Remziye Hanım’dan önce mezun olan tek öğrenci de Osman Hamdi Bey’dir.

 

1930 yılı ise İstanbul Maarif Müdürlüğü’nün desteğiyle oğlu Feza Gürsey’i Galatasaray Lisesi’ne yatılı kayıt ederek, kızı Deha’yla birlikte Paris’e doktora yapmaya gittiği yıldır. Doktora hocası Paul Pascal’dır. Paris’te 3 yıl kaldıktan sonra, doktorasının bitmesine üç ay kala maaşını keserler. Fakat araya eski matematik hocası, Sivas mebusu Rahmi Bey girer ve maaşı tekrar bağlanır. Fransa’da o sıralarda doktora yapmak için iki tez vermek gerekiyordu. Bu nedenle Remziye Hanım, birinci tez olarak elektrolitler teorisi ve ikinci tez olarak da metafosfatlarla ilgili hazırladığı çalışmasını verir. Bu doktora çalışmalarından dolayı jüri özel mansiyonunu alır.

 

Tezini tamamladıktan sonra 1933 yılında, doçent adayı olarak yurda döner ve İstanbul Üniversitesi’nde çalışmaya başlar. 1933’ten 1936’ya kadar genel kimya ve fizikokimya doçentliği yapar. Daha sonra Ankara’da Hıfzısıhha müessesine Farmakodinami bölümüne Hayati Kimya Mütehassısı olarak atanır ve burada 1942’ye kadar çalışır. 1942’de doçentlik imtihanını vererek Eczacı Okulu’nda analitik kimya ve toksoloji doçentliğine getirilir. 1947 yılında ise İstanbul Teknik Üniversitesi, Makine ve Kimya Fakültesi’nde Kimya Doçentliği’ne başlar. 1956 yılında ise Fransa Hükûmeti tarafından kendisine “Officer de l’Académié” nişanı verilir. 1959 yılında profesör olur.

1963-1973 tarihleri arasında aynı üniversitenin Kimya Fakültesi’nde Analitik Kimya kürsüsü başkanlığı yapar.1973 yılında ise emekliye ayrılır. Remziye Hisar, 1992 yılında vefat eden oğlu, ünlü fizik profesörü Feza Gürsey’den sadece iki hafta sonra aramızdan ayrılmıştır.

 

Doç. Dr. Özden Aslan Çataltepe

 

 

Kaynaklar
Bilim ve Teknik, Bir Çalıkuşu Öyküsü… İlk Kadın Kimyacımız, Remziye Hisar,  Ağustos 1993, Syf 56
http://www.bilimtarihi.org/bilimadamlari/biyografiler/biyografiler.htm