İlk Türkçe Kur’an

“Vahiy kısaca; bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygambere bildirilmesidir… Vahiy olarak aktarılan sözler, muhatabı olan toplum tarafından açıkça anlaşılmalı ve üzerinde düşünülmelidir. Bu nedenle, Arap toplumuna indirilen Kur’an, Arapçadır. “Kendilerine açıkça anlatabilmesi için, her elçiyi kendi ulusunun dili ile gönderdik.”(İbrahim,4) cümlesi ile de bu durum kesin olarak belirtilir…Her insanın Arap dilini bilmesi mümkün olmayacağına göre, Kur’an okumak isteyen kişi, kendi dilindeki çevirisini okuyacaktır. Atatürk de bu düşünceyle Kur’an’ı Türkçeye çevirtmiş ve dinin temel kaynağını halkın kendi dilinde okuyup anlayabilmesinin önünü açmıştır. “(OKU!”, S.32)

Arkeolog Sergen Çirkin (Cumhuriyet, 06.12.2018) bir makalesinde konuya ayrıntılarıyla değinmiş. Çirkin’in makalesinden bir paragraf verelim; “Bilinen en eski Türkçe Kur’an çevirisi yaklaşık bin yaşındadır ve İngiltere’deki John Rylands kütüphanesinde korunmaktadır. Kitap üç dilli olup Türkçenin yanı sıra Arapça ve Farsça metinleri de içeriyor… Türkçe ayetlerin dili, Göktürklerin kullandığı eski Türkçeye çok yakın olan Karahanlı Türkçesidir… Anadolu Beylikleri döneminde yapılan Türkçe Kur’an çalışmaları, genellikle namazlarda okunan surelerin çevirileriydi. Buradan şu anlam çıkmaktadır: Gerek Osmanlılar gerekse Anadolu’nun diğer beylikleri, inandıkları dini anlayarak yaşıyorlardı.” 

Karahanlılar, bilinen ilk Türk-İslam devleti. Gök Tanrı (Tengricilik) dinine inanan Türklerde tanrıya yakarış doğal olarak Türkçe yapılmaktaydı. Kur’an’ı anlamalarının, dini öğrenmelerinin yolu da onu kendi dillerinde okumakla olabilirdi. Karahanlıların, Kur’an’ı kendi dillerine çevirmek için çalışmalar yaptıkları bilinmektedir ancak günümüzde, ilk Türkçe Kur’an çevirisinin ortaya çıkış tarihi üzerinde uzlaşma sağlanamamıştır. Çeviriyi yapanlar da bilinmemektedir.

İlk çevirilerin “satırarası çeviri yöntemi” yle hazırlandığı düşünülmektedir. Kırıkkale Üniversitesi, Arş. Gör. Yaşar Şimşek; “satıraltı veya satırarası” denilen yöntemi, “Kur’an’daki kelimelerin tek tek anlamlarının verilmesine dayalı, Arapça orijinal metnin hemen altına yerleştirilmiş, Türkçe söz dizimi özelliklerinin görülmediği; fakat hem İslamî terimlerin Türkçe karşılıklarının hem de Türkçedeki İslamî terimlerin tarihî seyrinin izlenebileceği, Türkçe sözvarlığı çalışmaları için son derece ehemmiyetli metinlerdir.”** cümleleriyle vermektedir.

Çirkin’in de belirttiği gibi Rylands nüshası buna ilk örnektir. (Bu nüsha, Rylands Kitaplığı Arapça Yazmalar Bölümü 25-38’de kayıtlıdır.) Kim tarafından ve ne zaman yazıldığı tam bilinmese de dil özellikleri, Karahanlılara ait olduğunu göstermektedir. Konuyla ilgili bilimsel makalelerde; Türkçe çevirinin bir Farsça çeviriye dayandığı ya da Farsça çeviri ile birlikte yapıldığı görüşleri yer almaktadır.

Kutadgu Bilig’de, ilk Türkçe Kur’an çalışmasında kullanılan Türkçe dini terimleri görmekteyiz. “Tengri Azze Ve Celle Ögdisin Ayur” sözleriyle  başlayan bölümün çevirisi “Tanrı Azze Ve Cellenin Övülmesini Anlatır” şeklindedir.  İlk beyit şöyledir:

Yaratan yetiştiren ve göçüren Rabbim
olan Tanrı’nın adıyla söze başladım. (Beyit,1)

Karahanlı Türkçesi ile yazılan ve Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olan “Dîvânu Lugâti’t-Türk” ün yazarı Kâşgarlı Mahmud da Tengri ile Allah’ı eş anlamlı olarak vermiştir. Tanrı sözcüğü, çok eski Türkçe bir addır. Türkler, İslam’a geçtikten sonra da bu adı kullanmayı sürdürmüştür. Anadolu’nun halk şairi Yunus Emre’den bir beyitle bitirelim:

Tanrı için canım canı cefa ise tapdur yeter,
Senin firakından beter azap dahi var mı beter.

ya da özgün şekliyle

Tanrı’yiçün cânum cânı cefâyısa tapdur yiter
Senün firâkundan beter ‘azâb dahı var mı beter

 

Canan Murtezaoğlu

 

*https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/turkce-kuranin-1000-yillik-oykusu-1161371 (Makaleyi gönderen Cenap Murtezaoğlu’na teşekkür ediyorum.)
**http://www.turkbilig.com/pdf/201631-477.pdf