Masallar da masum değil!

Masallar, çocukluğumuzun vazgeçilmezleridir. Hemen hemen her çocuk mutlaka bir masalla tanışmıştır. Bizim çocukluğumuzda bir masalcı teyzemiz vardı. Bazı akşamlar çocukları toplar, birbirinden güzel masallar anlatırdı. Harika vakit geçirirdik.

Prensler, prensesler, kötü kalpli cadılar, kötü kalpli üvey anneler…

Çocukken farkında değildik tabii...Kötü kalpliler genelde kadınlar olurdu.

Pamuk Prenses’in, kötü kalpli cadısı, Kül Kedisi’nin kötü kalpli üvey annesi ve üvey kardeşleri… Yine Hansel ve Gratel’in kötü kalpli cadısı ile üvey annesi. Kurbağa Prens’i, kurbağaya dönüştüren de kötü kalpli bir cadı; yani kadın…

Hepsi kadın…

Siz hiç masallarda kötü kalpli erkek cadı ya da üvey baba gördünüz mü?

Cadılık, masallarda bile kadınlara biçilen bir rol olmuş…

Ortaçağ’da da öyle değil miydi?

Kaç kadın cadılık suçlamasıyla ateşlerde yakıldı?

Kadınlar birbirini çekemez derler ya…Masallar sanki yüzyıllardır kadın düşmanlığını körükler gibi…

Sen mi güzelsin yoksa ben mi?

Pamuk Prenses ile üvey annenin arasındaki sorun da bu değil miydi?

“Ayna ayna güzel ayna. Söyle bana, benden güzeli var mı dünyada?”

Peki, masalların erkek karakterleri?

Onlar prens ya da kral…Hepsi iyi kalpli ve de zengin…

Pamuk Prenses’in, Kül Kedisi’nin iyi kalpli ve de yakışıklı prensleri…

Fakir ve zavallı genç kızları kurtaran her zaman beyaz atlı bir prens oluyordu.

Kaçımız, masallardaki beyaz atlı prensleri hayal etmedik ki…

Kaçımız, gece yatağa yattığımızda gözlerimizi kapayıp beyaz atlı bir prensin, şöyle belimizden kavrayıp atının terkisine attığını gözümüzün önüne getirmedik ki…

Hatta gerçek hayatımızda, evleneceğimiz erkekte, prenslere bile taş çıkaracak özellikler aramadık mı?

Masallar bir yana, romanlarda da durum benzer değil mi?

Zengin, güçlü ve yakışıklı bir erkek, fakir ve zavallı bir kız… Lordlar, kontlar…Güçlü aileler, yoksul aileler … Ve çoğunda mutlaka kızları ezen, horlayan erkek anneleri, görümceler, halalar…

Dedim ya kötü karakterler ağırlıklı olarak kadın…

Bizim Türk filmlerinde de öyle değil miydi?

Fakir kız, zengin oğlan…

Kaç genç kız, beyaz atlı bir prens ile evlenebilmek hayaliyle evini köyünü terk etti acaba…

Kız anneleri genelde, “Ben kızımı şöyle hali vakti yerinde, zengin biri ile evlendireceğim, çulsuza verecek kızım yok!” demezler mi!

Büyürüz ve gerçek hayatın hiç de öyle masallardaki gibi olmadığını anlarız; kimimiz acı tecrübelerle, kimimiz hayal kırıklıklarıyla…

Görünen o ki masallar da masum değil…

Bunu çocuklara anlatmak gerek…

Masal başka, hayat başka…

Hayatta, hayallerin ötesinde yaşamlar var elbette ama bunun yolu masallardan geçmiyor, gerçeklerden geçiyor…

 

Tülay Hergünlü – SMMM