Musa ve değişen rejim

Aklı çalıştıran sorumluluk duygusudur ve Atatürk; aklı kullanmaktır, sorumluluktur, harekettir.

Falih Rıfkı‘dan okuyalım:

Gençliğinde halk ile köylülerin kaynaşmasını isterdi. Bir gün bir gençler toplantısında sordu:
‘Buraya en yakın köy ne kadardır?’ Cevap yok. Bir daha sordu, içlerinden biri: ‘Yirmi dakika efendim!’ dedi.
‘Peki bu köyler ne haldedir, bana anlatır mısınız? Şikâyetleri nelerdir söyler misiniz?’ Sükût… Nihayet başlarından biri: ‘Efendim, köylere gitmek için otomobil ve araba tahsisatı yok’ deyince Atatürk; “
Menemenli isyancı şeyhlerin köy köy dolaşmak için tahsisatları mı vardı?” dedi. (Falih Rıfkı, Babanız Atatürk, s.137)

2018’de Türkiye’de rejim değişti çünkü rejimin bekçisi olması gerekenler hep “tahsisat” çıkmasını beklediler; rejimi değiştirmek isteyenler ise dağ-tepe dolaşıp kapıları çaldılar. Vaktiyle medrese tahsili olan biri, adını sorduğu kişiden, “Musa” yanıtını alır ancak kişinin, “u ve a” seslerini kısa söylediğini düşünür ve tekrar ettirir. Kişi, “Muusaa…” diye uzatınca da “O kadar da uzun boylu değil!” der. Anekdot, “Rejime bir şey olmaz; o kadar da uzun boylu değil!” diyenlerin, hareket etmekten uzak, sorumluluktan kaçanların sözünü anımsatıyor…

Neticede rejim değişti yani “o kadar da uzun boylu” oldu! Batı’nın dehası (!) ile Doğu’nun kurnazlığı (!) el ele verdi, birleşti ve yeni rejim hayat buldu. Yeni rejim; adalette, eğitimde, sağlıkta, ekonomide, iç ve dış ilişkilerde uzamaya devam ederken, “Atatürk Cumhuriyeti” ifadesi de gönüllerde ve Milli bayramlarda kaldı.

Canan Murtezaoğlu