Neden büyüktür?

Gerçek bir öncünün yol haritası, daima şu iki temel öğeyi içerir: “gerçek ülkü için hedefe yürümek ve aldatmamak”. Bu, peygamberler için de geçerlidir, tarihe yön veren büyük liderler için de. Bir öncüde bu iki değer yoksa, toplum zulme maruz kalacak demektir. Dünya tarihi bunun örnekleriyle doludur. Milyonlarca insan “aldatan liderler” nedeniyle yitip gitmiş, değerler, medeniyetler yok olmuştur.

Barış ve esenlik dini olan İslam’ın kitabında Yaratıcı, tebliğ görevi verdiği Peygamber’ine “… sana emrolunduğu gibi dosdoğru ol.” (Hud,112) der ve uyarır: “Eğer seni aldatmak isterlerse…” (Enfal/Ganimetler, 62)

“Aldatan bizden değildir!” sözünü sık sık vurgulayan Hz. Peygamber’in, tebliğ ettiği satırlarda “aldatma” için araç kılınan da açıkça belirtilmiştir. Birkaç örnek verelim:

“…aldatan da sakın sizi Allah adına aldatmasın.” (Fâtır/Yaratan,5)
“Aldatan da sakın sizi ‘Allah’ diyerek aldatmasın.” (Lokman,33)
“…sizi pek aldatanlar ‘Allah’ diyerek de aldattı.” (Hadid/Keskin Anlayış, 14)

Aldatmada kullanılan diğer bir araç da “söz” dür;

“… aldatmak için birbirine yaldızlı sözler fısıldayan” (En’am/Sığırlar, 112)
“O zalimler birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.” (Fâtır/Yaratan, 40)

“İşin ilginç yanı, İslam coğrafyasında yaşayan ve kendilerini dindar olarak ifade edenler için bu ayetler, görünen o ki pek de bir anlam taşımamaktadır.” (“OKU!”, s.33)

İslam’ın temel kaynağı Kur’an, “şeytan” olarak adlandırılan “şer” güçlerin temsilcisinin, hangi yöntemleri kullanacağını da verir:

“Ve onlardan gücünün yettiğini sesinle ayaklandır, üzerlerine yayalarınla ve atlılarınla haykırarak yürü, mallarına ve çocuklarına ortak ol, onlara vaatlerde bulun. Ancak, şeytan onları aldatmak için vadeder.” (İsra/Gece Yolculuğu, 64)

Bu satırları okurken, günümüzün siyasi mitinglerini, sayısız yalan içeren konuşmaları, halkı aldatan ve de özellikle dinle aldatan baş aktörleri hatırlamamak mümkün değil!

7. yüzyıldan, 11.yüzyıla gelindiğinde benzer uyarı ifadelerini, uyaklı eser Kutadgu Bilig’de de görüyoruz. O günün ifadesiyle öncü, yöneten, lider yani “Bey” hangi değerleri taşımalı, nasıl yönetmelidir? Birkaç beyit okuyalım:

“Dünyayı elde tutmak için kişide anlayış gerekir;
halka hâkim olmak içinse hem akıl hem yürek gerekir.”
(beyit 277)

“Beylerin etrafını kötüler çevirirse,
memlekete tamamen kötüler hâkim olur.”
(beyit 889)

Kötü serbest kalırsa, iyi ortadan kaybolur;
hâkim iyi olursa, onun halkı da şüphesiz iyi olur.”
(beyit 890)

“Tavır ve hareketin doğru olsun, doğru yoldan sapma,
alçakgönüllü ol, büyük söz söyleme.”
(beyit 1282)

“Bey sözü dürüst olmalı ve bundan caymamalı;
sözünden dönene erkek denilmez.”
(beyit 5079)

“Doğru ol, doğru yola git ve hep doğrulukla hareket et;
böylece kötü ve eğri yola gelir, tavrını değiştirir.”
 (beyit 5506)

“Kötü ve zalim olanı yükseltme,
ona memlekette nüfuz verme, seni çok üzer.”
  (beyit 5521

“Zalim ve kötüyü yükseltme, onu zengin etme;
şüphesiz ki sana ilaç ve devayı zehir haline getirir.”
(beyit 5522)

***

Atatürk, Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan’a hayatına dair hatıralarını anlatmıştır. Bunlar, kısaltılmış şekilde Milliyet gazetesinde yayımlanır. (13 Mart 1926) Şöyle demiştir Gazi Mustafa Kemal:

“… Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin! Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda mukavemeti yok eden olacaksın. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telakki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin!”

Bu birkaç satırda, gerçek bir lider, gerçek bir öncünün yol haritasını görüyoruz ve de engelleri kaldıran mücadelesindeki iki temel öğeyi. Memleket için “gerçek ülküyü görebilecek ve aldatmayacak” liderlere emaneti teslim etmek de yönetilenlerin sorumluluğudur. “Yönetilenden istenen, iş yapması için emaneti vereceği kişi ya da kişilerin ehil olması konusunda titiz davranıp doğru olanı belirlemesi; yönetenden istenen ise ahlaklı olması, verilen emanete sahip çıkması ve hukukun üstünlüğünü koruyarak adaletle hükmetmesidir.”* (“OKU!”, 44)

***

“En karanlık gece bile sona erer ve güneş tekrar doğar.” demiş Victor Hugo. Evet bu böyledir, biz istesek de istemesek de bu böyledir ve insanoğlu benzer cümleleri, umudu yitirmemek adına hep tekrarlar. Oysaki insandan istenen kendi karanlığını yok edecek güneşin doğması için çaba göstermesi; iş ve oluşa katkı vermesidir.

İşte Mustafa Kemal Atatürk bunun için “büyük” tür!

Canan Murtezaoğlu