Nokta atışı yapan sözlerimizdeki yanlışlar

Önceki kuşaklarımızın mihenk taşlarından olan atasözlerimiz, deyimler ya da bazı sıfatlar olsun, bir olayı aktarmada âdeta nokta atışı yapar gibi, kısa ve öz anlatımlıdır. Tecrübeler ile hayat bulmuş bu kalıplar doğru kullanıldığında genç kuşaklara güç, fayda ve öngörü desteği olur. Ancak bu sözlerin yanlış kullanımlarının toplumda yaygınlaştığı da bir gerçektir. Bu yanlış kullanımları günlük konuşmalarda sıkça duyduğumuz gibi, eğitimli kişilerin yazılı ya da sözlü anlatımlarında da görüyor ve duyuyoruz. Birkaç örnek vererek, ucundan da olsa konuya değinelim…

Bir şeyi en ince ayrıntısına kadar araştırmak anlamında kullandığımız, “ince eleyip sık dokumak”, “ince eğirip sık dokumak” tır aslında. Anlam bütünlüğü eğirmek ve dokumak kelimeleriyle sağlanır çünkü eğirmek yün ve pamuk gibi malzemeleri iğ ile eğirip ip haline getirmektir.

Kılık kıyafeti, görüntüsü düzgün ve gösterişli kimse anlamında olan “kelli felli” nin doğru kullanımı, “kerli ferli” dir çünkü ker kuvvetli, fer şanlı şöhretli anlamındadır. Alışagelmiş şekliyle kullanımı ise bir anlam ifade etmez çünkü kel; vücudun kıllı yerlerinde üreyerek kılların dökülmesine yol açan bir mantarın sebep olduğu bulaşıcı hastalık ya da bu hastalığa yakalanarak saçı dökülmüş olan kimse anlamındadır. Fel ise hile, sihir, yorgunluk, kurnazlık gibi manalar içerir.

Her haliyle kabul etmek anlamına gelen “hatası ile sevabı ile” sözünü de çok kullanırız ancak burada olması gereken kelime “doğru” anlamındaki “savab” dır; yani doğrusu ile yanlışı ile.

Zıtlık ya da uyumsuzluğu ifade için kullanılan ve “altı kaval üstü şeşhane” olması gereken ifade de zaman içinde “altı kaval üstü Şişhane” şekline dönüşmüş ve özellikle genç nesil için soru işareti olmuştur. Öyle ya, bir semt adı olan Şişhane ile kavalın ne gibi bir ilgisi olabilir? Aslında benzetme silah üzerinden yapılmıştır. Kaval, namlusu mermiyi düz hedefleyen bir borudur, şeşhane (şeş Farsça altı rakamıdır) ise mermiyi atış ekseninde döndürerek çok daha hassas nişan almayı sağlayan altı yivli namludur.

“Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” atasözü de bağlamından koparılanlardandır. Doğru kullanımı “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” şeklindedir. Ane, Bağdat yolu üzerinde bir uçurumun adıdır. Eskiden bir ilim ve bilim merkezi olan Bağdat’a varmak için çok tehlikeli bir uçurum olan Ane aşılmalıydı ve böylece Bağdat’a ulaşılabilirdi. Bağdat’a ulaşmak ise ilim ve bilime ulaşmaktı.

Atatürk; “… Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” (1931)* der. Dilimizi korumak, gerekli özeni göstermek de bizlere düşer.

Sacide Selda Şengün – Ekonomist

 

 

*Afet İnan, Türk Dili Dergisi, Sayı: 182, 1966 s. 90