On asır önceden Hacib’in demokrasi dersi / kanunun üstünlüğü

“Kitabın adını Kutadgu Bilig* koydum
okuyana kutlu olsun ve elinden tutsun.” (Beyit, 350)
ve
“Yıl dört yüz altmış ikiydi, **
bu eseri yazıp tamamladım. (Beyit, 6495)

beyitlerinin sahibi Yusuf Has Hacib, Türk edebiyatında ilk siyasetname örneği olan ünlü eserinde “kanun”un önemine, üstünlüğüne ve doğru uygulanmasına değinir. İmparator, hükümdar, kral, melik, bey, başkan ya da cumhurbaşkanı, hangi adla anılırsa anılsın, hangi sistem içinde olursa olsun toplumu yönetendir. Yönetenin önemsemesi ve temel alması gereken ana konu da “kanun” olmalıdır. Kutadgu Bilig’in beyitleri arasında biraz dolaşalım.

“Dünya asayişe kavuştu ve düzen kuruldu;
o, adını kanunla yüceltti.” (Ulu Buğra Han’ın övüldüğü bölüm; Beyit, 103)

“Beylik çok iyi bir şeydir, fakat daha iyi olan yasadır,
ve onu doğru uygulamak gerekir.” (Hükümdar Kün-Toğdı hakkındaki bölüm; Beyit, 454)

Hükümdar Kün-Toğdı, Ay-Toldı’ya adalet vasfının ne olduğunu anlatırken şöyle der:

“Gerek oğlum, yakınım veya hısmım olsun;
gerek yolcu, geçici veya konuk olsun;
Kanun karşısında hepsi birdir;
hüküm verirken hiçbiri beni farklı bulmaz.” (Beyitler, 817-818)

Bu son dört dize, âdeta Kur’an’ın Nisa/Kadınlar,135. ayetini de açar niteliktedir. “Kur’an, ‘insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman’ ifadesiyle de bireyle adalet ilişkisine dikkat çeker ve bunu en geniş anlamda şöyle verir: “Kendinizin, ana babanızın ve en yakınlarınızın aleyhinde de olsa, zengin veya fakir de olsa… Allah için tanıklık ederek denkserliği ayakta tutun. Adil olmanız için, heveslerinize uymayın.” (“OKU!”; s.44)

Ay-Toldı yani devlet/vezir/ikbal/saadet, hükümdar Kün-Toğdı’ya yani adalet/kanun/ hükümdar/melik’e vasiyetname yazışını anlatırken kanun yapma konusunda titiz olmanın önemine bütün çıplaklığı ile dikkat çeker:

“Ey kanun yapıcı iyi kanun koy;
kötü kanun yapan, hayattayken ölmüş demektir.
Ey hakîm devlet adamı, kötü teamül*** koyma;
kötü kanunlarla dünyaya hükmedilemez.
Bir kimse kendi zamanında kötü teamül koyarsa,
kendinden sonraya kötü nam bırakmış demektir.
Birisi iyi kanun koyup bıraktı mı,
adının ayakta durmasını sağlamış demektir.
Ey hükümdar, dikkat et, kendini şaşırma,
aslını unutma, bunu daima hatırında tut ve düşün.” (Beyitler, 1458-1462)

Dikkat edilirse demokrasi dersi veren vezir yani devlet, dinleyen ve uygulaması gereken kişi de kanunun temsilcisi olan hükümdardır. Hacib’in demokrasi dersi şöyle devam eder…

“Bir memleketin bağı ve kilidi iki şeyden ibarettir;
biri ihtiyatlılık, biri de kanun; bunlar esastır.” (Beyit, 2015)
“Hangi bey memlekette doğru kanun koyduysa,
o, memleketini düzenlemiş ve gününü aydınlatmıştır.” (Beyit, 2017)

“Ey hakim, memlekette uzun süre hüküm sürmek istersen,
kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın.
Kanun ile ülke genişler, dünya düzene girer;
zulüm ile ülke eksilir, dünya bozulur.” (Beyitler, 2033-2034)

Ve şöyle tamamlar doğru kanun yapmanın ve uygulamanın önemini şair Yusuf Has Hacib:

“Adalete dayanan kanun bu göğün direğidir;
kanun bozulursa gök yerinde duramaz.”
(Beyit, 3463)

On asır öncenin bu demokrasi dersi bugün ülkemiz, Türk dünyası ve İslam coğrafyası yönetim sistemlerinde kendine ne kadar yer bulabilmiştir? Yukarıdaki beyitleri esas alıp bugüne bakalım:

Bu coğrafyalarda adalet, göğün direği olması gereken “kanun” u sarıp sarmalamış mıdır? Üretimden, emekten uzaklaşan bu coğrafyalarda zulüm, savaş, insan hakları ihlalleri sürüyor. İnancına toz kondurmayan fakir de zengin de artan yoksulluk karşısında sessiz. Oysa “Kur’an, varsıllığın belli ellerde toplanmasını değil hakça paylaşımı esas alır ve buna, “Bu mallar, içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşması için değildir.” (Haşr/Sürgün,7) ifadesiyle dikkat çeker.” (OKU!”, s. 23) Ne yazık ki din de siyasete âlet ediliyor ve kitleler yönlendiriliyor.  

Söz olarak askıda kalan “Medeniyetin beşiği biziz!” ifadesinin gereğini yapmalı ve zaman kaybetmeden, tüm gayretimizle öz varlığımıza sahip çıkmalıyız. Cumhuriyet’e, şehitlerimize borcumuz olduğu gibi, genç kuşaklara emaneti doğru aktarmak gibi bir sorumluluğumuz da var!

Canan Murtezaoğlu

 

*Kutadgu Bilig, Kabalcı Yayınları
**Hicri takvimde 462 yılı, Miladi takvimde 1070 yılıdır.
*** Teamül: bir yerde, grupta, kültürde eskiden beri yapılagelen şeyler, alışılagelmiş şeyler, öteden beri olagelen davranışlar, tutumlar bütünüdür. (hukuk)