“Sen bizim gözümüzü açtın!”

Atatürk, bir Orta Anadolu gezisinde, tarlasında çift süren bir çiftçiye rastlar ve öküzünün birine ne olduğunu sorar. Çiftçi de devlete borcu olduğunu, icra kapıya dayanınca koca öküzü satıp borcu ödediğini söyler. Atatürk ertesi gün çiftçi Halil Ağa’yı yanına getirtir ve olayı tekrar anlatmasını ister. Bunun üzerine Atatürk salonda bulunan Başbakan İsmet İnönü ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya döner ve “Arkadaşlar, biz İstiklâl Savaşı’nı Halil Ağa’nın öküzünü icra yoluyla satalım diye yapmadık. Gerekirse vergi borcu ertelenebilir, ama köylünün çift sürdüğü öküzü elinden alınamaz.” der. Atatürk, kusur ettiğini düşünerek üzülen Halil Ağa’yı ise, “Güle güle, sen bizim gözümüzü açtın!” diyerek ayakta uğurlar.*

Çağlar üstü lider Atatürk, halkıyla bağ kurmanın örneğini göstermiş ve devlet yönetiminde esas alınması gerekenin yine halk olduğunu vurgulamıştır.

“Bana yöneltilen en beğendiğim lider sorusunu ise tek bir liderde karizma, bilgi ve bilgiye dayalı liderliğin eşzamanlı bulunmasının zor da olsa mümkün olabildiğini, bu bağlamda tarihin ve benim için en tartışmasız liderin Atatürk olduğunu söyleyerek büyük bir içtenlikle cevaplıyorum.” diyen İlham Süheyl Aygül, şöyle devam etmiş kitabının ilerleyen sayfalarında:

“Evet, başkalarının hayatlarına dokunabiliyor musunuz?.. İnsanların hayatlarına dokunmayı başarabiliyor musunuz? İnsanlarla ağ değil bağ kurmayı, kalplerine dokunmayı hiç deniyor musunuz? Etrafınızda, sosyal medyada yüzlerce takipçiyle ağ kurarak kendisine network oluşturduğunu ve takipçileriyle güçlendiğini sanan insanlar var. Oysa sadece örümcekler ağ kurarak, insanlar ise kalplerle bağ kurarak güçlenirler. Başarının sırrı: insanlarla bağ kurmak, kalplere dokunmak yani bir anlamda “karşılıksız cömertlik.” **

 

*İlknur Güntürkün Kalıpçı; Her Yönüyle İnsan Atatürk, s.38’deki anekdottan derlenmiştir.

**İlham Süheyl Aygül, İlham Veren, s. 57 ve 108