Söz

Söz ağızdan bir kere çıkar.
Söz vermek borçlanmaktır.
Söz namustur.
Sözünün arkasında durmak.
Özü sözü bir olmak.
Bir çift sözü olmak.
Ne çok söz var sözle ilgili. Sadece iyi bilinenleri ve sık kullanılanları bile saymak kolay değil.
Söz kelimesini, Türk Dil Kurumu, “Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil, bir işi yapacağını kesin olarak vadetme v.b.” olarak tanımlıyor.
Sözdeki doğruluk ya da yanlışlık, söz vermedeki tutarlılık ya da tutarsızlık, yalnızca karakter tanımlanmasının belirleyicisi olarak kalmıyor; boyutu ölçüsünde, bireysel, kurumsal, toplumsal yaşamları etkiliyor.

İnsan yaşamında, başta çocukluk dönemi olmak üzere, kimi zaman bıraktığı izin tümüyle silinmesi mümkün olmasa da, sözün yıkıcı ya da yapıcı etkisi, yıkıcı etkinin telafisi ile yapıcı etkinin sürdürülebilirliği değişken elbette. Kişinin konuştuğu sıradaki ruhsal durumu, yetişme ve yaşam koşulları, algı  ve bilgi düzeyi,  sonrasında dile getirilen pişmanlık ya da yapılan özeleştiri  ve daha pek çok etmen, karşısındakinde bıraktığı acının, umudun, öfkenin, hoşgörünün, inancın, güvenin derinliğini belirliyor.

Ancak, sözün etki alanı genişledikçe önemi azalan bu etmenler, etki alanı bütün bir toplum olduğunda ise tümüyle önemini yitiriyor, söz konusu olan; uçurumun kıyısında, karanlığın sınırında bir ülkenin toplumuysa eğer, önemini yitirmekle kalmıyor, sözün söylenme gerekçeleri ve doğuracağı sonuçlar yaşamsal olabiliyor. Ülkelerini uçurumun kıyısından çekip çıkarmayı; yönünü karanlıktan aydınlığa çevirmeyi başarabilen liderlerin, sözlerini, eylemleriyle uyum içinde, aklın ve bilimin süzgecinden geçirerek;  öncesini  değerlendirip  sonrasını hesaplayarak söylemiş olmaları bu yüzden.  Yalpalamadan, savrulmadan, ezilip büzülmeden, haklılıklarından aldıkları kararlılık, cesaret ve özgüvenle konuşmuş olmaları bu yüzden. Bu yüzden o sözlerin yalnızca söz olmakla kalmayıp, kuşaklar boyu rehberlik edişi.

Tarihlerinde, özellikle de yakın tarihlerinde böyle liderleri bulunan uluslar, şanslı olan uluslar.

Bir ulusun, “Benim karakterim bağımsızlıktır.” “Yurtta barış, dünyada barış.”“Öğretmenler; sizler fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştiriniz.”, “Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.”, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözlerini söylemiş bir lideri olması ise,  aynı zamanda hiç sönmeyecek ışığının, hiç tükenmeyecek gücünün, hiç bitmeyecek umudunun da olması demek.

Canan Canbeyli – Kimya Mühendisi