Ters talihin yenilmesi; İkinci İnönü Zaferi

27 Şubat’ta başlayan Londra Konferansı, 12 Mart’a kadar devam eder ancak olumlu bir sonuç alınamaz. (1920) “Bunun üzerine İtilaf Devletleri Türk ve Yunan delege heyetlerine bazı önerileri içeren bir proje vererek, hükümetlerden bu projeler için alacakları yanıtların konferansa bildirilmesini istemişlerdi.” *

Bize verilen proje, Sevr Antlaşması hükümlerinde yapılacak değişikliklerle ilgilidir ancak “İtilaf Devletleri, yaptıkları önerilerin yanıtını beklemeden, daha delege heyetimiz yoldayken, Yunanlılar, bütün ordusuyla, bütün cephelerimize karşı saldırıya geçtiler.”* diyecektir Mustafa Kemal Nutuk’ta.

Lloyd George’dan siyasi destek alan Yunanlılar bu harekât ile; “Yunanistan Kralı Konstantin’in itibarının kurtarmak ve Sevr’i kabul ettirmek”** umudundaydılar!

Anadolu’da Pontus (Rum) ve Koçgiri (Kürt) isyanları sürmekteydi ve bu durum Yunan’ın lehine işliyordu. “Yüz yıllardır Türklerle beraber yaşayan Rum ve Ermeniler” ** de Yunanlıların yanında yer almıştı.

Halk diliyle ifade edersek, içerideki ihanet dışarıdaki düşmanla iş birliği halindeydi.

Yunan ordusu 23 Mart’ta üstün kuvvetlerle ileri harekâta geçti. Tüm cephede düşmanla karşılaşmalar oldu. 30 Mart’taki şiddetli çarpışmalar düşmanın başarısıyla sonuçlandı. Türk ordusu, Yunan ordusunu İnönü mevzilerinde” karşılayacaktı. Karar bu yönde verilmişti. Albay Refet Bey komutasındaki Güney Cephesi’nin süvari birlikleri Batı Cephesi’ne sevk edildi. Ankara’dan da Meclis Muhafız Taburu destek için gönderildi.

Şimdi sıra bizdedir. Mustafa Kemal şöyle anlatacaktır: “İsmet Paşa 31 Mart günü karşı saldırıya geçti ve düşmanı yenerek 31/1 Nisan gecesi geri çekilmek zorunda bıraktı. Böylece inkılap tarihimizin bir sayfası İkinci İnönü zaferiyle yazıldı.”

Yunanlılar, her zaman olduğu gibi, geri çekilirken şehir ve köylerimizi ateşe vermişlerdi.

***

Tarih 1 Nisan 1920. Mustafa Kemal’e, İsmet Paşa’nın, Metristepe’den çektiği ve zaferi bildiren telgrafı ulaşır: “… Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce ölüleriyle doldurduğu muharebe meydanını silahlarımıza terk etmiştir.”

Mustafa Kemal de, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’yı tarihe mâl olan şu ifadelerle kutlayacaktır: “… Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters talihini de yendiniz. İstila altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak köşelerine kadar zaferinizi kutluyor…”

Zaferi kutlayan telgraflar gelmekte, Mustafa Kemal de bizzat yanıtlamaktadır. Bir dağ gibi, yaklaştıkça heybeti artan Mustafa Kemal, Harp Okulu’nun ilk yıllarında; “O, Türk ulusunun yüz yıllardır beklediği sesi verdi. Fakat ne şiirlerini okuyabiliyor ne söylediğini duyabiliyor ne de ‘Vatan ve Silistre’ adlı yazdığı piyesi temsil edebiliyoruz.”*** isyan cümleleriyle dile getirdiği, damarlarındaki bağımsızlık ateşini körükleyen Namık Kemal’in oğlundan da bir telgraf alır. Şöyledir Ali Ekrem (Bolayır) e cevap telgrafı Mustafa Kemal’in:

“Anadolu’nun ruhu, bütün direnme feyzini tarihindeki büyüklerden almıştır. Bize bu mukaddes feyzi veren ecdat ruhları arasında muhterem babanızın pek büyük yeri vardır. Yaralı vatanın kurtuluş ve bağımsızlığı için ölmek yolunda bugünkü kuşağa fedakârlığı öğreten büyük Kemal hakkında saygıların tekrarına vesile olan telgrafınıza özel teşekkürlerimi arz eylerim.” (10 Nisan 1920)

Öz değerlere bağlılığın simgesi Mustafa Kemal, Yunan ordusunun Anadolu’daki zulmünü protesto etmek için de, insanlık âlemine şöyle hitap eder: “… Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, bu faciaları bütün insanlığın ders alıcı bilgisine arz eder ve bedbaht vatan parçalarımıza ve namus ve bağımsızlığını savunma gibi mukaddes bir görevi yerine getirmekte olan milletimize lâyık görülen bu zulümleri uygarlık âlemi önünde üzüntü ile protesto ederim.”

***
Ne acıdır ki, günümüz Türk milleti, tarifsiz zorluklar ve imkânsızlıklar içinde vatanı kurtaranlara karşı “vefa” göstermekten, “şehit kanına saygı” duymaktan hızlıca uzaklaşıyor.

Yoksa:
Statlardan ve müfredattan Atatürk adı silinir miydi?
Andımız yasaklanır mıydı?
Devlet madalyalarından Atatürk kabartması çıkarılır mıydı?
Harp okullarından ve askeri kurslardan Atatürk çıkarılır mıydı?

Müzik korolarından bile “Türk” ismini kaldıran bir zihniyetle yönetilen ülkemiz insanının ivedilikle Cumhuriyet’in kurucu değerlerine sahip çıkmasını ve bu uğurda adım atmasını diliyorum.

İnönü Zaferi’nin 100. yılı kutlu olsun. İsmet İnönü ve tüm silah arkadaşlarını rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.

Canan Murtezaoğlu

 

 

Fotoğraflar için Cengiz Gökdeniz‘e teşekkür ediyoruz.

 

Yararlanılan kaynaklar:
*Nutuk, s. 392-393
** (Editör) Prof. Dr. Cemil Öztürk; Türk İnkılâp Tarihi; Pegem Akademi, Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu (bölüm), s.144-145
*** Niyazi Ahmet Banoğlu; Atatürk’ün İstanbul’daki Günleri, Alfa, s.2