Yoksulun çocuğu, uzaktan eğitimden yoksun

Telefonum çaldı. Arayan, çocuklarına burs verdiğimiz bir anneydi. “Kızımın okulunda uzaktan eğitim veriliyor ama tablet ya da telefon olmadığı için kızım eğitim alamıyor. Her gün ağlıyor. Genellikle dışarıda iş aradığım için benim telefonumu da çok fazla kullanamıyor.  Ne yapacağımı bilmiyorum. Siz de ikinci el bir telefon ya da tablet bulunur mu acaba?”

“Senin çocuğun devlet okulunda değil mi? TRT’nin EBA yayınları yeterli olmuyor mu?” diye sordum.
“Okul, kendisi de eğitim yayını yapıyor. Öğrenciler bu yayını izlemek zorunda!” diye cevapladı.
“İyi de her çocukta tablet yok ki! Özel okul mu bunlar? Niye böyle bir uygulama yapıyorlar?” diye sorduğumda da “Bilmiyorum, okul böyle bir karar almış.” dedi.
“Peki, okula durumunu anlattın mı? Destek olamıyorlar mı?”
“Olamıyorlar, maalesef. Okulun da durumu yok!”
“Belediye’ye, kaymakamlığa gitseydin!”
“Gittim. Çalmadığım kapı kalmadı. Kayıt aldılar ama ne ses var ne seda…”
Üç çocuğunu, tül kenarı dikerek tek başına büyütmeye çalışan bir anne… Bugüne kadar bizden bu şekilde bir talebi olmamıştı. Çok zor durumda olmasa beni aramazdı. “Peki, bir çaresine bakmaya çalışalım.” dedim.
“Eğitim İmecesi” olarak çocuğumuza bir tablet aldık ama geride başka çocuklar da vardı. Fazlasına gücümüz yetmeyeceği için altı aile daha tespit ettik ve bir kampanya başlattık.  Toplamda yedi ailemize tablet aldık ve gönderdik. Dikkat edilirse “yedi çocuğa” demiyorum, “aile” diyorum çünkü her ailede iki ilâ dört çocuk var ve tabletler ortak kullanılacak. Yani ortalama on beş çocuğa yedi tablet düşüyor… Daha önce de EBA’yı izleyemeyen iki ailemize televizyon almıştık.
Biz yedi aileye tablet desteğinde bulunduk ama ya binlerce ailenin çocukları?

Kovit-19 sürecinde eğitim işlerinde başarı sağlanamadığı, ülkenin yoksulluk gerçeğine dokunulamadığı açıktır. Doğu’da çocuklar internete ulaşmak için karda, yağmurda yüksek tepelere kadar yürümek zorunda kaldılar. Devlet okuluna giden 3 milyon 17 bin öğrencinin evinde internet, 754 bin 429 öğrencinin evinde de televizyon olmadığını* basından öğrendik.

Yayınlanan raporlarda, en zengin ailelerle en yoksul ailelerin eğitim harcamaları arasındaki farkın 20,5 kat olduğunu okuduk. Basından; “Hane-halk borçları katlandı. Kamusal bir hizmet olan eğitim satın alınan bir hizmete dönüştü. Bütün yük ailelerin omzuna bindi. EBA sistemi ulaşılır olmadı, bilgisayar, tablet eksikliği gün yüzüne çıktı. Bundan 10 yıl önce FATİH projesiyle atılım hedefi çöktü. Bakanlık ancak 150 bin tablet dağıtabildi.” bilgilerine ulaştık.**

Yine basından “FATİH projesi 5 yıl içinde her öğrenciye bir tablet öngörüyordu ama 2010’dan bugüne gelindiğinde dağıtılan tablet sayısı hedeflenenin çok altında kaldı. MEB sadece hedefin yüzde 20’sini tutturabildi. Hatta MEB 2018 yılında tablet yerine klavyeli bilgisayarlara geçiş yaptı.” tarzında haberler okuduk.***

Devletimizin kurucusu Atatürk’ün eğitime verdiği önem bilinmektedir. 1 Mart 1922’de üçüncü yasama yılına girildiğinde yaptığı konuşmanın önemli bir bölümü eğitimle ilgilidir.  Mustafa Kemal Paşa’nın, o gün eğitimle ilgili söylediği sözler, günümüze de ışık tutacak niteliktedir. Bu ayrıntılı konuşmanın kısa bir bölümünü verelim:

“Hükümetin en verimli ve önemli görevi eğitim işleridir. Bu görevde başarılı olabilmek için öyle bir program uygulamak zorundayız ki, o program milletimizin bu günkü durumu ile sosyal ve yaşamın ihtiyaçları ile, yerel şartlarla ve çağın gerekleri ile tam anlamıyla denk ve uygun olsun. Bunun için büyük, hayali ve anlaşılması güç görüşlerden tamamen arınarak gerçeklere en iyi bir biçimde yaklaşmak gereklidir. Yapılacak girişimin neleri kapsadığı ancak bu suretle kendiliğinden açığa çıkar.” ****

Kovit-19 sürecinde eğitim işlerinde başarı sağlanamadığı, ülkenin, özellikle de yoksulluk gerçeğine dokunulamadığı açıktır.

Özel okullarda okuyan çocukların, uzaktan eğitime erişebilmelerini sağlayan ortam ve cihazları mevcut iken, devlet okullarında okuyan yoksul aile çocukları ne yazık ki bu imkânlardan mahrum kaldılar. Kovit-19 sürecinde Türkiye’deki eğitim eşitsizliği tam manasıyla ortaya çıktı. Bu süreçte, aradaki eşitlik kapanmayacak boyutlara ulaştı. Çocuklar, ulaşamadıkları eğitim sürecini nasıl telafi edecekler, bilinmiyor… Birileri havanda su dövmeye ve içi boş açıklamalar yapmaya devam ederken, olan bu ülkenin çocuklarına ve geleceklerine oluyor.
Tablete, bilgisayara, televizyona, internete erişemeyen, eğitim alamayan çocukların gözyaşlarından sorumlusunuz…

Tülay Hergünlü – SMMM

 

*https://www.ntv.com.tr/turkiye/chp-lideri-kilicdaroglu-interneti-televizyonu-olmayan-ogrenci-nasil-egitim-alacak,cMm7jJIBB0Cu1_EUNMgicw
**https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/yoksulda-egitime-ayiracak-para-kalmadi-6165333/
*** https://www.birgun.net/haber/tabletler-dagitilmadi-meb-neden-sessiz-316982
****https://tr.wikisource.org/wiki/Atat%C3%BCrk%27%C3%BCn_TBMM_1._d%C3%B6nem_3._yasama_y%C4%B1l%C4%B1_a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F_konu%C5%9Fmas%C4%B1_(1_Mart_1922)