Bakmasını bilen görür!

Doğada öyle canlı türleri vardır ki iki ayrı organizmanın yardımlaşarak birlikte yaşamasının örneklerini gözler önüne serer. Örneğin denizdeki pek çok canlının yanına yaklaşmaktan bile korktuğu köpekbalıkları, onların dişleri arasındaki besin kalıntılarıyla beslenen “pilot balıklar” nı yemez. Köpekbalığına âdeta diş tedavisi yapan, Malta palamudu da denilen bu balıklar, hem bu sayede beslenir hem de köpekbalıklarının yanında yüzdükleri için, başka avcılardan korunmuş olur. Varlık âlemi böyle sayısız dayanışma örnekleriyle doludur. “Görevlerini” en güzel şekilde yapmak, “varlığın ibadetidir” âdeta…

Ya insan? Dünyaya geliş amacını bulmak, bir arıya “öğretilen” bilgiden farklı olarak insanın kendi çabasıyla ulaşması beklenen bir durumdur. Ne kanat verilmiştir ona uçabilmesi için ne de mevsiminde meyve vermeye “programlanmıştır” o.

Tesadüf değildir doğanın bu düzeni, kurgusu bence. Dili olmasa da bas bas bağırır insanlığa; birbirinizin gözünü oymayın, tıpkı bizler gibi paylaşın dünyanın nimetlerini diye…

Doğanın sesini duymuyor, insana sunduğu örneği fark etmiyor, üstelik katlediyorsak onu, bilin ki Tanrı’nın ayetini yok etmeye çalışmaktır yaptığımız.

“Doğa bilimleri bardaktaki suya benzer. İlk yudum insanı ateist yapar. Tanrı bardağın dibinde seni beklemektedir.” (W. Heisenberg)

Meltem Kaynaş Kazezyılmaz – Planlama Uzmanı

 

Meltem Kaynaş Kazezyılmaz; Gönül Titredi Kalem Yazdı, Doğanın Sesini Duyan Var Mı? Doğu Kitabevi, s:27