Biz memleketimizi artık esir ülkesi yapamayız (2)

Önceki yazımızda 1958 yılında Cumhuriyet’in ilk moratoryumunun ilan edildiğinden bahsetmiştik. Devam edelim…

Dış borçların taksit ve faizleri ödenememektedir. DP yelkenleri indirir; Moratoryum ilan edilir. Paris’te ABD ve finans çevreleriyle Duyun-u Umumiye benzeri bir masaya oturulur. Adına “4 Ağustos Kararları” denilecek olan bir anlaşma ile Türkiye’nin iflası tescillenir. Tıpkı Osmanlı’nın imzaladığı Muharrem Kararnamesi gibi!

Hükümet, Uluslararası Para Fonu (IMF) nun baskısıyla, Cumhuriyet tarihinin en yüksek kur ayarlamasını yapmak zorunda kalır. IMF’den 359 milyon dolar dış yardım sağlanır. 1958 yılı, iflasın dışında en fazla borçlanılan yıl olarak da tarihe geçer.

1959 yılında ABD ile bir başka ikili anlaşma imzalanır ve yasalaştırılır; “İstimlâk ve Müsadere Garantisi Anlaşması”.  Bu anlaşma ile millîleştirme işlemlerinde, ABD hükümetine karar ve karışma yetkisi verilmektedir. Yasaya, DP Erzurum milletvekili Sabri Dilek bile isyan eder ve Meclis’te yaptığı konuşmada, “Bu anlaşmanın kabulüyle kapitülasyonlar geri getirilmektedir. Bu anlaşma ile Amerikalılara açıkça imtiyaz verilmektedir.”** sözleriyle tepki gösterir.

1950-1960 döneminde çıkartılan “Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu ve Petrol Kanunu” ile yer altı ve yerüstü zenginliklerimiz tam olarak Batı’nın eline teslim edilir. Bu öyle bir yasadır ki içinde yer alan, “Bu yasa yabancı şirketlerin izni olmadan değiştirilemez.” maddesi hakkında İsmet İnönü “Bu bir kapitülasyon kanunudur.” demek zorunda kalır. Bu dönemde ABD ile imzalanan anlaşmaların sayısının 200 civarında olduğu tahmin ediliyor…

Günümüzün saygın tarihçilerinden Sinan Meydan, Adnan Menderes’i ihanetle suçlamakta ve “İlk kez bu etkinlikte açıklıyorum!”*** dediği konuşmasında şunları söylemektedir: 

“Amerika’nın Atatürk döneminden gelen iyi tarım politikasını bitirme politikası gereği olarak Menderes hükümeti döneminde çok önemli iki anlaşma imzalanmış. İlki 12 Kasım 1956’da, eki de 25 Ocak 1957’de. Bu anlaşmaya göre Amerika kendi ihtiyaç fazlası olan buğday, mısır, arpa, dondurulmuş sığır eti, soya yağı, don yağı gibi ürünleri taşıma gideri karşılığında Türkiye’ye verecek. Türkiye de karşılığında taşıma gideri olarak 65,7 milyon dolar ödeyecek. Fakat anlaşmanın çok çarpıcı olan tarafı bu belirtilen ürünleri Türkiye yetiştiremeyecek.  Benzerlerini de üretirken, pazarlarken Amerika’ya soracaksın diyor. Ayrıca don yağı, dondurulmuş et derken o zaman Türk milletine domuz eti yedirilmediği de ne malum!

Diğer bir önemli tarih de 20 Ocak 1958. Amerika 1755 sayılı nota ile Türkiye’ye 1 Ağustos 1958’e kadar sert ve yumuşak buğday satmayacaksın diyor. Ayrıca ekliyor: Satarsan Amerika’nın dünya pazarındaki zararını karşılayacaksın. Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu da cevabi notada ‘İki şartınıza da peki ekselansları!’ diyor. Şimdi sizlere soruyorum bu anlaşmalar ihanet anlaşması değildir de nedir?”

10 Yıllık DP iktidarını en iyi ifade eden cümle, 27 Mayıs’ın hemen ardından Cemal Gürsel’in halka, “Devleti soymuşlar, kasalarımız bomboş ve dış borçlarımızı ödemek için devletimize yardım edin!..” seslenişi olmuştur kanısındayız!

1968 yılında ABD ile bir kredi anlaşması daha yapılır. Türkiye’nin değişik bölgelerindeki tüm bakır madenleri ve eritme tesislerini, Etibank’ın Ergani hariç tüm bakır kuruluşlarını, ABD’nin denetimi altındaki Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş. ne devredilir. 

1980 yılında Süleyman Demirel iktidarı kolları sıvar ve adına “24 Ocak Kararları” denilecek olan bir ekonomik istikrar paketi hazırlamak için harekete geçer.  Demirel bunun için Turgut Özal’ı Başbakanlık Müsteşarı olarak atar. Bu paket aynı zamanda da Türk ekonomisinin IMF’ye tam teslimiyeti anlamına gelmektedir. IMF ile yeni bir anlaşma imzalanır ve Türk parası Amerikan Doları karşısında yeniden değer kaybına uğratılır. Dolar, esnek kur uygulaması sonucunda 1980 yılında tam 8 kez TL karşısında değer kazanır. Maliye Bakanı İsmet Sezgin basına yaptığı bir açıklamada, “dünyanın yiyecek maddesi ithal etmeyen birkaç ülkesinden biri olan Türkiye’nin bu özelliğini Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu yıl kaybettiğini” söyleyecektir.

Ne yazık ki basiretsiz iktidarlar, Atatürk’ün devrimlerinden ayrıldıkça, memleketimiz ekonomik açıdan “esir ülke” olmaktan bir türlü kurtulamayacaktır.

Konuyu, anlatmaya devam edeceğiz…

Tülay Hergünlü – SMMM

 

Tülay Hergünlü‘nün, “İngiliz Sicimi’nden Amerikan Bezi’ne” adlı kitabından yararlanılmıştır, Doğu Kitabevi, 2017

* Muharrem Kararnamesi: Osmanlı Devletinin ödeyemediği iç ve dış borçlarını düzenlemek amacıyla, alacaklıların talepleri doğrultusunda 2. Abdülhamit döneminde, 15 Ekim 1881 (28 Muharrem 1299) tarihinde açıklanan mali kararlardır.
**https://www.guncelmeydan.com/pano/abd-nin-turkiye-ye-yerlesmesi-metin-aydogan-t38847.html
***Bakırköy Kadın Meclisi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Ünal Erzen’in ev sahipliğinde yapılan etkinlik konuşmasından. Yunus Emre Kültür Merkezi, 12.11.2012