Gazeteci çalışabiliyor mu?

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, gazetecilerin, bir fikir işçisi olarak haklarını düzenleyen 212 Sayılı Yasa’nın kabulünün yıldönümü. “Çalışan Gazeteciler Günü” nasıl kabul edildi, bugünlere nasıl gelindi, kısaca hatırlamakta yarar var.

Basın Mesleğinde Çalışanlarla İşverenler Arasındaki İlişkileri Düzenleyen 5953 Sayılı Kanun’un Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun, Milli Birlik Komitesi’nce 4 Ocak 1961’de kabul edildi. 10 Ocak 1961 günü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yasa ile gazetecilerin bazı sosyal hakları güvence altına alındı. Yasa, basın mensuplarına iş güvencesi ve çalışma özgürlüğü getirip, sendikalaşmanın önünü açtı.

212 Sayılı Yasa’nın çıkarılışı, bu dönemde yaşanan “Babıâli’de Dokuz Patron Olayı” ile de Türk basın tarihine geçti. İşverenler ve çalışanlar arasında gerginliğe, gazetelerin kapanmasına ve çalışanların “Basın” adında yeni bir gazete çıkarmasına neden olan olaylar, şöyle gelişti:

10 Ocak günü gazetelerini ellerine alan okuyucular, ”Gazetemizi Üç Gün Kapatıyoruz” başlığıyla karşılaştılar. Başlığın altında, 9 gazete patronunun imzasıyla yayınlanan, 212 Sayılı Yasa ile Basın İlan Kurumu’nun oluşturulmasıyla ilgili 195 sayılı yasaya yönelik tepkilerin dile getirildiği, yasaların meslekî sakıncalar doğuracağı iddia edilen ortak bildiri yer alıyordu.

Gazete sahiplerinin bu ortak tepkisi karşısında, çalışanlar da bir araya geldiler. İstanbul Gazeteciler Sendikası, çalışanlara ait bir ortak bildiri yayınlayarak, kapanma kararının gazete sahipleri tarafından verildiğini, diğer çalışanların ise bu durumu tasvip etmediklerini açıkladılar. Gazeteciler aynı gün, sendika önünden başlayan sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Ayrıca, sendikada gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, patronların üç günlük boykotu sırasında “Basın” adlı bir gazete yayınlanmasına karar verildi. Gerekli girişimlerin ardından çalışanların ortak ürünü olan Basın Gazetesi, 11 Ocak günü yayınlandı. Basın Gazetesi, gazete patronlarının üç günlük boykotu sırasında düzenli olarak yayın hayatını sürdürdü.

Patronların boykotuna karşılık, Ankara ve İzmir’de de gazete çalışanları, gerçekleştirdikleri yürüyüşler ve yayınladıkları bildirilerle tepki gösterdiler. Basın Gazetesi’nin son sayısında yer alan başyazıda, basın emekçilerinin elde edilen hakların korunması amacıyla elbirliğiyle mücadele edecekleri kaydediliyordu.

14 Ocak 1961’de boykot sona ererek gazeteler yeniden yayına başladı ancak üç günde yaşanan olaylar, Türk basın tarihinde yerini aldı.

*

Basın Konseyinin, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, “10 Ocak gerçekten çalışan gazeteciler günü olsun” denilerek şu ifadelere yer verildi. “Son dönemde 10 Ocak’lar ‘Çalışamayan Gazeteciler Günü’ oldu. Medya ekonomik ve siyasal kuşatma; ifade ve basın özgürlüğü saldırı altında. İşsiz gazeteciler ordusu on binleri aştı” (Basın)

Basının neredeyse yüzde 90’ı iktidara yakın olunca, basın özgürlüğünden söz etmek de mümkün görülmüyor. Her ne kadar birileri, “Türkiye’deki basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti alanının yirmi yıl öncesiyle kıyaslanmayacak ölçüde genişletildiğini ve güvence altına alındığını” (Basın) savunsa da Sınır Tanımayan Gazetecilerin açıklamasına göre Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154. sırada. (Basın)

Şimdilerde iktidara yakın basın emekçilerinin sesi çıkmıyor. Anlaşılan o ki durumlarından memnunlar! Gazeteleri hangi şartlarda olursa olsun kapanmıyor. Gazeteciler ve köşe yazarları da durumlarından memnun ki aynı gazetede 10-15 yıldır yazı yazan köşe yazarları mevcut! Ancak günümüzde baskılara boyun eğmeyen, kalemini satmayan, halka doğruları gösteren, özgürce yazı yazan gazeteci sayısı gittikçe azalıyor.

1961 yılından bugüne kadar Türk basınında çok şey değişti. Köprülerin altından çok sular aktı. Gazeteler de gazete emekçileri de yazarlar da okuyucular da değişti…

Basın emekçilerinin tam altmış yıl önce emeklerine ve gazetelerine sahip çıkışının öyküsü, umarız bu günkü basın emekçilerine ve diğer basın mensuplarına da örnek olur…

Gazetesine sahip çıkan, kalemini satmayan, doğruları korkusuzca halka anlatan, iktidarların borazanlığını yapmayan, tarafsız, dürüst basınımızın ve basın emekçilerimizin gününü kutluyoruz.

Türk basınının gerçek anlamda özgür olduğu günlerde buluşmak dileğiyle.

Tülay Hergünlü – SMMM