Yasak Aşk: Bedri Rahmi Eyüboğlu ile …

Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1911’de Giresun Görele’de doğdu. Ailesinin beş çocuğundan ikincisiydi. Trabzon Lisesi’nde okudu ve 1929 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi‘ne (Mimar Sinan Üniversitesi) girdi.

1930 yılında Fransa’ya ağabeyinin yanına gitti. Fransa’da Gauguin, El Greco, Cézanne, Matisse, Braque, Chagall gibi ustaların resimlerinden etkilendi ve onların eserlerini, tekniklerini inceleme fırsatı buldu. Rumen asıllı Eren Eyüboğlu ile tanıştı. Bu arkadaşlık, 1936 tarihinde evlilikle taçlandı.

Eren Eyüboğlu, 1912’de Romanya’da dünyaya geldi. Okulda aldığı resim derslerini geliştirmek için güzel sanatlar akademisine girerek resim bölümünde okumaya başladı. 1929’da ileride kalbinin sahibiyle tanışacağı, Paris’e gitti. Önce Julian Akademisi’ne devam edip, ardından da dört yıl boyunca LHOTE’la ile çalışmaya başladı.

Evlendikten sonra İstanbul’a yerleşen çift birlikte Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak Anadolu insanının yaşam biçimini tuvallerine yansıttı.

1940’ların başları. Evli ve yeni çocuk sahibi olmuş olan Bedri Rahmi Eyüboğlu Güzel Sanatlar Akademisi’nde asistanlık yapmaktaydı. O sırada heykel bölümüne misafir bir öğrenci geldi. Esmer bir Ermeni kızı Mari Gerekmezyan.

Mari Gerekmezyan, 1913 Kayseri Talas doğumludur. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okuyan, daha sonra Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’ne misafir öğrenci olarak giren sanatçı, ülkemizin ilk kadın heykeltıraşlarından biridir. Bedri Rahmi Eyüboğlu ile tanışması, işte bu şekilde başladı. Gizliden gizliye atölyede buluştular. Sırılsıklam aşık oldu Bedri Rahmi… Ona Karadutum şiirini yazdıracak, paha biçilmez tablolarını sattıracak kadar büyük, birkaç yılla sınırlı kalacak kadar kısa ve hüzünlü bir aşk…

Yasak aşkları sanat ile beslenir. Bu aşkın filizleri de; büst, tablo ve şiir gibi sanat eserleri ortaya çıkarır. Mari, aşkını anlatmak için sevdiği adamın; Bedri Rahmi’nin büstünü yapar. Bedri Rahmi de ona aşkını yazdığı şiirler, çizdiği portrelerle ölümsüzleştirir.

Mari yaşadığı yasak aşk ve Ermeni oluşu nedeni ile toplumdan dışlanır. Bu fırtınalı yasak aşk kısa sürer. Çünkü Azrail, Mari’nin amansız öldürücü hastalığı tüberkülozun kimliği altında kapıda bekler.

Hastalığıyla cebelleşen kadının ilaçlarını alabilmesi için yardımına Eyüboğlu koşar. O yıllar, savaş sonrası olduğu için ilaç fiyatları çok yüksektir. Almak ise neredeyse imkansızdır. Elinden ne gelirse yapmaya çalışır, paha biçilmez tablolarını yok pahasına satar. Fakat bu çabaların hiçbiri Mari’yi kurtarmaya yetmez.

Oğlu Mehmet’i bir gün karşısına alan Eren Hanım; “Babanı uğurladık, ama şunu bil ki ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Buna katlandımsa, sadece senin hayatın kararmasın diyedir.”

Bu konuyu bir daha hiç açmadı.

Yasemen Çavuşoğlu

 

Yazının tamamı için
https://www.arttv.com.tr/yazi/yasak-ask-bedri-rahmi-eyuboglu-ile-mari-gerekmezyan-yazan-yasemen-cavusoglu